Perşembe, Ekim 05, 2006

2000 Yılına Doğru Bilgi Toplumu Üzerine Genel Bir Değerlendirme ve Bilgi Ekonomisinin Özellikleri














2000 Yılına Doğru
Bilgi Toplumu Üzerine Genel Bir Değerlendirme ve Bilgi Ekonomisinin
Özellikleri

 


 
Miladi ikinci bin yılın
dönemecinde tüm dünyada etkisi gittikçe artan bir dönüşüm kendini bir
çok şekilde hissettirmektedir. Bazı gelecek bilimciler ve düşünürler
içinde bulunduğumuz ortamı tanımlayabilmek için Bilgi Çağı, Sanayi
Sonrası Toplum, Kapitalist Ötesi Toplum, Enformasyon Toplumu vs.
ifadelere başvurmakta, yaşanan dönüşümü teknik ve beşeri açılardan
inceleyerek geleceğe dönük trendleri belirlemeye çalışmaktadırlar.


İçinde bulunduğumuz yüzyılın ikinci yarısında bilgisayar ve iletişim
teknolojilerinin geliştirilip bütünleştirilmesi ile sonuçlarının 
kestirilmesi çok güç etkiler doğuran bir dönem de başlamış oldu.
Ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel hemen her alanda hüküm süren bu
dönüşümden  en fazla etkilenen kesim kuşkusuz iş dünyası olmuştur.
Çalışmanın bu bölümünde, süregelen değişim ve dönüşüm değişik açılardan
ele alınarak küresel rekabet ortamında iş dünyası ile teknolojik değişim
ilişkileri incelenmeye çalışılacaktır.


Yeni Dalga: Bilgi Toplumu ve Özellikleri


Sanayi sonrası toplumun özellikleri kırk yıla yakın bir zamandır her
görüşten düşünür ve araştırmacının ilgi alanında yer almaktadır. Bilgi
çağı ve bilgi toplumu ile ilgili çözümlemelerde genellikle tarihsel
süreç içinde belli özellikler taşıyan dönemleri dalgalar halinde
isimlendirmeden yararlanılmıştır. Bu bağlamda, Kontradiev?in iktisadi
genişleme, stagnasyon ve tekrar genişlemeye dayalı Uzun Dalga kuramı
bazı araştırmacılar tarafından kullanılmıştır. Kontradiev?in Uzun Dalga
kuramı sanayi devriminden günümüze kadar olan dönem dikkate alınarak
incelendiğinde, her biri yaklaşık 50 yıldan oluşan dört  dalga bulunduğu
görülecektir. Bunlar, 1770-1830 yılları arasındaki ?Erken Mekanizasyon?,
1830-1880 yılları arasındaki ?Buhar Gücü/ Demiryolları?, 1880-1940
yılları arasındaki ?Elektrik ve Ağır Sanayi? ve 1940-1980 yılları
arasındaki ?Kitle Üretimi? dönemleridir. Günümüzde ise, yeni bir
paradigma olarak ?Beşinci Dalga? hüküm sürmektedir. Yani, daha esnek
üretim modelleri ve dağınık talep türleri kitle üretimi döneminden çok
daha farklı özelliklere sahiptir. Katı örgüt yapıları ve klasik işbölümü
yeni döneme uygun düşmemektedir. Buna göre, ?Beşinci Dalga? 1980?lerde
mikroelektronik alanındaki gelişmelerle yükselmeye başlamış,
biyoteknoloji, yeni malzemeler ve uzay araştırmaları öne çıkmıştır. Bu
dönemin geleceği ise bilişim ve iletişim teknolojilerinde yatmaktadır.
[i]
[ii]


Bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi,Uzun Dalga kuramı, daha ziyade
sanayi devriminin incelenmesinde  ve geleceğe dönük tahminlerde
kullanılmıştır. Farklı şekilde tüm tarihsel süreci dikkate alarak analiz
yapan Barry Jones ve Alvin Toffler gibi düşünürler toplumları tarım,
sanayi ve sanayi sonrası şeklinde daha genel olarak
sınıflandırmaktadırlar. Günümüzde bilgi toplumu ya da sanayi toplumuyla
ilgili olarak dalga kuramından yararlanan ve öngörüleri büyük yankılar
uyandıran gelecek bilimci Alvin Toffler?dir. Bilgi toplumunun analizinde
bir ölüde kabul görmüş bu kuramdan yararlanılacaktır.


Ünlü gelecek bilimci Alvin Toffler, tarih boyunca görülen önemli
dönüm noktalarından bahsederken, ana hatlarıyla iki önemli dönüşümün
gerçekleştiğini ve üçüncü dönemin fiilen yaşanmakta olduğunu 
belirtmektedir. Bu yaklaşıma göre, toplumsal gelişmenin ilk dönüm
noktası tarımın ortaya çıkması, ikincisi ise sanayi devrimidir. Bunları
tarihin belli bir anında olup bitmiş iki ayrı olay olarak değil,
belirli  hıza sahip bir değişiklik dalgası  olarak görmek daha doğrudur.


İlk değişiklik dalgasından önce insanların çoğu küçük göçebe
topluluklar halinde yaşamakta ve avlanma, meyve toplama, hayvancılık
gibi faaliyetlerle geçinmekteydiler. On bin yıl kadar önce, Tarım
devrimi başlamış ve yavaş yavaş tüm yeryüzüne yayılarak köyleri, ekili
toprakları ve yeni bir yaşama biçimini oluşturmuştur. 


17.yüzyılın sonlarından itibaren ise, birinci dalga hızını henüz
kaybetmemişken Avrupa?da ikinci büyük değişiklikler dalgasına yol açan
Sanayi Devrimi başlamıştır. Sanayileşme adı verilen bu süreç ülkeden
ülkeye, kıtadan kıtaya çok daha çabuk yayılmıştır. Böylece, farklı
hızlara sahip iki büyük değişiklik süreci aynı anda dünyayı kuşatmaya
devam etmiştir. Birinci dalga, birkaç küçük topluluk dışında hemen hemen
durulmuştur. Son iki yüzyıldır Avrupa, Kuzey Amerika ve dünyanın birkaç
yerinde daha hayatta köklü değişiklikler yapan ikinci dalga yayılmaya
devam etmektedir. Bir çok tarım ülkesi süratle çelik üretme tesisleri,
otomobil fabrikası, dokuma fabrikaları, demiryolları kurma çabası
içindedirler. Dünyanın bir çok yerinde ikinci dalganın gücü devam
etmektedir.


Bu etki devam ederken, çok daha başka ve önemli bir süreç ortaya
çıkmış ve yayılmaya başlamıştır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı
sonrasındaki yıllarda sanayileşme dalgası en üst noktasına vardığında,
tam olarak ne olduğu anlaşılamayan, ancak her şeyi etkisi altına alan
bir Üçüncü Dalga başlamıştır.
[ii]
[iii] Üçüncü Dalga, 1950?li yılların ortalarında ABD?de güç
toplamaya başlamış, daha sonra farklı hızlarda diğer sanayileşmiş
ülkelerin bir çoğuna ulaşmıştır. Bugün, ileri teknoloji ülkeleri, üçüncü
dalga ile İkinci dalganın gereksizleşmiş, kabuk bağlamış ekonomileri ve
kurumları arasındaki çarpışmanın etkisi altında mücadelelerini
sürdürmektedirler. [iii] [iv]


Peter Drucker, İkinci Dünya Savaşından hemen sonra ortaya çıkmaya
başlayan bu gelişme sonucu oluşan toplumu Kapitalist Ötesi Toplum olarak
adlandırmaktadır. Buna göre, yeni toplumun temel ekonomik kaynağı, yani
iktisatçıların deyimiyle üretim araçları sermaye, emek  ya da doğal
kaynaklar değil bilgidir ve bilgi olacaktır.
[iv] [v] 


İkinci Dalga ile Üçüncü Dalga ekonomileri arasındaki farklar çeşitli
dinamikler göz önüne alındığında aşağıdaki tablodaki gibi ifade
edilebilir: [v] [vi]


Tablo-1.İkinci ve Üçüncü Dalga Ekonomilerinin Karşılaştırmalı
Analizi


























































DİNAMİKLER



İKİNCİ DALGA

ÜÇÜNCÜ DALGA

Üretim Unsurları

Toprak,emek, sermaye Özellikle bilgi (
veri, imaj, kültür, ideoloji, değer)
Varlıklar Maddi varlıklara
dayalı
Maddi olmayan
varlıklara dayalı
Üretim ve Ürün
Yapısı
Seri üretim, kitle
üretimi
Esnek teknoloji,
ürün esnekliği sonucunda bireyselleşme
Emek Yapısı Fiziksel (kol gücü)
emeği ile tekrarlanan, mekanik emek, tam zamanlı çalışma,
fabrikada çalışma
Bilgi işçiliği ile
yaratıcı emek, yarı zamanlı çalışma, evden çalışma
Yenilik Seyrek Sürekli
Ölçek Büyük ölçek (Ölçek
ekonomisi)
Küçük ölçek, uygun
ölçek
Organizasyon Dikey, bürokratik,
sert, uzun vadeli
Değişim
mühendisliği: faaliyet bazlı, ağ örgütler, esnek, anti
bürokratik
Altyapı Önem nakliyede.
Otobanlar, yollar, köprüler, liman tesisleri
Önem iletişimde.
Ağlara dayalı elektronik sistemler
Hız Vakit nakittir
kuralı ile sıralı ve adım adım mühendislik
Eşanlı mühendislik
ile gerçek zamana yaklaşım
Sosyopolitik yapıyla
ekonomik yapının ilişkileri
Evdışı iş, büyük ve
güçlü devlet, dev kentler, aşırı kentleşme, ekonomik
çatışmaların önemliliği, çoğunluk egemenliği, yapay demokrasi,
dolaylı demokrasi
Ev içi iş, küçük ve
etkin devlet, kent dışına çıkma ve yayılma, sosyopolitik
düzenlemelerin önemliliği, azınlığın önemsenmesi, koalisyonlar,
doğrudan demokrasi

Kaynak: İ.Melih Baş, ?Dalgalarla Gelen Gelecek Kurgubilimci Guru:
Alvin Tofler?,
AD Business Notebook, Mart 1998,s.28


1960?lı yıllardan itibaren bazı sosyal bilimciler ABD ve Japonya gibi
ileri düzeyde sanayileşmiş ülkelerde toplumun temel niteliklerinde köklü
değişim eğilimi gözlemlemişlerdir. Bir çok yönden sanayi toplumundan
farklılık gösteren bu yeni toplumu tanımlayabilmek için İkinci Dünya
Savaşı sonrasında yaygın olarak kullanılan Sanayi Toplumu yerine çok
sayıda kavram ortaya atılmıştır. Söz konusu dönem, farklı sosyal
bilimciler tarafından ?Postmodern Dönem?, ?Sanayi Sonrası Toplum?,
?Bilgi Toplumu?, ?Kapitalist Ötesi Toplum?, ?Teknokratik Çağ? veya
?Bilişim Toplumu? gibi oldukça fazla isimle anılmıştır. Bu kavramlardan
Daniel Bell tarafından 1970?lerde gelmekte olan toplumu tanımlamak için
kullanılan ?Sanayi Sonrası Toplum? ve Japon araştırmacılar ve özellikle
Y.Masuda tarafından kullanılan ?Enformasyon Toplumu? yeni oluşan
toplumun tanımlanmasında son zamanlarda daha fazla kabul görmüştür.
Kavramların çeşitliliğine karşın, içeriklerinin daha çok ayrıntıya dönük
olması, özde bu yaklaşımların büyük benzerliklere sahip olduklarını
göstermektedir. [vi] [vii]
Son yıllarda ise, özellikle bilişim ve iletişim teknolojilerindeki
çarpıcı ilerlemeler ve süratli yayılma eğilimi sonucunda günümüz
ekonomisi ?dijital ekonomi? olarak adlandırılmıştır.
[vii]
[viii] 


1941 yılında yapılan bir ekonomik analizde, herhangi bir ekonominin
üç ana bileşenden oluştuğu ifade edilmiştir. Buna göre birincil sektör
tarım, ikincil sektör imalat ve sanayi, üçüncül sektör ise hizmetlerdir.
Bir ekonomi, bu üç sektörün farklı oranlarda bileşiminden oluşmaktadır.
Eğer bir ülke sanayileşiyorsa, işgücünün büyük bölümünün imalatla ilgili
yerlerde istihdamı söz konusudur. Verimlilikteki sektörel farklılıklar
sebebiyle milli gelir artacağından hizmet ve bilgi ihtiyacı da
yükselecektir. Buradan hareketle, bir çok Avrupalı teorisyen bir
toplumun sanayi yapısının dönüşümünde bilim ve teknolojinin önemli bir
rol oynadığını vurgulamışlardır. Buna göre üstün nitelikli  çalışan
sınıf ile bilim ve teknoloji arasında önemli bir bütünleşme söz
konusudur.


Sanayi sonrası toplum üzerine çalışmalarıyla tanınan D.Bell ve Alain
Touraine, gelişmiş ülkelerde artık sanayi toplumunun yer almadığını
düşünmektedirler. Bell?e göre, sanayi sonrası toplum, profesyoneller,
mühendisler, teknisyenler ve bilim adamlarının oluşturduğu hakim bir
sınıf eşliğinde teorik bilginin merkezileşmesi ve ekonomide hizmetlerin
payının artması ile tanımlanmaktadır. Touraine ise yeni bürokratik ve
uzman sınıfların ortaya çıkması, bilgi ve organizasyona dayalı yeni iş
trendleri ve boş zaman faaliyetleri ile tanımlanan programlı bir
toplumdan söz etmektedir. [viii]
[ix]


Detaydaki farklılıklarına rağmen bu tanımlar hızlı bir sosyoekonomik
dönüşüm sürecinin yaşandığını ortaya koymaktadır. Bu süreç, daha önceki
tarım ve sanayi toplumlarından çok farklı özelliklere sahip bilgi
toplumunun ortaya çıkmasıdır. Bilgi toplumu, işgücünün önemli bölümünün
bilişimle ilgili işlerde çalıştığı ve ekonomide en etkili faktörün
bilginin kullanılması ve uygulanması olduğu toplumdur. Bir toplum içinde
söz konusu her üç toplum farklı ölçülerde bulunabilir. Ancak,
gelişmişlik düzeyi arttıkça toplumların yüzdeleri de belirgin ölçülerde
değişmektedir. Mesela, 1980 yılında ABD?de işgücünün sadece yüzde 3?ü
tarım kesiminde çalışırken, yüzde 76?sı hizmet ve bilişim
faaliyetleriyle meşguldü. Yine, yeni kurulan işlerin yüzde 80?den
fazlası bilişim ve hizmet sektörüyle ilgilidir. Bir çok Batı Avrupa
ülkesi, Kanada ve Japonya ABD gibi bilgi toplumu trendini
izlemektedirler.


Bilgi toplumu sosyoekonomik gelişme için bir çok değişikliğe neden
olmaktadır:


1.Mal üretiminden hizmet üretimine değişim. Profesyonel, teknik,
eğitim, sağlık ve fast-food gibi hizmet sektörlerindeki hızlı artış.


2.İş niteliklerinin ve karakterlerinin değişimi.


3.İşgücünde teknik eleman ve profesyonellerin, yani bilgi sınıfının
artması


4.Yüksek teknolojilere doğru teknolojik değişim. Mikroelektronik ve
yarı iletkenler aracılığıyla bilginin toplanıp yönetilmesine yarayan
küçük ve yetenekli makinaların yayılması.


5.Yeni bilişim teknolojilerinin yayılması ve bilgisayarların
gelişmesine  paralel olarak uzak noktalarla koordinasyon amacıyla
telekomünikasyonun ileri ölçülerde kullanılması.


Bilgi Çağının başlangıcı, genel olarak İkinci Dünya Savaşı
sonrasındaki yıllarda gösterilmektedir. Bu konuda kesin bir tarih vermek
mümkün olmamakla birlikte, 1957 yılında ABD?de ilk defa beyaz yakalı
işçilerin sayısının mavi yakalıları geçmiş olması bazı yazarlarca bu
tarihin bilgi çağı başlangıcı olarak kabulüne neden olmuştur.
[ix]
[x] Söz konusu bilgi toplumunu belirleyen temel
karakteristikleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
[x]
[xi]


1.Ekonomik Yapıdaki dönüşüm: Bilgi toplumundaki en büyük
özellik mal üretiminden hizmet üretimine doğru bir kaymanın
görülmesidir. Aslında hizmet sektörü zaten tüm ekonomilerde her zaman
mevcuttur, ancak sanayi toplumunda hizmetlerin niteliği daha yerel ve
mal üretimine yardımcı konumdadır. Sanayi sonrası toplumda ise eğitim,
sağlık, sosyal hizmetler gibi insani hizmetler ve bilgisayar, sistem
analizi, bilimsel AR-GE gibi mesleki hizmetler yoğunluk kazanmaktadır.
Bilgi toplumunun oluşmasında belli sektörlerin yükselişi önemli rol
oynamıştır. Bunlar: [xi]
[xii]


1.Televizyon yapımcıları, yayıncılar vb. bilgi sağlayan kişi ve
kurumlar,


2.Telefon ve kablolu yayın gibi elektronik bilgi iletişim kurumları


3.Mikroelektronik sanayi, yani televizyon, bilgisayar ve telefon gibi
elektronik bilgilerin insanlara iletilmesine imkan sağlayacak
platformların üreticileri


4.Bilgilerin toplanması, saklanması, iletilmesi ve kullanılması
amacıyla yazılım geliştiren sektörler.


2.Yükselen Yeni Sınıflar: Yeni toplumda insanların
çalıştıkları yer değil aynı zamanda yaptıkları işlerin türü de
değişmektedir. Sanayi toplumunda yarı vasıflı işçiler çalışan sınıf
içinde en kalabalık grubu oluşturmaktaydılar. Bilgi toplumunda ise,
teknik ve profesyonel sınıf, yani P.Drucker tarafından ?bilgi işçisi?
olarak nitelenen [xii]
[xiii] bilim adamları, teknisyenler, mühendisler, öğretmenler sayıca
artmış ve toplumun kalbi konumuna yerleşmişlerdir. Buna bağlı olarak
toplumda gücün yapısı da değişecektir. Tarım toplumunda toprak
sahipleri, sanayi toplumunda ise sermaye sahibi işverenler gücü
ellerinde bulundurmaktaydılar. Oluşan yeni toplumda ise güç bilgi
sınıfına ait olacaktır.


3.Bilginin Artan Rolü: Sanayi toplumu, malların üretimi için
makine ve insanların koordinasyonuna dayanmaktaydı. Yeni toplum ise
bilgi etrafında örgütlenmektedir. Sanayi uygarlığının öncü isimlerinden
Bacon?ın yüzyıllar önce söylediği gibi ?bilgi güçtür?, ancak, bilgi
toplumunda bilgi aynı zamanda toplumun temel eksenini de
oluşturmaktadır. Buna göre, tarım toplumunda toprak ve işgücü, sanayi
toplumunda sermaye merkezi bir öneme sahip iken, bilgi toplumunda bilgi
stratejik bir kaynak haline gelmiştir. Çünkü, yeni toplumda teorik
bilgiyi piyasada yeni ürün ve hizmetlere başarılı şekilde dönüştürenler
ile eğitim ve AR-GE harcamalarına en çok yatırım yapan işletmeler ve
toplumlar başarılı olacaktır. Eğer bir toplum bilgiyi üretir hale
gelemezse, büyük harcamalarla ürettiği mal ve hizmetler kısa sürede
demode olma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.


4.Bilişim Teknolojisi. Sanayi toplumunun ortaya çıkmasında en
önemli etkenin buhar makinası, elektrik, içten yanmalı motor gibi enerji
teknolojilerinin bulunmasıdır. Bilişim teknolojilerinin ortaya çıkıp
hızla gelişmesi de benzer bir etkiyi yeni oluşan toplumda oluşturmuştur.
İletişim ve bilgisayar teknolojileri daha yetenekli işgücüne gereksinim
doğurduğundan ve ulusal verimliliği arttırma ve rekabetçi üstünlük elde
etme yolunda daha yüksek değerlere sahip ürünler ortaya koyma yeteneğine
sahip olduklarından iktisadi gelişme açısından en fazla önem verilmesi
gereken alan bilişim teknolojileri olarak görülmektedir.
[xiii]
[xiv] Nitekim, ünlü strateji uzmanı M.Porter günümüzde bir
işletmenin yönetilmesinde en temel faktör olarak bilişim teknolojisine
işaret etmektedir. [xiv]
[xv] Zaten, bilgi toplumu kavramı da yeni teknolojilerin sebep olduğu
iktisadi ve sosyal değişimler anlamına gelmektedir.
[xv]
[xvi]


Bilgi Çağında işletmeler işlerini görebilmek için büyük ölçüde
bilişim teknolojisine muhtaçtırlar. Yani bilgi toplumunda bilgisayar
kullanımı son derece yaygındır. Bilgi Çağında, bir çok mal ve hizmet
bilişim teknolojisiyle iç içe geçmiş durumdadır. Mesela, Lexus marka bir
otomobil, klasik otomobil tanımının ötesindedir. Bilişim teknolojisi ile
bütünleşen bu otomobilde gelişmiş yol bulma ve navigasyon sistemleri ile
elektronik kameralar gibi yenilikler mevcuttur. Bunun yanında havayolu
rezervasyon sistemleri gibi hizmet alanları da artık bilişim teknolojisi
olmaksızın düşünülememektedir.
[xvi]
[xvii]


Geçen yüzyılda etkisini gösteren Sanayi
Devriminin arkasındaki itici güç üretim ve nakliye ekonomisindeki
gelişmelerdi. Bilişim teknolojileri bu süreçleri önemli ölçüde
etkilemekle birlikte, günümüzde gerçekleşmekte olan devrimin sürükleyici
gücü üretimdeki değişim değil koordinasyondaki değişimdir. Günümüzde
örgütlerde herhangi bir işle uğraşan herkes sürekli olarak birbiriyle
iletişim içinde olma zorunluluğundadır. Bu tür yoğun bilişim temelli
işlerde bilişim teknolojileri asıl önemlerini göstermekte, klasik  hesap
yapan makine anlamındaki bilgisayar yerine birbirlerine bağlanmış
koordinasyon amaçlı sistemler ağırlık kazanmaktadırlar. Koordinasyon
teknolojilerindeki  ilerlemeler, bir çok sektörde Sanayi Devrimi
öncesindeki küçük işletmeler dönemine dönüş anlamı taşıyabilecektir.
Sanayi toplumunda işletmeler kitle üretimi ve taşımacılık
teknolojilerinden avantaj sağlamak için örgütlenirken, bilgi toplumunda
işletmeler hem kendi içlerinde hem de dış çevreleriyle entegrasyon
amaçlı koordinasyon teknolojilerine göre yeniden yapılanmaktadırlar.

[xvii]
[xviii]


Bilgi Toplumu Üzerine Çeşitli Düşünceler


Sanayi toplumu ve sanayi sonrası toplum üzerine yapılan tartışmaların
oldukça eski bir tarihi vardır. Bu tartışmaların çalışmanın konusuyla
ilgili olan bölümüne kısmen değinilmesinde yarar bulunmaktadır.


Günümüzde bilgi toplumu kavramı tartışılırken hemen hemen tüm
kaynaklarda atıfta bulunulan bir eser George Orwell?in meşhur 1984
isimli kitabıdır. Bunun yanında Aldous Huxley?in ?Cesur Yeni Dünya? ve
Yevgeni Zamyatin?in ?Biz? adlı kitapları da 50-60 yıl önce geleceğe
dönük tahminleri içermeleri açısından değerlendirilmeye alınmaktadır.
Erich Fromm, George Orwell?in meşhur kitabına yazdığı sonsözde şunları
belirtmektedir:1984 ve Biz, Cesur Yeni Dünya?dan daha fazla ortak
noktaya sahiptir. Her iki eserde insanın kişiliğinden uzaklaştırıldığı
tamamen bürokratikleşmiş bir toplum ele alınmaktadır. Bu toplumlarda yer
yer fiziki baskıya da varan ideolojik ve psikolojik bir yönlendirme söz
konusudur. Huxley?in çalışmasında ise insanın bir tür makinaya
dönüştürülmeye çalışılması ele alınır. Genel kabule göre, Zamyatin ve
Orwell?in örnekleri daha ziyade Stalinist ve Nazist diktatörlükleri,
Huxley?in Cesur Yeni Dünyası ise sanayileşen Batı dünyasındaki
gelişmelerin sonucunu temsil etmektedir. Zamyatin, Biz?de insanların
insan doğası gereği olan taleplerini yok etmek için uygulanan beyin
operasyonlarından bahsederken, Cesur Yeni Dünya?da çeşitli ilaçlar ve
yapay biyolojik seçim yöntemleri uygulanmaktadır. Orwell ise 1984?te
sınırsız baskı ve beyin yıkamayı öne çıkarır.
[xviii]
[xix]


Söz konusu kitaplara yapılan atıfların çokluğu, bilgi toplumuna
yönelik iyimser tahminlerin yanında aslında hiç de küçümsenmemesi
gereken bazı endişelerin de bulunduğunu ortaya koymaktadır. Kitle
iletişim araçları ve teknoloji aracılığıyla yönlendirme olgusu,
özellikle bilgi çağının temelini oluşturan bilişim teknolojileri göz
önüne alındığında çeşitli düşünürler tarafından ihtiyatla
karşılanmıştır. [xix] [xx]
Orwell, devletin her şeyi denetim altında tuttuğu, en  küçük bir
aykırılığa ve bireyselliğe  izin vermediği, resmi ideolojinin bütün
tarih ve dili kendine göre kurguladığı bir toplum ütopyasından bahseder.
Romanda, insanları sürekli gözetleyip baskı ve denetim altında tutan
?Ağabey? adında bir merkezi güç bulunmaktadır.


Bu romanın günümüze yansıması, bilgisayarlar aracılığıyla toplumu
daha sıkı bir denetim altına almak isteyenler olabileceği endişesidir.
Nitekim, bilişim teknolojilerinin ve bilginin dev çokuluslu işletmeler
gibi kurumların kârlarını arttırmada ve bireyler üzerinde daha sıkı bir
kontrol sağlamada kullanılacağı endişesine sahip olanlar bulunmaktadır.
Bilişim teknolojisindeki gelişmeler özerk, özgün ve farklı kültürel
oluşumlara imkan vermemekte, aksine dünya çapında egemen, başat ve tek
bir kültürün  oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Bunun tipik örnekleri,
dünyanın hemen her ülkesinde görülebilecek olan televizyon ve video
setleri, standartlaştırılmış film ve programlar ile evrensel bir dil
kullanan bilgisayarlardır. Bilişim teknolojileri, kültür hizmetlerinin
niteliğini tanımlayan ve üreten tekelleşmiş ?tek merkezden
yönlendirilen- bir kültür ve eğlence pazarının doğmasına yol açmaktadır.
Bu olgu, insanların özgün kültürel çevreleriyle bağlantılarını sağlayan
ve kültürel gelişmelerin özünü teşkil eden mekanizmaların hızla yok
olması anlamına gelmektedir. Bu görüşe göre, bilgi toplumu ?efsanesi?
bilişim devrimini başlatan ve yönetenlerin çıkarlarına hizmet
etmektedir. Söz konusu kesimler yönetici elit, askerler ve uluslar arası
endüstri kuruluşlarındaki toplumun en güçlü kesimleridir. Geniş kitleler
için bilişim teknolojilerinin ve bilgi toplumunun önemli bir vaadi
bulunmamaktadır. Bu insanlar bilgi toplumunda ?bilgisayar kontrollü
kaybedenler? olarak kalmaya devam edeceklerdir.
[xx]
[xxi]


Bu tür kötümser yaklaşımlar yanında, çok daha yaygın olarak bilgi
çağıyla ilgili oldukça iyimser, ütopik görüşler de bulunmaktadır.
Geleceğin toplumu işlerini evden halledeceğinden dolayı kirlilik ve
trafik önemli ölçüde azalacaktır. Bilgisayarlar insanları rutin işlerden
kurtaracak ve daha yaratıcı hareket etmelerini sağlayacaktır. Bireylerin
kolaylıkla bol miktardaki bilgiye ulaşabilmesi katılımcı demokrasinin
yayılmasına neden olacak, daha uygun bir piyasa koşulu oluşturacaktır.
Böylece bireyler toplum ve ulusal gruplar arasında uyum kurulacaktır.
[xxi] [xxii]


İki grup arasındaki önemli farklılığa rağmen, günümüzdeki gelişmeler 
bu konuda net bir fikir ileri sürülmesini güçleştirmektedir. Ancak,
fiili durum, bilgi çağının değişik düzeylerde olmak koşuluyla bir çok
alanda hüküm sürdüğünü göstermektedir.  Özellikle küresel ağların
yaygınlaşması hem bireylere hem de kurumlara çok büyük fırsatlar
sunmaktadır. Bugün, dünyayı saran iletişim ağları sayesinde neredeyse
hiçbir bilginin saklanması mümkün değildir. Bireyler ve kurumlar arası
etkileşim günden güne hızla artmaktadır. Kurumlarda bilgi saklama yerine
mümkün olduğunca açık davranarak doğrudan karşı gruplarla iletişim kurma
olgusu yaygınlaşacaktır. [xxii]
[xxiii]


Elbette, yukarıda sözü edilen endişelerin tamamen yersiz olduğu iddia
edilemez, ancak, artık son derece yaygınlaşmış ve vazgeçilmez bir hal
almış olan bilişim teknolojilerinin ve özellikle internet gibi iletişim
ağlarının fiili gerçeklikler olduğu ortadadır. Bilinçli olarak yapılacak
düzenlemeler bilişim ve iletişim ağlarının sebep olabileceği olumsuz
durumları en aza çekebilecektir. Kaldı ki, bu konuda en fazla eleştiri
getiren Marksist görüş sahibi düşünürler dahi, yeni teknolojilerin
getirdiklerine gözlerini kapayamamaktadırlar.
[xxiii]
[xxiv]


Meşhur İktisatçı Lester Thurow da Orwell ve Huxley?de olduğu gibi
modern haberleşme teknolojilerinin düşünce üzerinde bir baskı uygulamaya
yol açacağı endişelerinin tam tersinin gerçekleştiğini vurgulamaktadır.
Modern elektronik teknolojileri radikal bir bireyciliği özendirirken,
ulusal liderler kitle kültürünü kontrol edeceğine, kitle kültürü ulusal
liderleri kontrol etmektedir. Elektronik medya değerleri değiştirirken,
değerler de toplumun doğasını değiştirmektedirler. Kablolu köyde, dünya
kaçınılmaz bir şekilde temsili demokrasiler yerine daha doğrudan bir
biçimde yönetilecektir. [xxiv]
[xxv]


Bu kısa tartışmadan sonra, bilgi çağında geçerli olan ekonomi
üzerinde durulacaktır.


Bilgi Ekonomisi ve Özellikleri


Bilgi toplumunun içinde bulunduğu ekonomik koşullar günümüzde bilgi
ekonomisi adıyla anılmaktadır. Emek yoğun işlerin düşük gelir grubundaki
ülkelere kaydırılmasıyla sanayileşmiş ülkelerde emek yoğun işlerden
ürünlere know-how ve yaratıcılık temeline dayalı değer ekleyen bilgi
yoğun faaliyetlere geçmişlerdir. Bunun sonucunda oluşan, bilgi ve
iletişim tabanlı  bilgi ekonomisi şu karakteristik özelliklere sahiptir:
[xxv]
[xxvi]


1.Sürekli hızlanan teknolojik gelişmeler


2.Artan bilişim ve bilgi yoğun faaliyetler


3.Kısalan pazara girme ve ürün/hizmet hayat dönüşüm süreleri


4.Pazarların küreselleşmesi


5.Sanayi kolları arasındaki farkların belirsizleşmesi


Buna göre, bilişim teknolojisi arz ve talep spiralinin doğurduğu
hızla artan teknolojik ilerlemeler bilgi ve bilişim yoğun işlerin
çoğalmasına, pazara girme sürecinin kısalmasına, ürün ve hizmet hayat
dönüşüm sürelerinin azalmasına neden olacaktır. İşletmeler bilişim
teknolojileri aracılığıyla rakiplerinden farklılaşabilecekleri fırsatlar
yakalama şansına sahip olacaklardır.


Bugün Batı dünyasında bilişim sanayileri refahın ana kaynağı haline
gelmiş durumdadır. Günden güne, yoğun rekabet ortamında başarılı olmak 
için bilişim teknolojilerini adapte eden  işletmeler in sayısı hızla
artmaktadır. Örgütler bir bütün olarak başarı için bilişime bel
bağlamaktadırlar. 1997 yılı itibariyle İngiltere?de dijital bilgi ve
iletişim teknolojileri piyasası değerinin 48 Milyar Sterlin düzeyinde
olduğu sanılmaktadır. [xxvi]
[xxvii]


Bilgi ekonomisinde, işletmeler sürekli devam eden bir verimlilik
arttırma, çevresel talebe tepki verebilme, örgütsel değişimi
gerçekleştirme mücadelesi içinde olacaklardır. Bilgi ekonomisinde
kuruluşların en önemli kaynakları klasik üretim faktörleri değil beyin
gücü olacaktır. Bilginin yaratılması ve paylaşılması görünmeyen
faaliyetlerdir. Bu sebeple insanlar zorlanarak ya da onlara talimatlar
verilerek bilgi yönetilemez. Bilgi ekonomisinde başarı ancak
çalışanların istekli katılımlarının sağlanmasıyla mümkündür. Bu şekilde 
insanlar güven ve katılım ortamında yaratıcı güçlerini kullanacak,
bilgilerini diğerleriyle paylaşacak ve dinamik bir örgüt ortaya
çıkacaktır. [xxvii]
[xxviii]


Öte yandan, küreselleşen pazarlarda artan rekabet ortamında
işletmeler giderek artan ölçülerde know-how?ın bulunduğu yerlerde ürün
geliştirme, en ucuz yerlerden malzeme ve hammadde satın alma, dağıtım ve
işgücü maliyetinin düşük olduğu yerlerde üretim yapma ve ürünleri
uluslararası arenada satabilme çabasına girmektedirler. Yine, küresel
işletmeler çok büyük yatırımlara ihtiyaç duydukları için dev boyutlarda
olsalar da,aynı zamanda  yerel piyasalara hızla cevap verebilecek ölçüde
küçülmek zorundadırlar.
[xxviii]
[xxix]


?Dijital Ekonomi? veya ?Tekonomi?
[xxix]
[xxx] olarak adlandırılan yeni ekonominin özellikleri Don
Tapscott tarafından 12 madde halinde sıralanmaktadır:
[xxx]
[xxxi]


1.Yeni ekonomi bilgi ekonomisidir.


Bilişim teknolojileri bir ekonominin bilgi temelli olmasına imkan
sağlamaktadır. Bilgi ekonomisinde bilginin yaratılması hem bilgi
işçilerine hem de bilgi tüketicilerine yani insanlara aittir. Mal ve
hizmetlerin içeriği müşteri fikirleri tarafından belirlenirken, bilişim
teknolojisi mal ve hizmetlerin bir parçası haline gelecektir. Bilgi
ekonomisinde kuruluşların en önemli kaynakları klasik üretim faktörleri
değil beyin gücü olacaktır. Mesela, bilgi çağının işletmelerinden olan
Microsoft ele alındığında, maddi kaynaklarının (arazi, bina , stoklar,
hammadde vs.) neredeyse yok denecek kadar olduğu ancak, kayda değer tek
varlığının işletme içindeki elemanlar olduğu görülecektir. Burada,
sermayenin önemsiz olduğu söylenmemektedir. Ancak, unutulmaması gerekir
ki, 15 yıl önce kayda değer bir sermayesi olmayan Microsoft?un  bugün
piyasa değeri General Motors ve IBM?den daha fazladır. Yeni ekonomide
sermaye ancak bilginin bir fonksiyonu haline gelmiştir.


Günümüz iş dünyasında kesin olan tek şey ?hiçbir şeyin kesin
olmadığıdır.? Belirsizliklerle dolu iş dünyasında rekabet avantajı
kazanmanın temel anahtarı bilgidir. Bugün zirvede bulunan işletmelerin
bilgiye yaklaşımları onların başarıları hakkında önemli ipuçları
vermektedir. Honda, Canon gibi Uzakdoğu?nun dev işletmeleri yeni
pazarlar oluşturma, yeni ürünler ve teknoloji  geliştirme gibi alanlarda
bilgiyi kullanmaktan öte, ?bilgi yaratma? sayesinde lider konumlarını
sürdürmektedirler. Bilgiyi yaratmak, varolan bilgiyi yorumlamaktan daha
öte bir anlayıştır. Varolan bilgiyi yorumlamak teknik bir boyut iken,
bilgiyi yaratmak için hayal gücü, sezgi ve içgüdüden yararlanmak
gerekmektedir. Bilgi yaratan işletmede bilgiyi keşfetme ve yenilik yapma
görevi belli bir departmana değil, yaşayan bir organizma olarak görülen
tüm işletmeye aittir. Yeni bilginin kaynağı ise bireydir. Bilgi yaratan
işletmenin temel yaklaşımı, bireysel bilgiyi örgütün tümüne mal
edebilecek bir sistem geliştirmektir.
[xxxi]
[xxxii]


2.Yeni ekonomi dijital bir ekonomidir.


Yeni ekonomide bilgiler tamamen 1 ve 0?dan oluşan veri formlarında
iletilmektedir. Günümüzde her tür bilgi, ses, yazı, görüntü, hareketli
obje vs. bilgisayar ağları tarafından iletilmektedir. Dolayısıyla, büyük
miktarlarda bilgi son derece hızlı, ucuz ve güvenilir bir şekilde
alıcılarına ulaşmaktadır. Seyahatlerde taşınabilir bilgisayarlar
aracılığıyla elektronik posta kullanımı ve postayla mesaj yanısıra video
dahil her türlü bilginin iletilebilmesi dijital ekonominin çarpıcı bir
örneğidir.


3.Yeni Ekonomide Sanallaşma Önemli Rol Oynamaktadır


Bilginin analogdan dijitale dönüşmesi, fiziki varlıkların sanal hale
gelmesine imkan vermektedir. Sanal, ingilizce ?virtual? kelimesinin
karşılığı olarak bir şeyin gerçeğe çok yakın olması ya da bir şeyin
fiilen olması anlamını taşımaktadır. Bir şeyin sanal olabilmesi için
başka bir şeyin gücünü ve yeteneğini içermesi gerekmektedir. 1950?lerin
sonunda bilim adamları sanal bilgisayar adını verdikleri, birkaç kişinin
aynı anda kullanabildiği ancak, kullanıcıların bilgisayarı tek başlarına
kullandıkları izlenimini verecek şekilde hızlı makineler
geliştirmişlerdir. Bu sırada, sanal terimine, etkileşim ve adapte
olabilme anlamları da eklenmiştir.
[xxxii]
[xxxiii] Söz konusu sanallaşma ekonominin metabolizmasını,
kurumların türlerini ve aralarındaki ilişkileri, dolayısıyla ekonomik
faaliyetin bizzat kendisini değiştirmektedir. Günümüzde bir çok kurumun
sanal olanı ortaya çıkmıştır. Mesela, Sanal Piyasa, internette
insanların alışveriş yaptığı herhangi bir yer anlamına gelmektedir.
Yine, sanal gerçeklik yazılım ve donanımı sayesinde ilaç şirketleri
araştırmalarında molekül yapıları ve atomlar arasındaki ilişkileri son
derece kolay ve gerçekçi bir şekilde inceleyebilmektedirler.
[xxxiii]
[xxxiv]


Sanallaşma bir gerçeklik olarak yükselmekle birlikte, bu konuda bir
çok pürüzün henüz aşılamamış olduğu ve yakın gelecekte bir takım
sorunların da ortaya çıkacağı gözardı edilmemelidir. Sanallaşma ilk
olarak büroların ortadan kalkması olarak kendini göstermiştir. Ancak,
yapılan araştırmalar, yüz yüze iletişim ile ağ üzerinden iletişimin bir
çok açıdan farklılıklar taşıdığını ve sanal ortamlarda iletişim
etkinliğinin istenen ölçüde başarılı olmadığını göstermektedir. Bu
nedenle, sanal gerçekliğin bir çok alanda yayılmaya devam edeceği, ancak
bunun beraberinde çözüm gerektiren bazı sorunlar bulunduracağı
söylenebilir. [xxxiv]
[xxxv]


4.Yeni ekonomi moleküler bir ekonomidir.


Eski büyük işletme yapıları ayrışmakta ve dinamik birey ve kurumların
oluşturduğu ekonomik faaliyet temelli gruplar halinde yeniden teşekkül
etmektedir. Örgütün ortadan kalkması, yani kaybolması  değil dönüşmesi
söz konusudur. Sosyal ve iktisadi hayatın tüm yönlerinde ?kitlesel?
yerini ?moleküler?e bırakmaktadır.


Sanayi ekonomisinde temel iktisadi birim işletmeydi. Komuta ve
kontrol hiyerarşisinin kökleri tarım toplumundaki kilise ve orduya ait
olmakla birlikte sanayi toplumunda genişletilerek sanayi işletmelerinde
yaygın uygulama alanları bulmuşlardır. Bu dönemde, üst düzey
yöneticilerin birincil görevi işletmenin hacim olarak büyüklüğünü,
hasılatını ve kârlarını arttırmaktı. Bilgi çağında işe şartlar önemli
ölçüde değişmiştir. Bilginin işletme içinde etkin bir şekilde iletimine
ve işletme dışıyla etkileşim halinde olmasına imkan sağlayan
teknolojiler örgütlerde yapısal dönüşümlere neden olmaktadır.


Yeni ekonominin moleküler bir ekonomi olması, fizikten ödünç alınan
?molekülerleşme? kavramının kısaca incelenmesiyle net bir şekilde
anlaşılabilir. Fizikte, molekül bir maddeyi oluşturan en temel
elemanlardan biridir. Molekül, bir cisim parçalandığında hâlâ aynı
kimyasal özelliklerini gösterebilen en küçük parçasıdır. Bir madde
içindeki moleküller elektrik gücü sayesinde birbirlerine yapışık halde
kalabilmektedirler. Katı maddelerde molekülleri bir arada tutan itme ve
çekme gücü dengelidir. Moleküllerin madde içinde bir başka yere hareket
etme imkanları yoktur. Sıvılarda ise, moleküller yine aralarında bir
çekme gücü olmakla birlikte kolayca hareket etme kabiliyetine
sahiptirler. Likit kristal adı verilen organik bileşenler hem katı hem
de sıvı madde özelliği taşımaktadırlar. Bu maddelerde moleküller gruplar
halinde hareket etmektedirler. Herhangi bir çevre koşulu değiştiğinde
moleküllerin tepkisi de değişmektedir.
[xxxv]
[xxxvi]


Bu analoji, yeni ekonominin anlaşılmasında yardımcı olabilecektir.
Yeni işletmeler de moleküler yapıdadırlar ve birey temeli üzerinde
kurulmuşlardır. Bilgi işçisi (molekül insan) kendi başına bir iş birimi
olarak faaliyet göstermektedir. Motive olmuş, kendi kendine öğrenebilen
girişimci çalışanlar yeni araçlar yardımıyla değer yaratmak üzere bilgi
ve yaratıcılıklarını kullanabilecekleri şekilde yetkilendirilmişlerdir.
Yine, bu işçilerin oluşturacağı dinamik ekipler likit kristal içindeki
hareketli moleküllerin hareketleri gibi serbest ve esnek bir yapıda
olacaklardır. Söz konusu ekipler arasındaki ilişkiler ve etkileşim yeni
bilişim altyapısı aracılığıyla arttırılabilecektir.


5.Yeni ekonomi bir ağ ekonomisidir.


Yeni ekonomi iletişim ağlarıyla bütünleşen bir ekonomidir. Analog
hatlar yerine dijital iletişim ağlarının oluşması ve klasik ana
bilgisayar sisteminden web tabanlı sisteme doğru gerçekleşen kayma iş
dünyasında önemli dönüşümler neden olmaktadır. İletişim ağlarının band
genişliğinin artması veri, metin, ses, görüntü ve video şeklindeki
multimedya kaynaklarına kolayca ulaşıma imkan vermekte ve buna bağlı
olarak yeni kurumsal yapıların hızla ortaya çıkmasına imkan vermektedir.


Yeni teknoloji iletişim ağları küçük ölçekli işletmelere büyük
ölçekli işletmelerin sahip olduğu ölçek ekonomileri ve kaynağa ulaşma
gibi ana avantajlara sahip olma imkanı sunmaktadır. Öte yandan, büyük
ölçekli işletmelerin belli dezavantajları (katı bürokrasi, hiyerarşik
yapı, ve değişim güçlüğü küçük işletmelerde bulunmamaktadır. Büyük
ölçekli işletmeler ancak küçük akışkan gruplar halinde örgütlenirlerse
çeviklik, özerklik ve esneklik kazanabileceklerdir.


Bilişim teknolojileri ancak kendisi ile mümkün olan bir çok yeni
sektörün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Mesela, internet ve benzeri
iletişim ağları üzerinde elektronik ticaret yapabilmek ancak bilişim
teknolojisinin mevcudiyetiyle mümkündür. Nitekim, önümüzdeki 2-3 yıl
içerisinde 8 Milyar Dolar civarında gerçekleşeği tahmin edilen
[xxxvi]
[xxxvii] elektronik ticaretin yayılması ve belki de
gelecekteki ticaretin önemli bir bölümünü  oluşturacak olmasının mümkün
kılan koşulları bilişim teknolojilerine bağlıdır.


21.Yüzyılın bir gereği olarak bütün ülkeler ulusal bilişim
altyapılarını oluşturmak zorundadırlar. Tüm işletmeler de kendi içinde
bir bilişim altyapısı kurmalıdırlar. Yeni altyapı ekonomik faaliyetler
üzerinde elektrik ölçüsünde önemli bir etkide bulunacaktır. Yeni
ekonominin bilişim gücü olmaksızın işlemesi imkansızdır. Nitekim, ABD?de
teknoloji politikaları oluşturulurken ilk olarak desteklenecek 
teknoloji alanı bilişim olarak belirlenmiştir. Bu amaçla, federal
fonlardan desteklenecek AR-GE programları; daha güçlü bilgisayarlar,
daha hızlı bilgisayar ağları, daha sofistike yazılım geliştirme ve
ulusal bilişim otobanını gerçekleştirmeyi kapsamaktadır. Böylece,
19.Yüzyılda demiryollarının oluşturduğu toplumsal ve ekonomik etkiye
eşdeğer bir etki ülke çapındaki bilişim otobanıyla sağlanmaya
çalışılacaktır. [xxxvii]
[xxxviii]


6.Yeni ekonomide aracılar büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.


Üretici ve tüketici arasındaki aracılar dijital iletişim ağları
sebebiyle ortadan kalkacaktır. Aracı işletmeler, fonksiyonları ve
kişiler yeni değerler yaratamazlarsa ortadan kaybolacaklardır. Özel ve
kamu sektöründe bir çok kurum tüketicileriyle ağlar aracılığıyla
doğrudan temas kuracaklar ve aracılarını büyük ölçüde elimine
edeceklerdir. Mesela, oteller, havayolları gibi kurumlar rezervasyonlar
için acentalarla iş yapmak yerine doğrudan müşterilerine ulaşacaklardır.
Dolayısıyla, aracı kurumlar gelecekte yok olmak istemiyorlarsa yaratıcı
yenilikler düşünmek zorundadırlar.


Nitekim, Intel şirketi başkanı Andy S.Grove, bir açıklamasında ?
İnternet işlerin yapılması ve yürütülmesinde ara noktalarda bulunan bir
çok kişiyi bir deniz dalgası gibi silip süpürecek. Ben bu kişilerin
yerinde olsam şimdiden yaptığım işi internet kullanarak nasıl yapacağımı
düşünmeye başlardım? diyerek yukarıdaki yargıyı teyit etmektedir.
[xxxviii]
[xxxix]


7.Yeni ekonominin hakim sektörü üçlü bir oluşumdur


Sanayi ekonomisinde otomotiv anahtar sektör konumundayken, yeni
ekonomide hakim ekonomik sektör diğer tüm sektörlerin refah yaratmasına
giden yolu teşkil eden bilgisayar, iletişim ve eğlence sanayilerinin
bütünleşmesiyle oluşan yeni medya sektörüdür. Bu bütünleşme tüm
sektörlerin temeli haline gelmeye başlamaktadır. Yeni medya tüm sanat
etkinliklerini, bilimsel araştırmaları, eğitimi ve işletmeleri
dönüştürmektedir. İnsanların iş yapma, çalışma, eğlenme, yaşama ve
düşünme yöntemleri değişmekte, en önemlisi bu yeni sektör tüketim ve
üretim faaliyetlerine ilişkin değerler üzerinde büyük bir etki
yapmaktadır. [xxxix] [xl]


8.Yeni ekonomi yenilik temelli bir ekonomidir.


Yeni ekonominin ilkesi ?kendi ürününün modasını kendin geçir?
olacaktır. Eğer yeni ve başarılı bir ürün geliştirilmiş ve piyasaya
sürülmüşse, hedefin bu ürünün daha gelişmişinin ortaya çıkarılması ve
ilk ürünün modasının geçirilmesi olması gerekir. Çünkü, eğer bu ürünü
üretici geliştirmezse, bir başkası, muhtemelen rakipler onu modası
geçmiş hale getireceklerdir. Mesela, Microsoft firmasında çalışan
teknoloji uzmanlarından birine göre, Microsoft Windows 95?i piyasaya
sürmekle gene kendi ürünü olan tüm zamanların en çok satan yazılımı olan
DOS?un modasının geçmesine neden olmuştur. Microsoft?un ürün ve
standartlarla rekabet içinde belirlediği ilkelerden biri şudur:
?Sürekli yeni ürün geliştir ve periyodik olarak eski ürünleri modası
geçmiş hale getir? [xl]
[xli]


Yenilik yapma günümüz rekabetinde başarılı olmanın belki de en önemli
faktörüdür. Aşağıdaki örnekler bu konuda çarpıcı gerçekler olarak
görülmektedir:


1.1960?ların başında fotoğraf makinası üreticisi Canon, Xerox?un tam
bir hakimiyet sağladığı fotokopi makinası piyasasına girdi. 1980?lerin
başlarında IBM ve Kodak aynı piyasaya girmek için başarısız bir çaba
içindeyken, Canon satış miktarında piyasa lideri olmuştu. 1997 yılı
itibariyle de Xerox?un hemen arkasından çok az bir farkla sektör
ikincisidir.


2.1972 yılında yarı iletken üreticisi Texas Instruments hesap
makinası piyasasına girmişti. O sıralarda piyasa Hewlett-Packard, Casio,
Commodore, Sanyo, Toshiba ve Rockwell  arasında paylaşılmış durumdaydı.
5 yıl içinde TI pazarda liderliği eline geçirmişti.


3.1982 yılında Gannet Inc. 1700 günlük gazetenin bulunduğu kalabalık
bir alana yeni bir günlük gazeteyle girdi. 1993 yılı itibariyle, USA
Today yaklaşık 5 milyon okuruyla en çok satan gazetelerden biri
olmuştur.


Aslında, bu örneklerde görüldüğü şekliyle sanayi liderine yapılan
hücumlar büyük ölçüde başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Başarılı olanlar
ise, piyasa paylarını önemli miktarlarda arttırmaktadırlar. Yapılan
incelemelerde bu işletmelerin başarılarının ardında sanayi kolunda
geçerli olan kuralı değiştirmiş olmaları görülmektedir. Başarılı
hücumların en temel faktörü ise stratejik yeniliktir. Yine, aynı
araştırmalara göre oturmuş bir sektörde lider yapılan hücumun başarılı
olmasında radikal teknolojik  yeniliğin rolü sanılandan daha düşüktür.
[xli] [xlii]


Yenilik yapmanın sağladığı başarıya verilebilecek örneklerden biri de
Hewlett-Packard firmasının kişisel kullanım için lazer ve daha sonra
ink-jet yazıcıları geliştirmesidir. 1984 yılında HP ilk LazerJet
yazıcısını piyasaya çıkardığında daha önce olmayan yeni bir piyasanın
oluşmasına sebep olmuştur. HP daha sonra sürekli olarak daha kullanışlı
ve daha ucuz yazıları piyasaya sürmeye devam etmiştir. LazerJet bugün
evrensel olarak tanınmış bir standart markadır ve HP?de yenilik
faaliyeti kesintisiz devam etmektedir.
[xlii]
[xliii]


9.Yeni ekonomide üretici ve tüketici  farkı belirsizleşmektedir


Kitle üretiminin yerini büyük miktarlarda müşteri isteklerine göre
üretimin almasıyla birlikte, üreticiler bireysel tüketicilerin zevk  ve
ihtiyaçlarına uygun özel mal ve hizmetler oluşturmak zorunda
kalmışlardır. Yeni ekonomide tüketiciler fiilen üretim sürecine katkıda
bulunabilmektedirler. Chrysler, özel müşteri siparişine bağlı olan bir
arabayı 16 günde imal edebilmektedir. Yeni bilişim teknolojileri
müşterilerin üreticiler ile daha fazla etkileşim içinde olmalarına imkan
sağlamaktadır.


10.Yeni ekonomi bir hız ekonomisidir. 


Dijital veriler üzerine kurulmuş bir ekonomide, işletme başarısı ve
iktisadi faaliyetler açısından hız anahtar bir değişkendir. Ürün hayat
çevrimleri süratle kısalmaktadır. 1990 yılında otomobillerin kavramdan
üretime dönüşmesi 6 yıl almaktaydı. Şu anda bu süre iki yıl
düzeyindedir. Hewlett-Packard?ın Bilgisayar Sistemleri Organizasyon
yöneticisi şu anda HP?ın gelirlerinin büyük bölümünün bir yıl önce var
olmayan ürünlerden elde edildiğini belirtmektedir. Eski ekonomide bir
ürünün belirli bir gelir düzeyine ulaşması onyıllar alabilmekteyken,
günümüzde tüketici elektroniği alanında tipik hayat çevrim süresi iki ay
kadardır.


Bugünün işletmesi çevresel bilişim akımına anında tepki verebilen
gerçek zamanlı bir işletmedir. Müşteri siparişleri elektronik yoldan
alınmakta ve eş zamanlı olarak işlenmekte ve ilgili fatura ve belgeler
elektronik yoldan geri yollanmakta ve veri tabanları sürekli
güncellenmektedir.


Elektronik veri değişimi (EDI) işletmenin dış çevresiyle eş zamanlı
bilgi alışverişinde bulunmasını sağlayan güçlü bir sistemdir. Ancak,
günümüzde web tabanlı etkileşimli ortamlar hızla EDI?nin yerini
almaktadır. Web teknolojisi yardımıyla işletmenin müşterileri ve yan
sanayisi ile eş zamanlı iletişim kurması extranet olarak
adlandırılmaktadır. Extranetlerin EDI?ye göre daha kullanıcı dostu ara
birimlere sahip olmaları ve daha fazla sorgulama imkanı vermeleri
gelecekte kullanımlarının artacağını göstermektedir.
[xliii]
[xliv]


11.Yeni ekonomi küresel bir ekonomidir


İki kutuplu dünyanın ayrışmasından sonra, iktisadi duvarların önemli
ölçüde ortadan kalktığı, dinamik, yeni ve değişken küresel bir çevre
ortaya çıkmıştır. Bu durum, yeni ekonominin yükselişiyle ilgilidir.
Peter Drucker?ın belirttiği gibi ?Bilgi sınır tanımaz?. Artık yerel veya
uluslararası bilgi diye bir şey bulunmamaktadır. Bilgi anahtar role
sahip olduğuna göre, bireysel örgütler ister ulusal, ister bölgesel
isterse yerel alanda faaliyet göstersin sadece bir tek dünya ekonomisi
bulunmaktadır.


12.Yeni ekonomi sosyal problemleri beraberinde getirmiştir


Yeni bir ekonominin eşiğinde, güç, güvenlik, eşitlik, kalite, iş
hayatı kalitesi ve demokratik sürecin geleceği gibi bir takım sorunları
beraberinde getiren yeni bir politik ekonominin başladığı da
görülmektedir. Çalışma hayatında bilgi işçilerinin gerektiği şekilde
yönetilememeleri, veya gereken bilgi, yetenek ya da motivasyona sahip
olmayan insanların hayat standartlarındaki azalmalar önemli problemler
olarak ortaya çıkacaktır. Hemen her sektörde teknolojinin hızlı bir
dönüşüm başlatması bir çok kurumda ciddi dirençlerin gösterilmesine
neden olacaktır. Gelişen teknolojilerin diktatör rejimler tarafından
kötüye kullanılması ve nükleer teknolojinin teröristlerce elde edilme
ihtimali, iletişim ağları ve bilişim teknolojisinin küçük devletlerce
yerel savaşlarda kullanılması ve benzeri bir çok sorun  yeni
ekonomilerde dikkate alınması gereken konulardır. 




 


[i] [ii] John Bessant,Managing
Advanced Manufacturing Technology,
Blackwell,
Manchester,1991,s.9-12


[ii] [iii] Alvin Toffler,Üçüncü
Dalga,
Çeviren:Ali Seden,Altın Kitaplar, İstanbul,1981,s.32-33


[iii] [iv] Alvin Toffler,
Heidi Toffler, Yeni Bir Uygarlık Yaratmak, Çeviren.Zülfü
Dicleli, İnkılap Kitabevi, İstanbul,1996,s.23


[iv] [v] Peter Drucker,Kapitalist
Ötesi Toplum,
Çeviren:Belkıs Çorakçı, İnkılap
Kitabevi,İstanbul,1994,s.16


[v] [vi] İ.Melih Baş,
?Dalgalarla Gelen Gelecek Kurgubilimci Guru: Alvin Tofler?,AD
Business Notebook, Mart 1998,s.28


[vi] [vii] Veysel
Bozkurt,Enformasyon Toplumu ve Türkiye,Sistem Yayıncılık,
İstanbul,1996, s.31-32


[vii] [viii] Don
Tapscott,The Digital Economy,Mc Graw Hill, New York,1996,s.43
vd.


[viii] [ix] Tarik
A.Fathy,Telecity:Information Technology and Its Impact on City
Form
,Praeger, New York,1991,s.25


[ix] [x] James A.Senn,Information
Technology in Business,
Prentice Hall Int, New Jersey,1995,s.9


[x] [xi] Veysel
Bozkurt,a.g.e,s.34-38


[xi] [xii] Stuart
Carruthers, Simon Smith, ?Challenge of The Information Society?Information
Services and Use,Vol.17,No.4,1997,s.226


[xii] [xiii] P.Drucker,
Kapitalist Ötesi Toplum,s.18


[xiii] [xiv] Herbert
S.Dordick, G. Wang,The Information Society, Sage
Publications, Newbury Park, 1993, s.28


[xiv] [xv] Richard
Pastore, ?Competing Interests? Interview with M.E.Porter, CIO
Magazine, October 1995,www.cio.com


[xv] [xvi] Stuart
Carruthers, Simon Smith, a.g.e,s.226


[xvi] [xvii] J.A.Senn,a.g.e,s.12


[xvii] [xviii]
T.W.Malone,J.F.Rockart, ?How Will Information Techology Reshape
Organizations? Computers As Coordination Technology?
S.P.Bradley
vd,a.g.e,s.37


[xviii] [xix] George
Orwell,1984,the New American Library,27.baskı,New
York,1962,s.260-261


[xix] [xx] Nabi Avcı,Enformatik
Cehalet,
Rehber Yayınları,İstanbul,1990,s.132-133


[xx] [xxi] Cees
J.Hamelink, ?Enformasyon Devriminden Sonra Yaşam Sürecek mi??Der.Yusuf
Kaplan, Enformasyon Devrimi Efsanesi,Rey Yayınları,
İstanbul,1991,s.21


[xxi] [xxii]
H.S.Dordick,G.Wang,a.g.e,s.15


[xxii] [xxiii] Esther
Dyson,? Looking Ahead:Implications Of The Present Mirror, Mirror
On The Wall?
, Harvard Business Review,September-October
1997,s.24


[xxiii] [xxiv] Boris
Frankel,Sanayi Sonrası Ütopyalar,Çev.Kamil Durand,Ayrıntı
Yayınları,İstanbul,s.16


[xxiv] [xxv] Lester C.Thurow,Kapitalizmin
Geleceği,
Çev.Serpil Demirtaş,Nebil İlseven,Sabah Kitapları,
İstanbul,1997,s.73


[xxv] [xxvi] Djoen
S.Tan, Aad A.Uijttenbroek, ?Information Infrastructure Management:
A new Role For IS Managers?
Information Systems Management, Fall
1997, s.34


[xxvi] [xxvii] Stuart
Carruthers, Simon Smith,a.g.e, s.225


[xxvii] [xxviii] W.Chan
Kim,Renee Mauborgne, ?Fair Process:Managing in The Knowledge
Economy?
Harvard Business Review, July-August 1997,s.71


[xxviii] [xxix]
D.S.Tan,A.A.Uijttenbroek,a.g.m,s.34


[xxix] [xxx] Doug
Aldrich,Patrick Mc Hugh, ?Content Crisis? Information
Strategy, September 1997,s.18


[xxx] [xxxi] Don
Tapscott,The Digital Economy,s.44 vd


[xxxi] [xxxii] Ikujiro
Nonaka, ?The Knowledge Creating Company? Harvard Business
Review,November-December 1991, s.96-97


[xxxii] [xxxiii] Halime
İnceler,Teknoloji Yönetimi,Alcatel,Desnet
Yayınları,İstanbul,1998,s.252


[xxxiii] [xxxiv] Tom
Peters,Liberation Management,Pan Books,London,1993,s.116


[xxxiv] [xxxv] Tom
Davenport, ?The Virtual and The Physical?CIO Magazine,
November 1995,www.cio.com


[xxxv] [xxxvi] Don
Tapscott,a.g.e,s.53


[xxxvi] [xxxvii] Luc
Van Aelst, ?Taxing Cyberspace?, Information Strategy, June
1997,s.53


[xxxvii] [xxxviii]
Aykut Göker,Bilim,Teknoloji,Sanayi Üçlemesi,Sarmal
Yayınları,İstanbul,1995,s.150-151


[xxxviii] [xxxix]
Yurdakul Ceyhun, M.Ufuk Çağlayan,Bilgi Teknolojileri Türkiye İçin
Nasıl Bir Gelecek Hazırlamakta,
Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları, Ankara, 1997,s.35


[xxxix] [xl] L.Thurow,a.g.e,s.73


[xl] [xli] Michael
A.Cusumano,Richard W.Selby,Microsoft Secrets,Free Press,New
York,1995,s.145


[xli] [xlii]
Constantinos Markides, ?Strategic Innovation? Sloan
Management Review, Spring 1997,s.9


[xlii] [xliii] David
Packard,The HP Way,Harper Business,New York,1995,s.115-118


[xliii] [xliv] Tom
Walgium, ?What are Extranets?? CIO Magazine,March
1998,www.cio.com

Not: (Bu yazı Verimlilik Dergisi,1999/I
sayısında yayınlanmıştır)




2 yorum:

Adsız dedi ki...

Paylaşımlarınız çok güzel Macbook Servis olarak başarılarınızın ve paylaşımlarınızın devamını diliyoruz.

SPOT Coupons dedi ki...

In mobile marketing, Mobile Promotions mean that the companies promotional activities are done with mobile devices.