Pazartesi, Ekim 11, 2004

Okuma Parçası 4: Bilgi Sosyolojisi

BİLGİ SOSYOLOJİSİ

1. Konusu ve Kapsamı
Bilimlerin ortak özelliklerinin yanı sıra farklılıkları, sosyal realitenin değişik perspektiflerle ele alınmasından doğmuştur. Yeni yaklaşımlar ve bakış açıları, bu branşların konularına ve kapsamlarına sürekli eklenmekte ve geliştirilmektedir. Genel hususiyetlerinin yanı sıra, bir disiplinin konu ve sahasını, ona ait strateji ve genel teoriler çerçevesinde değişkenler kullanılarak ele alınabilecek tüm konular oluşturmaktadır. Buna göre bilgi sosyolojisinin konusunu toplum ve bilgi ilişkisi, değişkenlerini ise bu karşılıklı etkileşim sürecinde mevcut olan her türlü faktör oluşturmaktadır.
Bu bakımdan bilgi sosyolojisinin[1] konusunu toplum ile bilgi arasındaki ilişkinin tezahürleri olarak genellemek mümkündür. Bilgi olarak toplumda mevcut olan her şey sosyolojik inceleme için meşru bir konu olarak kabul edilmektedir.[2] Bilgi terimi çok geniş anlamda ele alınmaktadır; çünkü bu alandaki çalışmalar entelektüel hayatta adaletten sanata kadar her konu ile ilgili fikirler, ideolojiler, inançlar, felsefe, bilim, teknoloji, ve düşünce sistemleri gibi mevcut tüm kültürel ürünlerle meşgul olur.[3] Branşın ilk ihdas edildiği yıllarda kapsam, genel olarak Mannheim tarafından şöyle ifade edilmektedir: "Çalışmamızın ana teması, belirli bir tarihî andaki entelektüel hayatın, mevcut sosyal ve siyasi güçlerle nasıl ve hangi formlarda ilişkili olduğunu müşahede etmektir" .[4]
Düşünce sistemlerinde taşınıyor olan doğruları ve yanlışları aramak bilgi sosyolojisinin bir görevidir. Bu amaç için fikirlerin içinde yeşerdikleri sosyal şartların çerçevesi içinde ve dışında nasıl anlamlandıklarını incelemek gerekir.[5] Günümüzde bilgi sosyolojisi, özellikle bilim sosyolojisi ve günlük bilginin sosyal yapılanması konularında araştırmalarını yapıyor.[6]
Bilgi sosyolojisi genel olarak bilgi ile toplumda mevcut diğer faktörler arasındaki ilişkiyi inceleyerek sosyal realitenin belirlenmesini sağlar. Sosyal realitenin belirlenmesi için bilgi ile toplumdaki diğer faktörler arasındaki ilişkinin de incelenmesi gerekir. Bu bakımdan bilgi sosyolojisinin konuları bir yönden, sosyal yapıların ve sosyal süreçlerin birbiriyle olan fonksiyonel ilişkisinin analizi, diğer yönden bilgi şekilleri de dahil entelektüel hayatın örnekleridir.[7] Toplumda hangi sosyal realiteler mevcuttur, bunlar ne şekillerde ortaya çıkmaktadırlar, fikirler, felsefeler, ve diğer faktörler belli bir sosyal realiteyi nasıl oluşturmaktadır? Bütün bu yaklaşımlarla elde edilen sorular ve cevapları bu dalın konusunu ve alanını oluşturmaktadır. Daha belirgin bir tarif yapmak alandaki mevcut tüm konuları ve yaklaşımları kapsayabilmek açısından oldukça zordur. Bununla birlikte Gurvithc tarafından aşağıdaki tarif yapılmaktadır.
Bilgi sosyolojisi, "... sosyal çevredeki farklı tipler, bu tiplerin farklı olarak vurgulanan formları, bilginin farklı sistemleri (bu tiplerin hiyerarşileri), ve öte yandan global toplumlar, sosyal sınıflar, belirli guruplaşmalar ve toplumsallaşmanın çeşitli tezahürleri (mikro-sosyal elementler) arasında kurulan fonksiyonel ilişkilerin incelenmesidir."[8]
Gurvithc, sosyal çevrede bilginin hiyerarşik bir tasnifini yaparak aralarındaki ilişkinin incelenmesinin bilgi sosyolojisinin konusunu teşkil ettiğini belirtmektedir. Sosyal çevre, kısmî, özellikle global sosyal yapılar bu araştırmaların nüvesini teşkil etmektedir. Bu amaca göre bilgi sosyolojisi şu detayları incelemelidir:
a) Bilgi tipleri arasındaki çeşitli hiyerarşileri incelemek (sosyal kontrol, kültürel ürünler, sosyal uygulamalar vs..);
b) Değişik tür toplumlardaki bilgi ve ajanlarının rolleri;
c) Deyimlerin, iletişimlerin ve bilginin yayılmasının değişik türlerini incelemek;
d) Bilginin çeşitli tiplerinin toplumlara (global toplum tiplerine, sınıflara, kısmî guruplaşmalara) göre eğilimlerini (farklılaşma veya bütünleşme yönünde) tespit etmek; bu, genetik bilgi sosyolojisinin başlangıcı olabilir;
e) Sosyal çevre ve bilgi arasında, birbirleriyle olan ilişkileri esnasında görülebilecek ayrışmaları tespit etmek.Sosyal çevre ve bilgi arasında, birbirleriyle olan ilişkileri esnasında görülebilecek ayrışmaları tespit etmek.[9]
Bilgi sosyolojisinin konusu hakkında daha uygun bir açıklama, bu konuda yapılmış çalışmalardan bazı örnekler vermekle olacaktır.
Bunlardan ilki, bilginin üretilmesi ve dağıtılması hakkındadır; eğitim ve bilgi sosyolojisi perspektifleriyle müzik eğitimi ve metotları üzerinde yapılmıştır. Çalışma, esas itibariyle, bilginin yayılması stratejileri ile ilgili dört temel soruya cevap aramak amacıyla teşekkül ettirilmiştir. Birer bilgi yayma ajanı rolündeki eğitimciler, bu amaçla kullandıkları metotları sadece bir bilgi dağıtım stratejisi olarak almamakta, aktardıkları bilginin özünü ve muhtevasını da ifade edebilecek bir metot formülasyonu edinmeye çalışmaktadırlar. Bu çaba onları, metot ve muhteva konusunda yeni bilgi üretmeye sevk etmektedir. Bu esnada göz önünde bulundurulmuş olan husus, elde edilen bilginin günümüz öğrencisine uygun olup olmadığıdır. Araştırmada ayrıca, bilgi üretme ve onu toplum hayatına mal etmede, bilinçli ve bilinçsiz karar alma (decisionmaking) süreçlerinin tabiatlarının nasıl olduğu ve genel olarak bilginin (bu örnekte müzik eğitiminin) "sosyal dağıtımının" nasıl sağlandığı değerlendirilmiştir.[10] Görüldüğü gibi, bu örnekte bilgi unsuru müzik eğitimi metotları olarak ele alınmış, ve bilginin sosyal olarak yayılmasında ortaya çıkan hususların yine sosyal olarak şekillendirilmesi izah edilmiştir.
Bilginin kaynakları konusunda bir çalışma da "yeni bilgi sosyolojisi (the new Sociology of knowledge)" olarak adlandırılan bir eğitim teorisi kullanılarak yapılmıştır. Çalışma, eğitimcinin toplumda ve bir eğitim müessesesinde yaşaması ve çalışması için gerekli olan bilgiyi, türleri ve fonksiyonları itibariyle nasıl edindiği, geliştirdiği, ve kullandığını incelemektedir. Bulgular, toplum, okul, eğitimcilik mesleği, şahsî biyografi, ve mesleki tecrübe olmak üzere, bilginin beş temel kaynağı olduğunu göstermektedir. Mesleki uygulamalar misyonunu şekillendirme ve belirlemede eğitimcinin okuldaki ve toplumdaki kültürden algılamalarının (perceptions) esas rolü oynadığı bulunmuştur.[11] Bu sonuç toplum tarafından üretilen bilginin gerek fertleri gerekse organizasyonları şekillendiriciliğini işleyen bilgi sosyolojisi teorisiyle de mutabıktır. Elbette ki organizasyonların farklılıkları, değişik bilgi tabanına dayanmalarından ileri gelmektedir. Bu bilgi sosyolojisinin esas aldığı noktalardan biridir. Farklılıkların entelektüel kaynakları, bilgi sosyolojisi ve antropolojinin yeni önem kazanmaya başlayan konuları arasındadır. Bu görüş, insanlığın tüm birikimlerini, kültür ve bir sosyal kurum üyesi fertlerin mizaçları veya özel durumlarıyla ilgili diğer faktörler tarafından etkilenen serbest iştirakler olarak görür.[12]
Yukarıdaki sürecin tersi, yani insanların kültür yapılarını üreten düşünce ve ideolojik dinamikler de, birer bilgi sosyolojisi konusudurlar. Bunlardan sınıf, cinsiyet ve ırk dinamikleri okul bilgisi sosyolojisi sahasında ele alınmaktadır.[13] Eğitim, toplumsal olarak üretilmiş bir müessese olarak sosyal değerleri, muhtelif dinamiklerin etkileriyle değiştirerek ve geliştirerek, veya yeni sosyal değerler üreterek topluma geri yansıtmaktadır. Böylece toplum kendini yenileyebilmekte ve kültür üretimi sürdürülebilmektedir.[14]
İnsanın entelektüel ürünleri soyut plânda kalmamakta, maddi sahalarda tezahür etmektedir. Dolayısıyla bilgi sosyolojisi, maddi unsurları ve bunların arkasındaki düşünce sistemlerini de konu edinmektedir.
Buna örnek bir çalışma da, mimarî sahada, çevrenin fizikî formlarının meydana getirilmesindeki bilim ve sanat metotlarının koordinesinin geliştirilerek düzenleme ve potansiyel problemlerin giderilmesi hususunda yapılmıştır.[15] Araştırma, çevre çalışmalarında sanat felsefeleriyle bilimin birbirinden ayrı olduğunu ve bu kopukluğun kaldırılabilmesi için yeni bir teorik sentez oluşturulması gerektiğini öne sürmektedir.[16] Bu düşüncelerin ışığında bilgi sosyolojisi, insan-insan ve insan-çevre ilişkisinde, birbirinden kopuk sanat, sanat felsefeleri, bilim ve çevre formlarını izah edecek ve bütünleştirebilecek bir yaklaşım olmaktadır. Görüldüğü gibi burada işlenen konu esasen entelektüel ürünler arasındaki farklılıkların ortaya çıkarılması, bunlardan doğan hataların ve eksikliklerin giderilmesidir.
Sonuç itibariyle yukarıdaki tartışmaları şöyle özetleyebiliriz: Bilgi sosyolojisinin konusu toplumda üretilen -sosyal olarak şekillenmiş- bilgi ile sosyal yapı arasındaki ilişkidir. Bu dalda ele alınacak herhangi bir konunun başlıca üç ana şartı sağlaması gerekir: (1) Konuların, objektif olması; (2) Ontolojik (yaratılış ilmi) veya sınanamayan metafizik olmaması; (3) Sosyal yapının ürettiği veya bunu etkileyen bir konu olması gerekmektedir.[17] Bilgi Sosyolojisinin sınırları çok kesin olmadığından, ilgilendiği konular sosyal psikoloji, bilim, din, sanat, sosyolojileri gibi bazı branşları kapsar veya çakışır.[18]
Bilgi sosyolojisinin konusu ile ilgili son yaklaşım, bu çalışmanın amacı ile ilgilidir. Bu, bilgi sosyolojisinde kimlik konusudur. Kimlik, pek çok disiplin tarafından değişik şekillerde ele alınmaktadır. Kimliği gerek ferdî gerekse toplumsal bir düşünce sistemi olarak ele alırsak[19] bu konu doğrudan bilgi sosyolojisi sahasına girmiş olur. Sosyal yapı içinde fert, kim olduğunu düşünmekte ve niçin belli bir tarzda hareket sergilemektedir? Gerek ferdî gerekse toplumsal düşünce sistemi olarak kimlik, sosyo-kültürel çevre tarafından yaratılmaktadır.[20]
[1]Kavramın ihdas edilişi hakkındaki kaynaklar: [ 1) W. Jerusalem, Die Soziologie des Erkennes (The Sociology of Perception), reprinted in Gedanken und Denker. Gesammelte. Aufsätze. Neues Folge, 2nd edn., Vienna & Leipzig: W. Braumuller, 1925.; 2) E. Durkheim, Année Sociologique, Les Cconditions Sociologiques de la Connaissance, cf. vol. XI, Paris, Felix Alcan, 1910, s.41.; 3) M. Scheler, Versuche zu einer Soziologie des Wissen, Ungsinstitute für Socialwissenchaften, 1924.; 4) M. Scheler, Die Wissensformen und die Gesellschaft, Der Neue Geist Verlag, Leipzig, 1926.]
[2]William Outhwaite ve Tom Bottomore (ed.), Advisory Editors E. Gellner, R. Nisbet, A. Touraine, The Blackwell Dictionary of Twentieth-Century Social Thought, Basil Blackwell, Cambridge, 1993, s. 638.
[3]Robert K. Merton, The Sociology of Science: Theoretical and Emprical Investigations, Edited and with an introduction by Norman W. Storer, The University of Chicago Press, Chicago, 1973, s. 7.
[4]K. Mannheim, Ideology and Utopia, Kegan Paul, London, 1952, s. 237-60. zikreden: (Werner Stark, "Sociology of Knowledge" maddesi, A Dictionary of The Social Sciences, Julius Gould and William L. Kolb (Ed.by.), The Free Press, New York, 1964, s. 679.)
[5]E. Doyle McCarthy, "Introduction to the Transaction Edition", s. ix-x, (Werner Stark, The Sociology of Knowledge: Toward a Deeper Understanding of the History of Ideas, With a new introduction by E. Doyle McCarthy, Transaction Publishers, New Brunswick, 1991.) kitabında.
[6]David Jary ve Julia Jary, " Sociology of Knowledge" maddesi, The Harper Collins Dictionary of Sociology, Series Editor, Eugene Ehrlich, Harper Perennial, New York, 1991, s. 477.
[7]H. Becker ve H. O. Dahlke, "Max Scheler's Sociology of Knowledge", Philosophy and Phenomenological Research, vol.II, 1941-2, s. 310.
[8]G. Gurvitch, The Social Frameworks of Knowledge. M. ve K. Thompson (trans. by), Harper & Row Publishers, N. Y., 1971, s. 16-7.
[9]G. Gurvitch, The Social Frameworks of Knowledge. M. ve K. Thompson (trans. by), Harper & Row Publishers, N. Y., 1971, s. 17.
[10]Brian A., Roberts, Sociological Reflections on Methods in School Music, Canadian Music Educators Association, Toronto (Ontario), 1991. s. 1-6.
[11]Paul G., Schempp, From the Outside In and Back Again: A Sociological Analysis of the Acquisition, Evaluation, and Utilization of a Teacher's Occupational Knowledge.; Paper presented at the Annual Meeting of the American Educational Research Association (San Francisco, CA, March 27-31, 1989). s.1-12.
[12] D. Hossler ve diğerleri, An Investigation of the Knowledge Claims Supporting Goal Based Planning and Organizational Culture as Keys to Excellence in Educational Organizations., Study supported by the Profitt Fund, School of Education, Indiana University, Bloomington. 1988, s. 79.
[13]Michael W. Apple ve Lois Weis, "Seeing Education Relationally: The Stratification of Culture and People in the Sociology of School Knowledge.", Journal of Education; v168, n1, 1986, s.7-34
[14]B. Peck, "Bringing Europe into the curriculum" Phi Delta Kappan. v. 74, Sept. 1992, s. 91-2.
[15]Asghar Talaye Minai, Art, Science and Architecture: Architecture as a Dynamic Process of Structuring Matter-Energy in the Spatio-Temporal World., Document, University of Michigan Microfilms, Ann Arbor, 1969, s 450.
[16]Asghar Talaye Minai, Art, Science and Architecture: Architecture as a Dynamic Process of Structuring Matter-Energy in the Spatio-Temporal World., Document, University of Michigan Microfilms, Ann Arbor, 1969, s 1-14.
[17]Werner Stark, "Sociology of Knowledge" maddesi, A Dictionary of The Social Sciences, Julius Gould and William L. Kolb (Ed.by.), The Free Press, New York, 1964, s. 680.
[18]D. Jary ve J. Jary, " Sociology of Knowledge" maddesi, The Harper Collins Dictionary of Sociology, Series Editor, Eugene Ehrlich, Harper Perennial, New York, 1991, s. 476.
[19]W. J. H. Sprott, Science and Social Action, Watts, London, 1954, s.141.
[20]James E. Curtis ve John W. Petras, (Ed. by), "Introduction", The Sociology of Knowledge: A Reader, Preager Publishers, London, 1970, s. 25.

Kaynak: Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi ISSN: 1303-5134


4 yorum:

Adsız dedi ki...

Okuma parçasının,Bilgi Sosyolojisinin tanımını(özellikle Manheim'in bilgi sosyolojisi kapsamı tarifi okuma parçasının bir özeti gibi),konusunu,faydalarını,amacını,diğer bilimlerle ilişkilerini örneklendirmelerle açıklayarak bilgi sosyolojisinin rahat anlaşılmasında çok etkili olduğu görüşündeyim.Sadece Gurvithc'in bilgi sosyolojisi tarifi detaylı ve anlaşılması zor geldi.

ali vehbi dedi ki...

Makalede uluslararası mal ticaretinin toplam hasıla içindeki payının hızla artmasıyla,kapitalizm'in yer kürenin hemen hemen tüm bölge ve toplumların hayatlarına girdiği söyleniyor.İnsanlık tarihinde(bildiğimiz kadarıyla) bu denli bir ilişiklenme, karşılıklı bağımlılaşma görülmemiştir.Küreselleşme çağında süreci yakalayamamak gerek bireyler gerekse ülkeler için felaketler doğurabiliyor.Zamanı yakalayamayan insan fosilleşiyor,ticari kurumlar iflas ediyor,ülkeler yıkılıyor.Zaman tarih içinde hiç geçmediği kadar hızlı geçiyor.Kısacası zamanı yakalayamayan ölüyor dersek uygun olur sanıyorum.

Küreselleşme süreci içerisinde,her ne kadar teorik amaç,tüm insanlığın yaşam standartlarında toptan bir iyileştirme,uluslar arası kaynaşma,barış ve nihai olarak dünya insanlarının kardeşliği olsada farklı sonuçların doğduğu görülüyor.Makalede yer alan''Yaşam kalitesi göstergelerinin yeniden kötüleştiğine şahit oluyoruz,çocuk ölümleri artıyor,ortalama yaşam süreleri azalıyor,salğın hastalıklar ve yıllarca önce dünya yüzünden silindiği sanılan tüberkuloz ve benzeri gariban hastalıkları en gelişmiş ülkelerin ortalarında beliriyor.'' parağrafı bence çok çarpıcı bir tespit.Dünya üzerindeki ülkeler arası ve ülkeler içi gelir dağılımı geri kalmış kesimler aleyhine hızla bozuluyor.Artık dünyayı devlet başkanlarından ziyade devlet başkanlarını da deyim yerindeyse atayan çok uluslu şirketlerin patronları yönetiyor.
İsanoğlu kendi sonunumu hazırlıyor bilinmez.Sonuç olarak insanın aklına ''medeniyetin sonu vahşet mi?'' sorusu takılıyor

ali vehbi dedi ki...

Makalede bilgi sosyolojisinin çalışma sahası bence iyi bir şekilde tespit edilmiş.Makalenin sonunda bilgi sosyolojisinde kimlik konusu belirtilmiş.Kimlik'in sözlükteki tanımı ''İnsana has olan niteliklerin ve birinin belirli bir kimse olmasını sağlayan şartların tamamı.'' şeklinde yapılmış.Sözlük tanımına göre kimlik sıradan bir insanın şahsiyet olmasını sağlayan şartların tümüdür.Makalede kimlik için gerek ferdi gerekse toplumsal bir düşünce sistemi olduğu söyleniyor.Ayrıca toplumsal düşünce sistemi olarak kimliğin sosyo-kültürel çevre tarafından yaratıldığı tespit edilmiş.Toplumdan topluma insanın marjinal olması için şartlar çok farklıdır.İranlı bir kişiyi ve İran'ın sosyo-kültürel yapısı ele alındığında İranlının kimliğine İran kültür kodları işlenir.Bir İngilizde İngiliz kültür kodlarını taşır.İran da marjinal olarak nitelenecek bir düşünce bir İngiliz için hiç birşey ifade etmeyebilir.Aynı zamanda İngiltere toplum yapısına göre marjinal özgürlükcü bir kadın harekatı bir İranlı için tasavvur edilemez nitelikte olabilir.

Adsız dedi ki...

BİLGİ SOSYOLOJİSİ

HANDAN SARICA

Bilgi sosyolojisi toplum yapıları ve bu yapılara en uygun bilgi türleri arasındaki ilişkileri araştırır. Filozoflar, eski çağlardan beri bilgi sosyolojisine ilgi duymuşlardır.
Onyedinci yüzyılın başlarından itibaren Bacon, bazı bilgilerin toplumsal etkilerle dönüşüp biçim değiştirdiğini öne sürmüştür.
Concordet ise bilgilerin gelişimi ile toplumsal evrim arasında bir ilinti kurmak istemiştir.
Saint Simon, toplumsal kurumların her zaman ve her toplumda çağın egemen düşünceleri ile uyum içerisinde bulunduğunu savunarak, üretimin yalnız maddi üretimden ibaret olmadığını; bilgi üretiminin de maddi üretim kadar önemli olduğunu savunmuştur.
Comte?a göre, toplum ve bilgi türleri arasındaki uyumlu ilişkiyi, metafizik bilginin egemen olduğu yarı askeri, yarı teokratik toplumlarda açıkça görmek mümkündür.
Marx ise bilgi sosyolojisini, ideolojiler ve sınıf çatışmaları arasındaki bağıntıyı incelemeye yöneltmiştir. Ona göre; her ne kadar ideolojilerin dışında bir bilgi türü varolabilse de, üretim ilişkileri bütünü itibariyle bilginin doğuşunu ve gelişmesini koşullandırmaktadır. Bu nedenle bilgiyi, ideolojilerden, sınıfsal bilinçten ve yabancılaşma sürecinden bağımsız olarak ele almak yanlış olur.
Durkheim? a göre ise bilginin nesnelliği toplumsal bilinçte aranmalıdır.
Gurvitch, bilgi türlerini yediye ayırmıştır:
1.Dış dünyanın algısal bilgisi
2.?Başkaları? ?biz?ler(bizim mahalle, kent, sınıf v.b.), gruplar, toplumlar ile ilgili bilgi
3.Sağduyusal bilgi veya ortak kavrayış bilgisi
4.Teknik bilgi
5.Siyasal bilgi
6.Bilimsel bilgi
7.Felsefi bilgi
Bilgi sosyolojisinin temel konusu, uygarlık, kültür, toplum, sınıf ve grup tiplerine göre öncelikli bilgi türlerinin ve biçimlerinin araştırılmasıdır.