Perşembe, Ekim 05, 2006

Bilgi Çağında Bilgi Toplumu Ve Bilgi Ekonomisi












Bilgi Çağında
Bilgi Toplumu Ve Bilgi Ekonomisi

Prof.Dr. Mahmut Tekin  ve Arş.Gör.Ercan Çiçek


 

 

1.GİRİŞ

Yirmibirinci yüzyılda bilgi kavramı değişen anlam ve içeriği ile
karşımıza çıkmaktadır.Yeni gelişen teknolojiler değişen gereksinimler
artan nüfus bilgiye olan gereksinimi bilgi kullanımını ve bilgi
yönetimini ön plana çıkarmıştır.Bu eğilim  tüm dünyada bilgi toplumuna
geçiş olarak değerlendirilmektedir.


Küreselleşmenin hayatımızı derin ve sarsıcı bir şekilde etkilediği
günümüzde bilimsel araştırmalar sonucu elde edilen bilgiye bağlı olarak
büyük bir teknolojik gelişme ve rekabet  yaşanmaktadır.Bu
teknolojilerden gerektiği şekilde ve amaca uygun olarak yararlanabilmek
için bilgiye büyük bir gereksinim duyulmaktadır.İşletmelerde amaca
yönelik olarak kullanılabilecek bilgilerin toplanması depolanması ve
kullanıma sunulması ancak etkin ve verimli bir bilgi yönetimi ile
sağlanabilecektir.Günümüzde işletmelerde karşılaşılan değişik sorunları
çözmek amacıyla ve bilgileri etkin kullanmak için bilişim sistemleri
oluşturulmuştur.


Bu durum bilgi çağında bilginin etkin ve yaygın kullanımı sonucunu
doğurmakta ve bilgi toplumu ile tüketicileri yakından etkilemektedir.Bu
bağlamda bilgi çağında yeni ekonomi, e-ekonomi ya da bilgi ekonomisi de
denilen yeni kavramlarla karşılaşılmaktadır.Bu bildiride bilgi çağında
bilgi toplumu ve bilgi ekonomisi çeşitli yönleri ile ele alınıp
değerlendirilmiştir.  


2. BİLGİ TOPLUMUNUN TANIMI VE ÖNEMİ


İnsanın bilgiye olan ihtiyacı insanlık tarihi kadar eski olup,
günümüz bilgi çağında, bilgiye verilen önem her geçen gün artmaktadır.
[1]
İnsan belli teknolojilerin kullanımıyla, ilkel toplumdan tarım
toplumuna geçmiştir. İlkel toplumda, doğanın verdiğiyle yetinen insan
tarım toplumunda ekip-biçerek daha çok üretmeyi başarmıştır.


Tarımsal üretimin ana girdisi toprak olmuştur. Sanayi toplumu
döneminde, toprağın yerini sermaye malları yani makinalar ikame
etmiştir. Mekanik düşünce ve bu teknolojinin ürünü olan makinalar sanayi
toplumunun temel belirleyici unsuru olmuştur. Sanayi toplumunda
zenginlik ve refah artışının kaynağı sermaye malları olmuştur.
[2]


Bilgi çağı, servet yaratmada bilginin öne geçtiği dönemi tanımlamak
için kullanılan bir kavramdır. Böylece maddi sermayenin yerini zihinsel
sermaye almıştır. Zihinsel sermayenin belli bir yere sınırlanmayan
yapısı, bütün yönetim ve toplum ilişkilerini değiştirmiştir.
[3]


Bilgi çağını önceki dönemlerden ayıran beş temel özellik
bulunmaktadır. Bunlar [4] :  


-Bilgi çağı bilgiye dayalı toplumun yükselişinden meydana
gelmektedir.


-Bilgi çağında işletmeler bilgi teknolojilerine dayalı olarak
faaliyet gösterirler.


-Bilgi çağında iş süreçleri verimlilik artışına dönüşmektedir.


-Bilgi çağının başarısı bilgi teknolojilerinin kullanımında etkinlik
ile ölçülmektedir.


-Bilgi çağında  pek çok ürün ve hizmet, bilgi teknolojileri ile iç
içe geçmiş durumdadır.


Bazı yazar ve düşünürler ile, gelecek bilimciler şu anda girmekte
olduğumuz dönemi farklı şekillerde tanımlamışlardır. Bu yeni toplumsal
yapıyı Daniel Bell ?Endüstri sonrası toplum? Peter F.Drucker ?bilgi
toplumu?, Zbigniev Brzezinski ?Teknokratik çağ?, John Naisbitt ve
Patrico Aburdane, ?büyük yönelimler çağı? ve Y.Masuda ise ?enformasyon
toplumu? olarak nitelendirmişlerdir.


Bilgi çağı ve bilgi toplumu ile ilgili değerlendirmelerde genellikle
tarihsel süreç içinde belli özellikler taşıyan dönemleri, dalgalar
itibarı ile nitelendirmelerden yararlanılmıştır. Bu anlamda,
Kontradievin uzun dalga kuramından söz edilebilir.
[5]


Teknolojik dönüşümlerin ekonomik büyüme ve toplumsal dönüşüme
etkileri konusuna ilk dikkati çeken Kontradiev?dir. Uzun dalga kuramına
göre, sanayi devriminden günümüze kadar yaklaşık 50 yıllık dönemler
itibariyle dört uzun dalga söz konusudur. Her bir dalganın kökenleri bir
önceki dalga içinde bulunmaktadır. Bunlar 1770-1830 arası ?Erken
Mekanizasyon?, 1830-1880 ?Buhargücü/Demiryolları?, 1880-1940 ?Elektrik
ve Ağır Sanayi? ve 1940-1980 ?Kitle üretimi? dönemleridir.
[6]
Yaşadığımız bu dönem ise ?Beşinci Dalga? olarak
adlandırılmaktadır. Sanayi toplumuna geçişin motoru olma işlevini
buharlı makineler üstlenmiş buna karşın beşinci dalgayı ifade eden bilgi
toplumuna geçişi de bilgi ve iletişim teknolojisi alanındaki gelişmeler
ortaya çıkarmıştır. [7]


Bu konuda diğer bir kuram ise Alvin Toffler tarafından yapılmıştır.
Toffler bilgi toplumu ile düşüncelerini belirtirken toplumsal gelişmenin
iki büyük değişim dalgası geçirdiğini ve bunlardan her birinin önceki
kültürleri ve uygarlıkları yok edip yerine, yeni yaşam ve ekonomi
modellerini getirdiğine dikkati çekmektedir. Birinci değişim dalgası
olan Tarım Devriminin bin yılda ortaya çıktığını, ikinci dalga olan
Sanayi Devriminin de üç yüzyılda ortaya çıktığını belirtmektedir.
Toffler?e göre bu süreç devam ederken bir başka ve çok daha önemli bir
süreç başlamıştır. 2. Dünya Savaşından sonraki on-onbeş yıl içinde
sanayi dalgasının en yüksek düzeye ulaştığı sırada, henüz tam olarak
anlaşılamamış olan üçüncü dalga başlamıştır.
[8]


Daniel Bell ve Alain Touraine, gelişmiş ülkelerin artık endüstri
toplumunun özelliklerini taşımadığını belirtmişlerdir. Bell, sanayi
ötesi toplumu profesyoneller mühendisler ve bilim adamlarından oluşan
bir sınıfın ve ekonomik hizmetlerin yaygınlaşması şeklinde
tanımlamaktadır [9] .


Her ne kadar bilgi toplumunun yapı ve kurumları henüz oluşum ve
şekillenme aşamasında ise de gelecekte alabileceği yapılaşma biçimleri
bugünden kısmi olarak belirginleşmiştir.
[10]


Sanayi toplumu, ekonomiyi kıt kaynakların kullanımı ve dağıtımı ile
ilgili bir bilim dalı olarak tanımlamaktadır. Şu an sürecini yaşamakta
olduğumuz bilgi toplumunda bu tanım geçerliliğini kaybetmiştir. Çünkü
temel stratejik kaynak haline gelen bilgi, kıt bir kaynak değildir. Bu
nedenle bilgi kavramı için azalan verimler yasası geçerli değildir.
Aksine artan bilgi birikimi ile artan verim yasası geçerli olmaktadır.
Bilgi diğer üretim faktörleri olan sermaye ve toprak gibi birbirini
tamamlayan bir üretim faktörü değil tersine onların yerine ikame
edilebilen bir üretim faktörüdür. Bilgi diğer üretim faktörlerine göre
çok daha akışkan bir özelliğe sahiptir. Günümüzde bilgi, fiber optik
kablolarla ışık hızıyla taşınabilmektedir. Bilgi aynı zamanda
paylaşılabilir ve bölünebilir özelliklere de sahiptir.
[11]


Sanayi toplumu ile bilgi toplumu çeşitli dinamikler göz önüne
alınarak aşağıdaki çizelgedeki gibi ifade edilebilir:
[12]


Çizelge 1. Sanayi ve Bilgi Toplumlarının Karşılaştırılması.










































































































  Sanayi Toplumu Bilgi Toplumu
Yenilikçi Teknoloji Öz Buhar Makinesi Bilgisayar
Temel Fonksiyon Fizik, emeğin ikamesi Zihni emeğin ikamesi
Üretim Gücü Maddi üretim gücü Enformasyon üretme gücü
Sosyoekonomik Yapı Ürünler Faydalı Mallar ve hizm. Enformasyon teknoloji bilgi
Üretim Merkezi Modern Fabrika                   
Enformasyon hizmetleri,
Piyasa Yeni dünya, sömürgeler, tüketici
satın alma gücü
Bilgi sınırlarında ve enformasyon
alanında artış
Lider Endüstriler Bilgi sınırlarında ve enformasyon
alanında artış
İmalat endüstrisi, mak. kim.end.
Endüstriyel Yapı Entelektüel endüstriler, Bilgi,
enformasyon end.
Matrix endüstriyel yapı ayrıca
dördüncü end.
Ekonomik Yapı Mal ekonomisi (İşbölü- mü,üretim ve
tük.ayrımı)
Sinerjik enerji (ortak üretim ve
aydalanma)
Sosyoekonomik Prensip Fiyat prensibi Amaç prensibi
Sosyoekonomik Özne Teşebbüs Gönüllü topluluklar
Toplum Şekli Sınıflı toplum Fonksiyonel toplum
Ulusal Hedef Kaba ulusal hedef Kaba ulusal tahmin
Hükümet Şekli Parlamenter demokrasi Katılımcı demokrasi
Sosyal Değişmede Güç Merkezleri İşçi hareketleri grevler       
Vatandaş hareketleri
Sosyal Problem İşsizlik, savaş, faşizm         
Terör,gelecek şoku,
En İleri Aşama Kitle tüketimi                     
Yüksek kitle bilgi üretimi
Değerler Etik değerler, Değer Ölçüleri Maddi değerler, temel insan
hakları, insancıllık     
Zaman değeri; Self disiplin, sosyal
katkı
Zamanın Ruhu Rönesans (Bireyin
özgürleşmesi)
Globalizm (insan ve doğa
ortak yaşamı)

  Kaynak: Veysel Bozkurt, Enformasyon Toplumu ve Türkiye, s.43


  Bilgi toplumunda, üretim sürecine katılan en temel kaynak insan
bilgisi, diğer bir ifade ile organize bilgi olmaktadır. Ortaya çıkan bu
değişimin doğal bir  sonucu olarak, üretim sürecinde, enerji ve girdi
değeri gibi etkenlerin öneminin giderek azalması söz konusu olmaktadır.
Tüm bu gelişmeler bilgi toplumunun ana uğraşı alanı olan hizmet ve bilgi
temelli sektörlere doğru daha fazla insan gücü katılmasına ve bu
alanlara daha çok yatırım yapılmasına yol açmaktadır.
[13]


Sanayi toplumundan, bilgi toplumuna dönüşümün çok daha hızlı
gerçekleşmesinin nedeni, yeni teknolojilerin gelişme hızı ile,
insanların bu teknolojiye uyum esnekliğinin yüksekliğinden
kaynaklanmaktadır. [14]


Bilgi toplumuna yöneltilen niteliklerden biri, fiziki ve kültürel
çevredeki değişim hızının, daha önceki dönemlere kıyasla görülmemiş
ölçüde artmış olmasıdır. Bilgi toplumunu daha önceki toplumsal
yapılardan ayıran bütün özellikleri, kısaca ve net olarak ifade etmek
gerekirse, bu her alanda değişim hızının katlanarak artması şeklinde
ifade edilebilir. [15]


Yirminci yüzyılın son çeyrek dönemi, bilgi toplumunun başlangıç
yıllarını oluşturmaktadır. Bu konuda kesin bir tarih vermek mümkün
olmamakla birlikte, 1957 yılında ABD?de ilk defa olarak beyaz yakalı
çalışanların sayısının mavi yakalıları geçmiş olması, kimi yazarlar
tarafından bu tarihin bilgi toplumunun başlangıcı olarak kabulüne neden
olmuştur. [16]


2.1. BİLGİ TOPLUMUNUN ÖZELLİKLERİ


Kurumları, işleyiş biçimleri ve normları ile ikinci dalga olarak
adlandırılan sanayi toplumundan oldukça farklı niteliğe sahip olan bilgi
toplumu yapısını belirleyen bir dizi özellikleri bünyesinde
taşımaktadır. Bilgi sistemleri ve teknolojilerine dayalı olarak
biçimlenmekte olan bilgi toplumu, sanayi toplumundan ciddi biçimde
ayrışmakta, dönüşmekte ve yeni toplum biçimi olarak karşımıza
çıkmaktadır. [17]
                             


Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojisinin yarattığı ortam
içinde ekonomik faaliyet küreselleşme eğilimine girmiştir. İletişim
sistemlerinin ülke sınırlarını küçültmesi, bölgesel gruplaşmalara dayalı
bütünleşme eğilimlerini beraberinde getirmiştir. Küreselleşme sürecinde,
girdilerin temini ve çıktıların pazarlanması için gündeme gelen
piyasalar artık dünya çapında düşünülmektedir. Sanayi toplumunda fabrika
üretimi, öncelikle ulusal sınırlar içindeki pazarlara yönelik ve onlara
hitap ederken; bilgi toplumunda dünya standartları belirleyici konuma
yükselmiştir. Sanayi toplumunda; tarım, sanayi ve hizmetler; birincil,
ikincil ve üçüncül sektörler olarak gündeme gelirken; Masuda?ya göre
?bilgi-bağlantılı sanayiler?; sanayinin dikey yapılaşmasında dördüncü
sektör olarak; yatay boyutta ise, eğitim, sağlık, konut ve benzer
sanayilerde yerini almaktadır.
[18]


Sanayi toplumunda ?ekonomik yapı?;


·  Pazara yönelik mal üretimi için sermaye birikimi,


·  İşbölümüne dayalı üretimde uzmanlaşma,


·  Üretim ve tüketimin; ?fabrika? ve ?konut? olarak ayrılmış
birimlerde gerçekleştirilmesi ve bu yüzden ?kuruluş? ve ?yerleşim
yerlerinin? birbirinden ayrılması gibi unsurlarca belirlenmekteydi. Oysa
ki, bilgi toplumunda bu yapı değişmektedir;


·  Maddi mallar yerine; bilgi kullanılarak ?bilginin üretimi? ön
plana çıkmaktadır.


·  Bilişim teknolojisine dayalı olarak kullanıcının üretebildiği
bilgi artmakta ve ?bilginin birikimi? sağlanmaktadır.


·  Birikmiş bilginin ?sinerjik etkisi?, bilgi üretimi ve bilgiden
yararlanmayı daha da hızlandırmaktadır.


·  Sonuçta ekonomik yapı, sanayi toplumunun ?mübadele ekonomisinden?;
bilgi toplumunun ?sinerjik ekonomisine? dönüşmektedir.


Bilgi toplumunu belirleyen temel karakteristikleri şu şekilde
özetlemek mümkündür: [19]


1.Ekonomik Yapıdaki Dönüşüm: Bilgi toplumundaki en büyük
özellik mal üretiminden hizmet üretimine doğru bir yönelişin
görülmesidir. Aslında hizmet sektörü zaten tüm ekonomilerde her zaman
mevcuttur, ancak sanayi toplumunda hizmetlerin niteliği daha yerel ve
mal üretimine yardımcı konumdadır. Sanayi sonrası toplumda ise eğitim,
sağlık, sosyal hizmetler gibi insani hizmetler ve bilgisayar, sistem
analizi, bilimsel ar-ge, gibi mesleki hizmetler yoğunluk kazanmaktadır.


2.Yükselen Yeni Sınıflar: Yeni toplumda insanların
çalıştıkları yer değil aynı zamanda yaptıkları işlerin türü de
değişmektedir. Sanayi toplumunda vasıflı işçiler çalışan sınıf içinde en
kalabalık grubu oluşturmaktaydılar. Bilgi toplumunda ise, teknik ve
profesyonel sınıf, yani P.Drucker tarafından ?bilgi işçisi? olarak
nitelenen bilim adamları, teknisyenler, mühendisler, öğretmenler sayıca
artmış ve toplumun kalbi konumuna yerleşmişlerdir. Buna bağlı olarak
toplumda gücün yapısı da değişmiştir. Tarım toplumunda toprak sahipleri,
sanayi toplumunda ise sermaye sahibi işverenler gücü ellerinde
bulundurmaktaydılar. Oluşan yeni toplumda ise güç bilgi sınıfına ait
olacaktır.


3.Bilginin Artan Rolü: Sanayi toplumu, malların üretimi için
makine ve insanların koordinasyonuna dayanmaktaydı. Yeni toplum ise
bilgi etrafında örgütlenmektedir. Sanayi uygarlığının öncü isimlerinden
Bacon?ın yüzyıllar önce söylediği gibi ?bilgi güçtür?, ancak, bilgi
toplumunda bilgi aynı zamanda toplumun temel eksenini de
oluşturmaktadır. Buna göre, tarım toplumunda toprak ve işgücü, sanayi
toplumunda sermaye merkezi bir öneme sahip iken,bilgi toplumunda bilgi
stratejik bir kaynak haline gelmiştir. Çünkü, yeni toplumda teorik
bilgiyi piyasada yeni ürün ve hizmetlere başarılı şekilde dönüştürenler
ile eğitim ve ar-ge harcamalarına en çok yatırım yapan işletmeler ve
toplumlar başarılı olacaktır. Eğer bir toplum bilgiyi üretir hale
gelemezse, büyük harcamalarla ürettiği mal ve hizmetler kısa sürede
demode olma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.


4.Bilişim Teknolojisi: Sanayi toplumunun ortaya çıkmasında en
önemli etken; buhar makinesi, elektrik, içten yanmalı motor gibi enerji
teknolojilerinin bulunmasıdır. Bilişim teknolojilerinin ortaya çıkıp
hızla gelişmesi de benzer bir etkiyi yeni oluşan toplumda oluşturmuştur.
İletişim ve bilgisayar teknolojileri daha yetenekli işgücüne gereksinim
doğurduğundan ve ulusal verimliliği artırma ve rekabetçi üstünlük elde
etme yolunda daha yüksek değerlere sahip ürünler ortaya koyma yeteneğine
sahip olduklarından iktisadi gelişme açısından en fazla önem verilmesi
gereken alan bilişim teknolojileri olarak görülmektedir. Nitekim, ünlü
strateji uzmanı M.Porter günümüzde bir işletmenin yönetilmesinde en
temel faktör olarak bilişim teknolojisine işaret etmektedir. Zaten,
bilgi toplumu kavramı da yeni teknolojilerin neden olduğu iktisadi ve
sosyal değişimler anlamına gelmektedir.


3.BİLGİ EKONOMİSİNİN TANIMI VE ÖNEMİ


Bilişim teknolojisindeki gelişmelerle birlikte, sanayi ekonomisi
yerini bilgi ekonomisine bırakırken,ekonominin üçlü saç ayağı olarak
nitelendirdiğimiz üretim, tüketim, dağıtım ilişkileri ve ekonomik
yapının tümü, bilgi temeli üzerine yeniden yapılanmış ve bilgi rekabetin
temel faktörü durumuna gelmiştir.
[20]


Yeni ekonominin dört temel özelliğinden söz etmek mümkündür;
dijitalleşme (internet ekonomisini, yoğun olarak da elektronik ticareti
bu kapsamda değerlendirmek mümkündür), araştırma geliştirme
faaliyetlerinin artması, küreselleşme ve insan kaynakları profilinde
yaşanan radikal değişim (kurumların insan kaynaklarına dayalı yeniden
yapılanması). 1980?lerin ortasından itibaren uluslararası alanda yaşanan
gelişmelerin günümüzde yorumlanması ?Yeni ekonomi? (new economy) denilen
kavramın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu kavram kimilerinin
savunduğu gibi sanal bir olgu olmaktan çok uzaktır. Son on yılda dünya
ekonomisi ve ABD ekonomisindeki gelişmelere bakıldığında, yeni
ekonominin verimliliği, yeniden yapılanmaya yönelik baskıları, küresel
niteliği, yol açtığı krizleri ile birlikte yeni ekonominin sistemi nasıl
kökünden değiştirip sarstığı ortaya çıkmaktadır. Eski sektörler önemini,
karlılığını, istihdam gücünü, üretim kapasitesini yavaş yavaş
yitirirken, yeni sektörler çığ misali büyüyerek ekonomik büyümenin
lokomotifi konumuna gelmektedir. Teknolojik gelişmeyle vücut bulan,
büyük ölçüde dijitalleşmeye ve internete bağlı olan yeni ekonomi tıpkı
dominant bir gen misali eski ekonomiyi, yani eski organizmayı kuşatıp
yavaş yavaş yok etmektedir [21]
.


Bu anlamda hızlı bir değişim kavramı ile kuşatılan yeni iş dünyası
sistemi ile karşılaşmaktayız.Bazen değişimin ve yeni fırsatların farkına
varmamız çok uzun sürer. Ancak bilgiye sahipsek ve sahip olduğumuz
bilgiden yeterince yararlanabiliyorsak, değişime hazır olabiliriz ve
hatta onu kendimiz için bir fırsata çevirebiliriz. Organizasyonların
bilgi sermayesi, yüksek değerli ürünlerin meydana getirilebilmesi için
elde edilmiş bir stoktur. Bu stok ancak organizasyonel öğrenme ile
akışkan hale gelebilir; çünkü akış, stoklanan bilginin organizasyon
tarafından özümsenmesi ve benimsenmesini sağlar. Bunu sağlayacak kurum
kültürü, yapısal yeterlilik ve güven ortamına sahip olmayan
organizasyonlarda, bilgi stoğundan yeterince yararlanmak mümkün olmaz.
[22]


Günümüzde bilgi, ürettiğimiz, yaptığımız, sattığımız ve satın
aldığımız şeylerin asıl bileşeni durumuna gelmiştir. Bu durumun doğal
bir sonucu olarak, bilgi ekonomisinde, bilgiyi yönetmek ve entellektüel
sermayeyi bulup geliştirmek, saklamak ve paylaşmak, bireylerin,
işletmelerin ve ülkelerin en önemli ekonomik işlevi haline gelmiştir.
[23]


Yeni ekonomi, insana yapılan yatırımın getirisinin fiziki sermaye
yatırımlarından daha yüksek olduğu bir döneme girdiğimizi de
göstermektedir. Bireylerin, piyasada sahip oldukları bilginin değeri,
giderek daha da önemli hale gelmektedir. Yeni ekonomi kavramının,
özellikle son zamanlarda, ilgi odağı haline gelmesinin nedeni,bilgi
teknolojilerindeki değişiklikler sonucu öğrenme süreçlerinin daha farklı
alanlara ve boyutlara taşınmasıdır. Yeni ekonomi hakkında hemen hemen
herkesin üzerinde anlaştığı gerçek ekonominin altyapısının elle
tutulabilir mallardan çok, bilgi temelli ve daha çok  hizmete benzeyen
mallar üzerinde oturuyor olmasıdır.
[24]


4.BİLGİ EKONOMİSİNİN ÖZELLİKLERİ


Bilgi ekonomisinde işletmeler, sürekli devam eden bir verimlilik
artırma, çevresel talebe tepki verebilme ile örgütsel değişimi
gerçekleştirme uğraşısı içinde olacaklardır
[25]
. Bilgi ekonomisini diğer ekonomik sistemlerden ve sanayi
ekonomisinden ayıran temel fark, bilginin ekonomik üretim faktörleri
içinde, birincil önceliğe sahip olması ile bilgi teknolojileri
yardımıyla, bilginin üretimindeki ve kullanımındaki artıştır.
[26]


Bilgi teknolojilerinin 1990?lı yılların ortalarında internet ve web
temelli uygulamaların da yardımıyla, günümüz işletmelerinde yaygın
kullanılmaya başlanması, örgütlerarası ve örgüt içi ilişki ve süreçler
üzerinde köklü etkiler meydana getirmiş, bu durum işletmeleri değişen
şartlara uyum sağlamaya zorlamıştır.
[27]


Bu değişim süreci, aynı zamanda dijitalleşme süreci olarak da
değerlendirilmektedir. Çünkü bu dönem, bilginin aktarılmasında ve
üretilmesinde, dijital teknolojilerin etkinlik kazandığı bir dönemi
ifade etmektedir. Aslında dijitalleşme, verilerin sanal bir ortamda
saklanmasını, aktarılmasını ve alınabilmesini ifade eden bir süreçtir.
Böylece bilgisayarların arasında kurulan ağlar yolu ile dünyanın bir
ucundan diğerine her türlü bilgi aktarılabilmektedir.
[28]


Dijital ekonomi  ya da Tekonomi olarak da değerlendirilen bilgi
ekonomisinin özellikleri  Tapscott tarafından 12 madde olarak ifade
edilmiştir [29] :


1.Yeni Ekonomi Bilgi Ekonomisidir : Bilişim teknolojileri bir
ekonominin bilgi temelli olmasına imkan sağlamaktadır. Bilgi
ekonomisinde bilginin yaratılması hem bilgi işçilerine hem de bilgi
tüketicilerine yani insanlara aittir. Mal ve hizmetlerin içeriği müşteri
fikirleri tarafından belirlenirken, bilişim teknolojisi mal ve
hizmetlerin bir parçası haline gelecektir.


2.Yeni Ekonomi Dijital Bir Ekonomidir : Yeni ekonomide bilgiler
tamamen 1 ve 0?dan oluşan veri formlarında iletilmektedir. Günümüzde her
türlü bilgi, ses, yazı, görüntü, hareketli obje v.s bilgisayar ağları
tarafından iletilmektedir.


3.Yeni Ekonomide Sanallaşma Önemli Rol Oynamaktadır : Bilginin
analogdan dijitale dönüşmesi, fiziki varlıkların sanal hale gelmesine
imkan vermektedir. Söz konusu sanallaşma ekonominin yapısını, kurumların
türlerini ve aralarındaki ilişkileri, dolayısıyla ekonomik faaliyetin
bizzat kendisini değiştirmektedir.


4.Yeni Ekonomi Moleküler Bir Ekonomidir:  Eski büyük işletme yapıları
ayrışmakta ve dinamik birey ve kurumların oluşturduğu ekonomik faaliyet
temelli gruplar halinde yeniden ortaya çıkmaktadır. İşletmenin ortadan
kalkması, yani kaybolması değil dönüşmesi söz konusudur.


5.Yeni Ekonomi Bir Ağ Ekonomisidir:  Yeni ekonomi iletişim ağlarıyla
bütünleşen bir ekonomidir. Analog hatlar yerine dijital iletişim
ağlarının oluşması ve klasik ana bilgisayar sisteminden web tabanlı
sisteme doğru gerçekleşen kayma iş dünyasında önemli dönüşümlere neden
olmaktadır. Yeni teknoloji ve iletişim ağları küçük ölçekli işletmelere
büyük ölçekli işletmelerin sahip olduğu ölçek ekonomileri ve kaynağa
ulaşma gibi ana avantajlara sahip olma imkanı sunmaktadır.


6.Yeni Ekonomide Aracılar Büyük Ölçüde Ortadan Kalkacaktır: Özel ve
kamu sektöründe bir çok kurum tüketicileriyle ağlar aracılığıyla
doğrudan temas kuracaklar ve aracılarını büyük ölçüde elimine
edeceklerdir.


7.Yeni Ekonominin Hakim Sektörü Üçlü Bir Oluşumdur:
Sanayi ekonomisinde otomotiv anahtar sektör konumundayken, yeni
ekonomide hakim ekonomik sektör diğer tüm sektörlerin refah yaratmasına
giden yolu teşkil eden bilgisayar, iletişim ve eğlence sanayilerinin
bütünleşmesiyle oluşan yeni medya sektörüdür


8.Yeni Ekonomi Yenilik Temelli Bir Ekonomidir:  Yeni ekonominin
ilkesi ?kendi ürününün modasını kendin geçir? olacaktır. Eğer yeni ve
başarılı bir ürün geliştirilmiş ve piyasaya sürülmüşse, hedefin bu
ürünün daha gelişmişinin ortaya çıkarılması ve ilk ürünün modasının
geçirilmesi olması gerekir.


9.Yeni Ekonomide Üretici ve Tüketici Farkı Belirsizleşmektedir: 
Kitle üretiminin yerini büyük miktarlarda müşteri isteklerine göre
üretimin almasıyla birlikte, üreticiler bireysel tüketicilerin zevk ve
ihtiyaçlarına uygun özel mal ve hizmetler oluşturmak zorunda
kalmışlardır. Yeni ekonomide tüketiciler fiilen üretim sürecine katkıda
bulunabilmektedirler.


10.Yeni Ekonomi Bir Hız Ekonomisidir:  Dijital veriler üzerine
kurulmuş bir ekonomide, işletme başarısı ve iktisadi faaliyetler
açısından hız anahtar bir değişkendir.


11.Yeni Ekonomi Küresel Bir Ekonomidir: İki kutuplu dünyanın
ayrışmasından sonra, iktisadi duvarların önemli ölçüde ortadan kalktığı,
dinamik, yeni ve değişken küresel bir çevre ortaya çıkmıştır.


12.Yeni Ekonomi Bazı Sosyal Problemleri Beraberinde Getirmiştir: Yeni
bir ekonominin eşiğinde, güç, güvenlik, eşitlik, kalite, iş hayatı
kalitesi ve demokratik sürecin geleceği gibi bir takım sorunları
beraberinde getiren yeni bir politik ekonominin başladığı da
görülmektedir.


5.TÜRKİYE?NİN BİLGİ TOPLUMUNA GEÇİŞ SÜRECİ


Yakın geçmişinde hedefinin sanayi uygarlığından geçtiğine inanılan
?muasır medeniyetler? düzeyine çıkmayı, kendisinin başlıca amacı haline
getirmiş bir ülke olarak Türkiye, son yıllarda temel hedeflerini yeniden
gözden geçirmek durumuyla karşı karşıya bulunmaktadır.
[30]


Bilgi toplumuna geçiş sürecinde ,bilim ve teknoloji politikaları
büyük önem taşımaktadır.Bu bağlamda Türk toplumunun sanayileşmeyi, ithal
teknoloji ile ve bilişim teknolojilerini de ithal teknoloji ile
kullandığı görülmektedir.Bu bağlamda Türk toplumunun teknoloji
üretemeyişinin, yani teknolojik gecikmenin temelinde kültürel gecikme
yatmaktadır. [31]


Günümüzde, küresel rekabette, nasıl daha üstün olunabileceğine dair
çok sayıda teori mevcuttur.Sözgelimi rekabette üstünlüğü bazıları, makro
ekonomik fenomenlerle ,bazıları ucuz emekle,bazıları hükümet
politikaları ile,bazıları da farklı yönetim uygulamaları ile
açıklamaktadır.Bu yaklaşımlardan her biri Porter?in de vurguladığı
şekilde birtakım ciddi eleştiriler almıştır. Ancak bilgi çağında
rekabetçi bir sistem için önemi tartışmasız kabul edilen hususların
başında insan kaynakları ve onun eğitimi gelmektedir.Bu nedenle
eğitim,bilgi çağına geçiş sürecinde ülkemiz açısından da hayati bir önem
taşımaktadır.OECD verilerine göre Türkiye?nin GSMH?nin oranı olarak
eğitime ayırdığı pay yüzde 1.9  ile çok gerilerde yer
almaktadır.GSMH?nin oranı olarak Japonya?da yüzde 3.8, ABD?de yüzde 5,
Almanya?da yüzde 4.3, Yunanistan?da ise yüzde 2.6?dır.
[32]


Bilgi toplumunda insanların yaratıcılığı ve yenilikçiliği ön planda
olacaktır.Günümüzde Türk toplum yapısı,bilgi toplumuna uyum sürecini
yaşamaktadır.Bu anlamda ülkemize bilimsel düşünce,
üretim,çalışma,rekabet ve başarı motivasyonlarının kazandırılmasıyla
teknoloji üretmenin yolları açılabilecektir
[33]
.


Türkiye mevcut sanayi yapısıyla bu sürecin oldukça gerilerinde
kalmıştır.Mevcut sektörel yapısının da etkisiyle bilgi toplumuna geçiş
sürecinde son derece önemli olan araştırma-geliştirmeye gereken önem
verilmemektedir.Önümüzdeki dönemde sermaye gibi işgücü de giderek daha
çok küreselleşme sürecine girecektir.Firmalar günümüzde nitelikli
işgücünü gelişen bilgi ağlarının yardımıyla dünyanın bir başka
noktasından kolayca elde edebilmektedirler.Bu durum ülkemiz açısından
son derece önemli olmaktadır .Çünkü bilgi çağında en stratejik kaynak
bilgi ve o bilgiyi üreten yüksek nitelikli işgücü olmaktadır.Ayrıca
küreselleşen dünyada daha az merkeziyetçi ve esnek yapılı bir devlet
sistemi uluslararası rekabette büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda
e-devlet çalışmaları ülkemiz açısından hızlandırılmalıdır
[34]


Türkiye?de yenilikçi içeriğe sahip bilinçli bir strateji henüz
geliştirilememiştir .Eğer ülkemiz bilgi toplumu olmayı istiyorsa bilişim
devriminin gerçekleşmesini sağlayıcı yeni bir strateji oluşturup bu
stratejinin uygulanması için yeni programları öncelikle uygulamaya
koymalıdır.Gelişmiş ülkeler milli gelirlerinin yüzde 5-6 dolayında bir
oranını bilişim harcamalarına ayırırken Türkiye?de binde 5-6 olan bu
oran arttırılmalıdır.Ülkemizde bilim ve teknoloji politikasının
yenilenmesine yepyeni bir anlayış, yeni bir dünya görüşü , yenilikçi
kültür politikaları oluşturarak daha kapsamlı politikalar içinde konuya
yaklaşılmalıdır.Mevcut araştırma kurumları ile üniversiteler yeni bir
anlayış ve yaklaşımla çalışma ve başarıyı ödüllendiren rekabetçi ve
yenilikçi eğitim,bilim ve kültür politikaları oluşturmalıdır.Ayrıca bu
politikaları ekonomi politikaları ile bağdaştıran uyumlu stratejilerin
geliştirilmesi gerekmektedir
[35]
 


6. SONUÇ


  Sanayi toplumundan bilgi toplumuna dönüşümü yaşadığımız bu
çağda bilişim teknolojilerinin giderek yaygınlaşmaları ve bilginin temel
ve stratejik bir üretim faktörü olarak ekonomik sisteme dahil edilmesi,
bilgiye verilen önemin artmasından kaynaklanmaktadır. 21.yüzyıla
girdiğimiz bu dönemde bilgi teknolojisi alanındaki hızlı değişim
bilginin önemini artırmıştır. Bilgi temelli dünya ekonomisini artık
networkler (ağlar) yönlendirmektedir Yeni bilgilere hızla ulaşmak,
onları depolamak ve en kısa zamanda uygulama alanına aktarabilmek
günümüzde insan yaşamını çok çeşitli yönlerden etkilemeye başlamıştır.
 


Görüldüğü gibi bilgi toplumu, hızlı bilgi artışına dayanan ve hayatın
tüm alanlarını kapsayan değişmeleri ve gelişmeleri içermektedir.
Bilgisayar teknolojisinin insan yaşamının her kademesine girmesiyle
kullanım yönünden oldukça farklı alanlar ortaya çıkmıştır. Özellikle
büyük işletmelerin elde ettikleri bilgileri daha iyi analiz ve kontrol
etmek amacıyla, bilgisayar teknolojisine büyük miktarlarda yatırım
yapmak istemeleri, bu yeni teknolojilerinin fayda-maliyet analizini
zorunlu kılmaktadır. Günümüzde, işletmelerin daha etkili ve verimli
çalışabilmesi için bilgisayarlardan yararlanmanın artık bir zorunluluk
olduğu herkes tarafından kabul edilmektedir.  


Sonuç olarak Türkiye?nin 21. yüzyılda değişimi çok iyi bir şekilde
kavrayıp, bu değişim olgusunun beraberinde getireceği fırsat ve
tehditleri analiz ederek yeni yüzyılda dünyanın saygın bir üyesi olması
için gerekli atılımları acilen yerine getirmesi gerekmektedir.Başta
ekonomik yapılanma olmak üzere diğer kurumsal yapılanmalar da gelişen
yeni ekonomi kapsamında ele alınıp buna göre gerekli düzenlemeler
yapılmalıdır.    


KAYNAKÇA:  


Akın Bahadır, ?2000 Yılına Doğru Bilgi Toplumu Üzerine Genel Bir
Değerlendirme ve        Bilgi Ekonomisinin Özellikleri?, Verimlilik
Dergisi,
1999/1 Ankara


Akın Bahadır, ?Dijital Ekonomide Bilişim Teknolojisi Kullanımının İş
Ekosistemleri ve Örgüt Yapıları Üzerindeki Etkisi?, Bilişim 2000
Etkinlikleri,
İnterpro Yay., İstanbul       6-9 Eylül 2000


Altıntaş Levent, ?Bilgi Yönetimi ve Değişim?,
www.baltas-baltas.com/kaynakdergiyazi


Belek İlker, Post-kapitalist Paradigmalar, Sorun Yayınları,
İstanbul 1999  


Bozkurt Veysel, Enformasyon Toplumu ve Türkiye, Sistem
Yayıncılık, 1996  


Çoban Hasan, Bilgi Toplumuna Planlı Geçiş, İnkilap Kitabevi,
İstanbul, 1997  


Ekin Nusret, Bilgi Ekonomisinde Elektronik Ticaret, İTO
yayını, 1998  


Erkan Hüsnü, Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme, Türkiye İş
Bankası Yayınları, İstanbul 1997  


Erkan Hüsnü, Bilgi Toplumu ve Bilgi Toplumuna Geçiş, http/
www.bilgi ve toplum com/erkan1.htm  


Fathy Tarik A., Telecity: Information Tecnology and Its Impact on
City Form
, Praeger Publishers, New York, 1991  


Öğüt Adem, Bilgi Çağında Yönetim, Nobel Yayın, Ankara, 2001  


Özçağlayan Mehmet, Yeni İletişim Teknolojileri ve Değişim,
Alfa Basım Dağıtım, İstanbul, 1998  


Sarıhan H.İnceler, Teknoloji Yönetimi, Desnet Yayınları,
İstanbul, 1998  


Senn James A., Information Tecnology in Business, Prentice
Hall Int New Jersey, 1995  


Stewart Thomas A., Entellektüel Sermaye, Mess Yayıncılık,
İstanbul, 1997  


Tekin Mahmut, Güleş Hasan K., Burgess Tom, Değişen Dünyada
Teknoloji Yönetimi,
Damla Ofset, Konya 2000  


Toffler Alvin, Üçünü Dalga, Çev. Ali Seden, Altın Kitaplar,
İstanbul 1998  


Yeni Ekonomi, http://foreigntrade.gov.tr/ead/ekonomi/yeni ekonomi.htm
 


Yeni Ekonomi ve İnternet, ASOMEDYA, Eylül 2000

 





[1] Mahmut Tekin, Hasan
K. Güleş, Tom Burgess, Değişen Dünyada Teknoloji Yönetimi
Damla Ofset,   Konya, 2000 s.65


[2] Hüsnü Erkan, Bilgi
Toplumu ve Bilgi Toplumuna Geçiş
,
www.bilgi
ve toplum.com/erkan1.htm/


[3] İlker Belek,
Post-kapilatist Paradigmalar
, Sorun Yayınları, İstanbul 1999,
s.162


[4] James A. Senn,
Information Tecnology in Business
, Prentice Hall Int New
Jersey,  1995 s.9


[5] Bahadır Akın, ?2000
Yılına Doğru Bilgi Toplumu Üzerine Genel Bir Değerlendirme ve Bilgi


   Ekonomisinin Özellikleri? Verimlilik Dergisi  MPM
Yayınları 1999/1 Ankara, s.56



[6] Tekin, Güleş,
Burgess, a.g.e., s.72


[7] Hüsnü Erkan, Bilgi
Toplumu ve Ekonomik Gelişme,
Türkiye İş Bankası Yay. İstanbul
1997 s.73


[8] Alvin Toffler,
Üçünü Dalga
, (Çev. Ali Seden), Altın Kitaplar, İstanbul 1998
s.32


[9]   Tarik A. Fathy,
Telecity: Information Technology and Its Impact on CityForm
,
Praeger  Publishers, 

    New  York 1991, s.25-26



[10] Erkan, a.g.e.,
s.11


[11] Hüsnü Erkan ?Bilgi
Toplumu ve Bilgi Toplumuna Geçiş?, Bilgi ve Toplum Dergisi,
http:?bilgi ve

   toplum.com/erkan1.htm



[12] Veysel Bozkurt,
Enformasyon Toplumu ve Türkiye
, Sistem Yayıncılık 1996, s.43


[13] Mehmet Özçağlayan,
Yeni İletişim Teknolojileri ve Değişim, Alfa Basım Dağıtım,
İstanbul, 1998, s.76


[14] Hüsnü Erkan,
Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme
, a.g.e., s.11


[15] Hasan Çoban,
Bilgi Toplumuna Planlı Geçiş
, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1997,
s.12


[16] Bahadır Akın,
a.g.e
., s.61


[17] Adem Öğüt,
Bilgi Çağında Yönetim
, Nobel Yayın, Ankara, 2001, s.29


[18] Hüsnü Erkan,
Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme
, a.g.e., ss. 98-99


[19] Bahadır Akın,
a.g.e.
, s.60


[20] H.İnceler Sarıhan,
Teknoloji Yönetimi, Desnet Yayınları, İstanbul, 1998, s.164


[21] Yeni Ekonomi,
http://foreigntrade.gov.tr/ead/ekonomi/yeni ekonomi.htm


[22] Levent Altıntaş,
Bilgi Yönetimi ve Değişim
www.baltas-baltas.com/kaynakdergiyazi.asp


[23] Thomas A.Stewart,
Entellektüel Sermaye, Mess Yayıncılık, İstanbul, 1997, s.13


[24] ?Yeni Ekonomi ve
İnternet?, ASOMEDYA, Eylül 2000, ss. 38-39


[25] Bahadır Akın,
a.g.e.
, s.67


[26] Adem Ögüt,
a.g.e.
, s.48


[27] Bahadır Akın,
?Dijital Ekonomide Bilişim Teknolojisi Kullanımının İş Ekosistemleri
ve Örgüt Yapıları

    Üzerindeki Etkisi,? Bilişim 2000
Etkinlikleri
,İnterpro Yayıncılık  İstanbul 6-9 Eylül 2000



[28] Nusret Ekin,
Bilgi Ekonomisinde Elektronik Ticaret
, İTO yayını, 1998, s.67


[29] Bahadır Akın,
?2000 yılına Doğru Bilgi Toplumu Üzerine Genel Bir Değerlendirme ve
Bilgi Ekonomisinin

    Özellikleri,? Verimlilik Dergisi,  MPM Yayınları,
Ankara, 1999/1 ss.67-75



[30] Veysel Bozkurt ,
a.g.e ,s. 147


[31] Hüsnü Erkan ,Bilgi
Toplumu ve Ekonomik Gelişme,
s.216


[32] Veysel Bozkurt,
a.g.e.,
s.149-150


[33]   Hasan Çoban,
a.g.e
., s.19


[34]   Veysel Bozkurt,
a.g.e., s.154-166


[35]   Hüsnü Erkan ,
Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme
, s.231-238

Sanayi Sonrasi Toplum Kuramlari

Sanayi Sonrasi Toplum Kuramlari
Mustafa Kemal Şan

Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
mksan@sakarya.edu.tr
http://www.sakarya.edu.tr



İsmail Hira

Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
hira@sakarya.edu.tr
http://www.sakarya.edu.tr




ÖZET

Gelişmiş ülkelerde toplumsal yapının geçirdiği değişikliklere dayanan sanayi sonrası toplumunun şekillenmesine yönelik çalışmalar 1970?li yıllardan itibaren gündemi işgal etmeye başlamıştır. Artık gelişmiş-gelişmememiş veya gelişmekte olan ülkeler kavramsallaştırması yerini; tarım, sanayi ve sanayi sonrası toplum biçimlerine bırakmaya başlamıştır. Bell ve Tourain bu dönemi sanayi sonrası toplum şeklinde nitelendirdiler. Bell daha sonra bu nitelendirmeyi bilgi/enformasyon toplumu, profesyoneller toplumu gibi açıklamalarla zenginleştirdi. Lyotard, söz konusu periyodu postmodern durum olarak değerlendirdi. Sanayi sonrası toplum kuramları, toplumsalın yapısal dönüşümünü ve bu değişimin sosyal sonuçlarını ele alırken, postmodern toplum kuramı zihinsel ve düşünsel dönüşümleri irdelemektedir.

Abstract

Post-Industrial Society Theories
The studies with respect to the formation of the post-industrial soceity, which have been depended upon the evolative changes of the societal structure in the developing countries, have been frequently seen in 1970?s. Since then, instead of the terminology of developed ? nondeveloped or developing ? underdeveloped countries, it has been started to use the societies of agriculture, industry and post-industry. Bell and Tourain describe or identified this period as post-industrial soceity; later he expands this qualification by adding the following terms: the societies of information or knowledge and of professionals. However, Lyotard presents this era as the state of postmodernism. The societal theories of postindustry examine structrial transformation of society and the soceital outcomes of this transformation, beside rational or mental evolations.

GİRİŞ

Sanayi sonrası toplumunun yapısına yönelik kuramların birbirleriyle örtüşen noktalarının yanısıra, aralarında bir takım farklılıklarda söz konusudur ve bu farklılıklar salt bir vurgudan ibaret değildir. Örneğin, enformasyon toplumu kavramının enformasyon teknolojisi ile olan bağlantısı diğer kuramların da -postmodern toplum, tüketim toplumu, risk toplumu vs.- merkezinde yer almaktadır. Buna ek olarak küreselleşme, çeşitlilik, yerellik ve ademimerkezileşme ortak noktalar arasındadır. Söz konusu kuramları birbirinden ayıran nokta, yaşanan değişim ve dönüşümleri incelemek için kullandıkları çerçevelerdir.

Enformasyon toplumu kuramcıları, tüm ağırlığı teknolojik faktörlere vererek evrimci bir yaklaşım benimseme eğilimindedirler. Buna göre enformasyon devrimi ile şekillenen toplum (enformasyon toplumu) değişim sürecinin en son halkasını oluşturur. Daha önce tarım ve sanayi devrimleri gibi, enformasyon devriminin temelinde de yeni teknikler ve enerji türleri, yeni üretim biçimleri ve güçleri vardır. Bilginin belirleyici rolünü vurgulamak açısından bazen bilgi, bazende enformasyon/bilgi toplumu tanımları kullanılmaktadır. Masuda?ya göre enformasyon toplumu bilgisayar ve iletişim teknolojilerine yatırım yapan ve pek çok özelliğiyle sanayi toplumundan farklılık gösteren bir toplumdur. Enformasyon toplumu kuramı üretim güçlerini vurgularken post-fordist kuram üretim ilişkilerini vurgular. Teknolojinin nötr karakterinden ziyade teknoloji kullanımı ve uygulanımını belirleyen toplumsal ilişkiler matrisine oturtulur. Teknolojinin, emeğin, işbölümünün, organizasyon yapılarının esnekleşmesi ile karakterize edilen bir süreçtir ve özelleştirme ile devletin küçültülmesi politikaları ile bir paralellik taşır.

Postmodern toplum, günümüzde yaşanan gelişmeleri açıklamada kullanılan ve bir önceki döneme göre toplumun yeni evresini betimleyen bir kavramdır. Sanayi sonrası bir toplumu nitelendirir ve değişimin paradigmatik yönüne vurgu yapar. Söz konusu kuram, oluşum halindeki toplumun sanayi toplumundan farklı temeller üzerinde yükseldiği iddiasını taşır.

Sanayi topulumunda üretimin, sanayi sonrası toplumlarda ise tüketimin sembol olduğu gerçeğinden hareket eden sosyal bilimciler ise tüketim toplumu kavramıyla yaşanan değişimleri ve mevcut durumu analiz etmeye çalışmaktadırlar. Ele aldığımız bu kuramlar aslında aynı toplumsal evreyi açıklamaya çalışmaktadırlar: toplumsalın sanayi sonrasındaki almış olduğu biçim ve bunun dinamikleri. Fakat her bir kuram değişim ve dönüşümün farklı boyutlarına atıfta bulunarak toplumsalın nasıl bir yapılanma içinde olduğunu açıklamaya çalışmaktadırlar. Süreç devam ettiği için söz konusu kuramların içeriğine ilişkin tartışmalarda devam etmektedir.

I. Sanayi Sonrası Toplum Kuramları

Ortaçağda insanlığın büyük bölümü yerleşik tarım uygarlığında yaşıyordu. XVIII. ve XIX. yüzyılda Sanayi Devrimini yapanlarla yapmayanlar keskin çizgilerle ayrılmış, dünya, sömürgecilerle sömürge ya da yarı sömürgeler arasında bölünmüştü. XX. yüzyılın sonunda ise ileri sanayi ülkeleri, sanayileşen ülkeler ve azgelişmiş ülkeler ayrımı ortaya çıktı. XXI. yüzyıl bu sınıflandırmaya Sanayi Ötesi Toplumlar kavramıyla bir yenisini ekledi. Toffler?in ifadesi ile bu, Üçüncü Dalga Uygarlığının başlangıcıdır. Yani yaşanan gelişmelerle yeni bir uygarlığın temelleri atılmaktadır. [1] .

Dalga teorisyeni olarak bilinen Toffler, insanlık tarihinde üç büyük uygarlık dalgasının yaşandığını; birinci dalga tarım uygarlığına, ikinci dalga sanayi uygarlığına ve üçüncü dalga da sanayi ötesi uygarlığa (post-enüstriyalizm) tekabül eden bir uygarlık dönüşümü tasvir eder. Toffler, bu uygarlık aşamalarının her birinin kendine özgü bir sosyo-külterel, sosyo-ekonomik yapıya sahip olduğu gerçeğinden hareket ederek, felsefi temelde de farklılık arzettikleri yönünde radikal bir ayrım yapar.

Toffler?e göre her uygarlığın insana, tabiata ve topluma yönelik bir açıklama biçimi/modeli vardır. İkinci Dalga Uygarlığı her açıklayabilmeye yetkin olan bir paradigma geliştirdiğine inanıyordu. Bu paradigma, mekanik nedensellik anlaşıyla şekillenmiştir. Bu uygarlık, nedenselliğin esrarını aydınlatacak yanıtları Newton?un keşfettiği evrensel çekimde bulur. Newton?a göre neden ?varlığı harekete geçiren güçtür?. Sanayi devriminin Avrupa?da yayıldığı sırada benimsenen bu mekanik nedensellik anlayış endüstri uygarlığının temelinde yatan temel argümandı. Newton?cu neden sonuç anlayışını gösteren tipik örnek, birbirine çarpan ve bunun sonucu olarak hareket eden bilardo toplarıdır. Bilardo topları metaforuyla gösterilmeye çalışılan, eğer bu dünyü ayrı parçacıklardan oluşuyorsa, her şeyin nedeni bu topların birbirlerine çarpmaları ve biribirlerini etkilemeleridir. Bunların birincisi diğerlerinin hareketlerinin nedenidir. Hareket, birincisinin hareketinin sonucudur. [2]

Böylece karmaşık, içinde nelerin olabilecğini önceden kestirmeye imkan tanımayan esrarlı bir evren; düzenli, apaçık bir şekil almıştır. İnsan hücresi içindeki bir atomdan, gece gökyüzünde, çok uzaklarda gördüğümüz yıldıza kadar bütün olgular maddenin hareketiyle her parçanın ötekini etkilemesi, onu harekete geçirmesi ile anlaşılır bir hale gelmişti. Bu açıklama biçimi yeni doğmakta olan sanayi gerçekliğine dayanan kültüre doping etkisi yapmıştı. [3]

Bu paradigma temelinde kişisel, toplumsal ve siyasal davranış biçimlerimiz şekillenmektedir. Yalnız evrenin, doğanın değil, toplumun ve insanların da sabit önceden kestirilebilecek yasalara göre davrandıkları inancı da bu anlayıştan beslenir.* Newton?un gökyüzünü programlayan yasaları bulması gibi Darwin toplumsal evrim yasalarını, Freud da psikolojik yasaları bulmuştur. [4] Aynı anlayışa bağlı olarak Durkheim?de toplumsal yasaları keşfetmiştir.**

Bu bağlamda üçünçü dalga uygarlığı (post-endüstriyel toplum) da farklı bir paradigma temelinde şekillenmektedir. Nedensel ilişkilerin belirleyiciliği yerini farlılıklara farklı akıllara bırakmıştır. Daha esnek ve rölatif argümanların daha elverişli açıklamalara sahip olduğu yönünde yaygın bir kabül söz konusudur. [5]

Daniel Bell, günümüz ileri toplumlarında sanayi toplumunun temel yapısını değiştiren karmaşık değişiklikler oluştuğunu, toplumun kültürel ve yapısal temelinin değiştiğini belirtmektedir. Bu değişiklikler ekonomik alanda; mal ve eşya üreten bir ekonomiden hizmet üreten bir yapıya, daha az bilgi gerektiren bir yapıdan daha çok bilgi temelli bir yapıya ve sanayiye geçiş; mesleki açıdan, el işçiliğinin değer kaybetmesi, profesyoneller ile teknik işçilerin önem kazanması; örgütler ve kurumlar açısından, mülkiyetin en önemli faktör olmaktan çıkıp teorik bilginin siyaset ve yenilik kaynağı oluşturmada merkezi bir yer tutması; yeni ilgi alanı olarak, teknolojik gelişmeleri öngörme teknikleriyle yeni teknolojilerin uygulama sonuçlarının değerlendirilme faaliyetlerinin gelişmesi; teknoloji temeline dayalı ve entelektüellerin etkin olduğu yeni karar verme biçimlerinin gelişmesi olarak belirtmektedir. [6] Bell, Toffler?dan farklı olarak, sanayi toplumundan sanayı sonrası topluma doğru, toplumsal yapıdaki bir çok alanda gözlenen değişimler radikal bir yeniden yapılanmayı sergilemekten ziyade eski yapının karakterinde yaşanan bir değişimdir. [7]

D. Bell toplumsal yapıyı sosyal, politik ve kültürel olmak üzere üç düzlemde incelemektedir. Sosyal yapı ekonomik ve sosyal sistemleri içermektedir. Batı toplumlarında sosyal yapının ilkesi ekonomizasyondur. Yani kaynakların an az maliyet ve kar maksimizasyonu hedeflerine yönlendirilmesidir. Bu nedenle de bugün pek çok ülkelerde kültürel eğilimlerde ciddi bir kriz yaşamaktadır. Çünkü ekonomizasyon rasyonaliteye, dar karar alma mekanizmalarına önem verirken; yeni kültürel eğilimler antirasyonel davranış modellerini öne çıkarmaktadır. Bell?e göre bu durum Batı toplumlarının tarihi krizidir ve toplumu derinden etkilemektedir. Politik yaşamın ilkesi katılım, kültürel yapının ilkesi ise bireysel başarı ve kendini geliştirmedir. [8]

Sanayi sonrası toplum düşüncesi, Daniel Bell tarafından formüle edildiği biçimiyle, ilerlemenin son aşamasını gösterir: gelenekselden sanayi toplumuna ve şimdi de sanayi sonrası topluma geçiş. Her aşamayı diğerinden ayıran şey, Marx?ın ifadesi ile üretim biçimidir. Sanayi sonrası toplum mal üretiminden hizmet ekonomisine bir kayma ve hem teknolojik yeniliklerin hem de politikaların oluşturulmasının kaynağı olarak kuramsal bilginin oynadığı merkezi rol ile karakterize edilir. Toplumsal yapıdaki değişmeler teknolojik değişmelere dayandığı kabul edilir. [9]

Sanayi sonrası toplum?u tanımlayan esnek emek ve üretim düzenlemeleri; işbölümünü, üretim ve tüketimdeki standardizasyonu ortadan kaldıran gevşemeler postmodernizmin belirsizlik vurgusunun endüstriyel düzlemdeki yansımaları gibidir. [10]

a. Enformasyon Toplumu Kuramı

Günümüz toplumlarının nitelmesinde yaygın olarak kullanılan adlandırmalarıdan biri olan enformasyon toplumu nitelemesidir. Sanayi sonrası ve postmodern toplum nitelemelerinde iletişim olgusu ve enformasyon üzerinde durulmakla birlikte, enformasyon toplumu kuramında bu husus daha ağırlıklı olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşımda, sanayi devrimiyle nasıl sanayi toplumuna geçiş sağlandıysa, eletronik devrimiyle de enformasyon toplumuna geçilmekte olduğu işret edilmektedir. Bu değişimle toplumun ve insanın değiştiği, bilgisayarların yaşama yoğun bir şekilde girdiği, iletişimin ve dolaşan enformasyonun arttığı, dünyanın her tarafından bilgi alma imkanının insana sağlandığı vurgulanmaktadır. [11]

Enformasyon toplumu kavramı, batı düşüncesinin liberal, ilerlemeci geleneğiyle bir uyum arzetmektedir. Aydınlanma?nın rasyonellik ve ilerlemeye duyduğu inancı muhafaza etmektedir. Bilginin ve onun büyümesinin daha fazla verimlilik ve özgürlükle bir tutulması ölçüsünde bu görüş, toplumun barındırdığı düzenlemelerde kökten değişiklikler olduğu yönündeki açıklamalara rağmen, Saint-Simon, Comte ve pozitivistlerin başlattıkları düşünce çizgisini sürdürür. [12] Bu düşünce çizgisi 18. yüzyıldan bu yana sosyolojide yer alan evrimci çizgiyi içerir. Mevcut değişimler geçmişteki değişimlerden türetilen bir model ışığında görülür ve modelin mantığı izlenerek gelecekteki değişimler kestirilmeye çalışılır. Böylece, tıpkı tarım toplumunun yerini sanayi toplumunun alması gibi, aynı devrimci tarzda sanayi toplumunun yerini de enformasyon toplumu almaktadır. [13]

Enformasyon toplumunu karakterize eden özellikler şu şekilde özetlenebilir: Enformasyon toplumunda beyaz yakalı işgörenlerin sayısı mavi yakalı işgörenlere oranla daha fazladır, dolayısıyla enformasyon toplumunda hizmetler sektöründe çalışanların oranı, tarım ve sanayi sektörlerindeki istihdama göre çok fazladır; Bilgi birikimi, özellikle gelişme ve kalkınmanın temelinde bulunan teknolojik bilgi, teorik bilginin kodlanması ile daha da artarak gelişmektedir. Ekonomik ve toplumsal mekanizmaların işlenmesinde, sistem analizi ve karar alma teori yaklaşımlarını ifade eden entellektüel teknoloji önem arzeder. [14]

Enformasyon toplumlarında üretim faktörlerinde göreli bir değişme gözlemlenmektedir. Endüstrileşme sürecinde son derece gerekli olan hammaddeye sahip olmanın önemi enformasyon toplumları için söz konusu değildir. Özellikle 1974 petrol krizinin etkisi ile Japonya gibi gelişmiş ülkeler temel stratejilerini gözden geçirerek, enerji tüketimi çok fazla olan demir ve çelik gibi sektörlerden yüksek teknolojiye dayanan mikro elektronik gibi sektörlere yönelmişlerdir. Daha çok enerji kullanımı öngören ve kitle üretimine dayanan sanayiler büyük ölçüde terkedilmeye başlanmıştır. Yeni endüstriler ise çok büyük ölçüde hammadde ve emeğin üretim sürecindeki ağırlığını azaltarak bilginin önemini ön plama çıkartmışlardır. Örneğin 1975/90 yılları arasında Japonya"da üretim üç misli arttığı halde hammadde kullanımında herhangi bir artış olmaması bunu desteklemektedir. [15]

b. Tüketim Toplumu Kuramı

Tüketim toplumuna giden yol, temel olarak üretimin bireyden bağımsızlaşması olgusu ile ilgidir. Büyük seri halinde imalat, ancak kitle tüketimi ile birlikte yürütülebilirse söz konusu olabilir. XIX. yüzyılın sonlarına doğru tüketim mallarını üretmekte olan işçiler genelde ürettikleri metaları satın almaya pek muktedir değillerdi. İşçi aileleri genellikle parasal gelirlerinin yarısından fazlasını yiyecek giderlerine ayırmaktaydılar.1900?lerin başında kapitalizm ile 1960?ların kapitalizmi arasındaki belli başlı farklardan biri, 1960?larda ücret artışlarıyla desteklenen tüketimin olağanüstü gelişmesi ve tikel bir tarzda, kitle tüketim tarzına bürünmesidir. [16] Bu yaklaşımın öncülüğünü ünlü Amerikalı otomobil üreticisi Henry Ford?un daha sonraları Gramsci tarafından Fordizm olarak nitelenecek çabaları ile kurumsallaştığını görmekteyiz. Ford, sıradan aileler için seri üretim yolu ile üretmiş olduğu otomobilleri arcılığı ile Batı kapitalizminde çığır açıcı öneme sahip bir değişimin öncülüğü yapmıştır. Ford çalışanlarına yüksek ücret ödeyerek bu otomobilleri öncelikle onlara satmayı hedeflemekteydi. Bu, XX. yüzyılın özellikle ilk toplu üretim ve tüketimin yükselişinin ilk işaretiydi. Fordizm ilk elde, ürünlerin standartlaşmasına; tek bir model için uygun olarak tasarlanmış makinaların geniş ölçekte kullanılmasına; emeğin Taylorist bi­limsel yönetimine; ürünlerin montaj hattı sistemiyle üretilme­sine dayanan bir kitlesel üretim sistemi olarak anlaşılmalıdır. [17]

Ancak 1960-1970 arasında oluşan bunalım, Fordizmin çöküşünü ile neticelenir. Onun yerine, kapita­lizmin post-fordizm adı verilen yeni bir aşamasına gelinecektir. Tıpkı Fordizmin, adını aldığı kurucu­su gibi üreticiler tarafından yaratılması gibi, post-fordizm?e egemen olan temel faktör de üretimin yerine tüketimin geçmesidir. Bilgisayar destekli dağıtım sistemleri, Fordizm'in en önemli sorunlarından biri olan, toptancıların fazla stok yapmasını engellediği gibi, belirli bir grup tüketiciyi hedefleyen ürünleri de olanaklı kılar. Post-fordizm, kitlesel pazarın, tasarımın satışta temel etmen olduğu küçük bölümlere ayrılması olarak görmüştür -metalar artık yalnızca gerçekleştirecek­leri kullanım değerleri için değil, tasarımlarının çağrıştırdığı ya­şam tarzları için de satın alınacaklardır. Bu değişmeler, üretim alanı içerisinde, "esnek uzmanlaşma"ya karşılık gelir. Yeni tek­noloji -esnek imalat sistemleri gibi- artık belirli bir modele bağ­lanmayı gerektirmemekte, birbirinden farklı pek çok amaca uyar­lanabilmektedir. Üretimi koordine etmek için giderek artan bil­gisayar kullanımı, tam da gerektiği kadar stok tutmaya olanak vererek, parça başına maliyetleri önemli ölçüde düşürür. Fabrika boyutları küçülür; emeğin rolü de değişir. Yeni üretim yöntem­leri artık Fordizmin yarı-vasıflı makina kullanıcıları grubunu değildir.

Tüketim toplumu olgusunun gündeme gelmesinde bir önemli faktör de emeğin ikincilleşerek tüketici fonksiyonunun öne çıkmasıdır. Artık tüketicilik yetileri üretim potansiyellerinden daha önemli hale gelen ve yeni mekanizmalar kümesi aracılığıyla- baştan çıkarma, halkla ilişkiler, reklam, yeni gereksinimler- etkin ve etkili bir biçimde entegre edilen tüketicilerden söz açılabilir. [18]

Tüm parametreleri üretmek ve çalışmak üzerine dizayn edilmiş olan bir endüstri toplumuna üretmekten daha öncelikli bir hedef olarak tüketmenin özendirilmesi, öncelikle bazı paradigmal değişmelerin geniş toplum kesimlerine kabul ettirilmesini zorunlu kılıyordu. Nitekim modernlik imgesinin temellerinde uzun süre, Hıristiyanlıktaki feragat, sade yaşam, hazlardan çekinme fikri ile bağlantılı olarak tüm bireylerden iyi olmak isteniliyorsa arzularını denetlemenin yollarını bulmaları öğütlenmekteydi. [19] Buna bağlı olarak modernliğin daha ilk aşamalarından itibaren çalışma, üretimin akılcı bir biçimde örgütlenmesi, tasarruf ve ulusal bütünleşmeye odaklanmış bir üretim toplumunu idealleştirilmişti.

Bir tüketim toplumundan söz etmek için öncelikle bu çalışma etiğinin aşılması gerekmektedir. Bugün için bir çok toplumda bu etik dönüşüm çoktan yaşanmış ve dünya üzerindeki çoğu toplum tüketim toplumu olarak anılmaya başlanmıştır. Özetle tüketim toplumu kavramı ile öncelikli olarak ifade edilmek istenen olgu tüketim toplumunun tüm bireyleri ile tüketime yönlenmiş, kafalarını tüketmeye takmış olan bir toplum tasarımı gündeme getirmesinde yatmaktadır. [20]

Bu toplumda her bireyin en öncelikli görevi tüketmektir.Tüketim toplumunun üyelerini şekillendirme biçimi her şeyden önce tüketici rolünü oynama gereksinimce belirlenir ve toplumun üyelerine gösterdiği örnek norm, bu rolü oynama yeteneği ve arzusu çerçevesinde şekillenir. İşlerin normal ve yolunda gittiğinin başlıca modern ölçüsü, bir toplumun gerektiği gibi işlediğinin göstergesi olan ?iktisadi büyüme?, tüketim toplumunda ?ulusun üretici gücün?nden ziyade tüketicilerin şevk ve kuvvetlerine bağlı gözüküyor. Bir zamanlar çalışmanın üstlendiği rol olan kişisel güdüleri, toplumsal bütünleşmeyi ve sistemin üretimini birbirine bağlama rolü şimdi tüketim faaliyetine devredilmiştir. [21] Özetle tüketim toplumu temel olarak, akılcılık, çilecilik ve ilerleme inancı üzerine kurulu olan bir üretim toplumundan, bireyin sistemin işleyişine, yalnızca emeğiyle ve düşüncesiyle değil, aynı zamanda, kendi tüketimini yönlendiren ve yalnızca üretim sistemi içinde sahip olduğu yerin birer sonucu olmayan, arzu ve gereksinmeleriyle de katıldığı bir toplumuna geçişe işaret etmektedir.

Frankfurt Okulu?nun tüketiciliğe ilişkin eleştirisi Max Horkheimer ve Thedor W. Adorno?nun birlikte kaleme aldıkları Aydınlanmanın Diyalektiği adlı eserde temellendirilen ?Kültür Endüstrisi?çözümlemesine dayanmaktadır. Max Horkheimer?ın daha sonra Akıl Tutulması?nda vurguladığı gibi kitle kültürü?nün sunduğu bütün araç ve kolaylıkların, bireysellik üzerindeki toplumsal baskıları güçlendirmekte olduğunu ve bireyin direnme imkanını, modern toplumun atomize edici işleyişi içinde kendini koruma imkanını elinden aldığını ifade etmektedir. [22]

Kültür endüstrisi, eleştirel teori düşünürlerine göre, insanı geçmiş dönemdeki tahakküm yöntemlerine ve pratiklerine oranla çok daha ince ve etkin yöntem ve pratiklerle çendere altında tuttuğu görüşündedirler. Bu durum kendini en fazla tüketin alanında göstermektedir. Bu ise siyasal arenada gelecekte yeni bir faşizim dalgasına boy verebilecek boyutlara dahi ulaşabilecektir. Kültür endüstrisinde kendisini gösteren katı bütünleşme, siyasette nelerin olabileceğinin bir işaretidir. Değişik dergilerin ya da filmlerin değişik fiyat ve beğeniye hitap eder tarzda sunulması aslında bütünüyle tüketicileri sınıflandırma, organize etme yada etiketleme olayıyla ilgilidir. ?Kimse kaçamasın diye herkes için bir şeyler öngörülmüştür, farklar tesviye edilerek birbirine uydurulmuş ve çekici kılınmıştır. Halkın ihtiyaçları seri niteliği taşıyan bir hiyerarşiyle karşılamak, özelliklerin sırf matematiksel olarak yazıya dökülmesine yaramaktadır.? Bütün tüketicileri kapsayacak çapta bir takım kategorilendirmeler yapılmakta, kimse de bunun neden böyle olduğuna ilişkin bir soru soramamakta, olayı olduğu gibi kabullenmektedir. Halka düşen görev, kendi tipi için seri halde üretilen ürünleri tüketmektir.?Birer istatistik malzemesi olarak tüketiciler, propaganda mekanlarından artık bir farkı kalmayan araştırma mekanlarının haritalarında gelir gruplarına göre ayrılmakta ve kırmızı,yeşil, mavi alanlara dağılmaktadır.? [23]

Adorno ve Horkheimer?den sonra Herbert Marcuse, tüketim toplumu ve tüketim kültürünün, bireyleri tüketime dayalı yaşam biçimlerini ?satın almaya? zorlayan ?yanlış ve sahte ihtiyaçlar? ürettiğini ileri sürmüştür. Marcuse, postendüstriel kapitalizmin beraberinde getirmiş olduğu tüm nimetleri farkı bir gözle ele alarak, diğer arkadaşları gibi oldukça kötümser bir perspektif sunmuştur. Yeni oluşmaya başlayan yapının karşı tarafında bulunan şeylerin tümden farklılaştığına inanmaktadır. Artan cinsel özgürlüğün, daha geniş maddi bolluk ve tüketimin, kültüre daha kolay ulaşmanın, daha iyi barınma koşullarının, artan toplumsal hareketliliğin, düşüncenin kontrol edilmesinde gittikçe artan manipülasyona ve karmaşık biçimlere, entelektüel ve manevi yaşamın gittikçe daha çok alçaltılmasına, varlığın değer yitirmesine ve insanlıktan çıkmasına eşlik eden şeyler bu toplumun temel karakteristikleri arasında yerini almıştır Marcuse göre. Ona göre modern birey ne kadar mutlu ise, farkında olmadan kurulu sosyo-ekonomik sistemin iktidarına o kadar şaşmaz bir biçimde teslim olmaktadır. [24]

Marcuse, tüketim kültürünün yarattığı bireyselliğin, sömürü ve toplumsal kontrolü sağlamak amacıyla geliştirilen yarı bireysellik olduğunu savunan ilk düşünürlerdendir. Marcuse bu görüşlerini özellikle Tek Boyutlu İnsan adlı eserinde temellendirmiştir. Marcuse?ün analizine göre, liberal kapitalizmin devrimci çelişkisi, ileri kapitalizmin gerçek karşıtlıktan yoksun, ?tek boyutlu? toplumlarından uzaklaştırılmıştır. Bu toplumlar hür seçimlerden, özgür basından, tüketici tercihlerinden ve totaliter komünizme aşikar zıtlıklardan dolayı, özgür gibi görünmektedir. Oysaki ileri kapitalizmin özgürlüğü, gerçekte, giderek daha etkili bir biçimde yönetilen bir toplumda, dikkati toplumun manipülasyonu ve konformizminden uzaklaştırmaya ve dolayısıyla da, bu manipülasyon ve konformizmi pekiştirmeye yarayan ?baskıcı hoşgörü?dür. O?nun kasvet verici tasviri, umuda yer bırakmayan, kesintisiz bir manipülasyon ve denetim toplumu ortaya koyar. [25]

Kimi kuramcılara göre tüketim toplumunun bizatihi kendisi, modernliğin sınırlarının dışına çıkmayı gerektirecek kadar modernlik ötesine göndermede bulunmaktadır. Modern dönemlerin Püriten etik çerçevesinde şekillendiğini ifade eden Zgmunt Bauman?a göre postmodern dönemin en ayırıcı unsurunu ve en popüler betimlemesini tüketici toplumu?nda buluruz. [26] Benzer kanaatler bir başka önemli toplum kuramcısı Alain Touraine?de de tanık olunmaktadır: ?Tüketim toplumuna giriş, herhangi bir toplumsal değişmeden çok daha güçlü bir biçimde modernlikten çıkış anlamı taşır, çünkü modernliği en iyi tanımlayan, tutumların edimcilerin modernleşme sürecindeki yerleriyle, yani önde yada arakada altta yada üstte olmasıyla belirlenmesidir. Birdenbire, tutumların bu toplumsal ve iktisadi kaburgası çözülür ve edimci kendisine göre yada ilkel küçük gruplara aidiyetine göre konumlanma durumunda kalır.? [27]

Tüketim toplumu, metaların mübadele ve orijinal kullanım değerlerinin ortadan kaldırılmasıyla ortaya çıkmaya başlamıştır. Marc Guillaune, tüketimcilik evresinde pazardan alınan malların ?yarar işlevi? gölgelenirken, ?gösterge işlevi?nin başköşeye geçtiğini önesürer. İmrenilen, elde edilmeye çalışılan, alınan ve tüketilen göstegelerdir. Metaların özgün kullanım değerlerinin ortadan kalkması ile metaların ikincil ve yapay yeni değerlerine kavuşmaları eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir. Bu ise metalara geniş bir kültürel çağrışımlar ve yanılsamalar silsilesini üstlenebilecek ölçüde geniş bir özgürleşme getirecektir. Özellikle reklamlar bu durumu sömürmeye muktedir olup, sabun bulaşık makinesi, otomobiller gibi çeşitli sıradan tüketim mallarını romantik sevda, egzotiklik arzusu, güzellik, doyum bilimsel ilerleme, iyi hayat imgeleri ile ilişkilendirilir. [28]

Tüketim toplumu ile ortaya çıkan mallara yönelme geçmişte insanların yalnızca sabit ihtiyaçlarını gidermeye yönelik olarak yaptıkları harcamalardan temelde farklılaşmıştır. Reklam medya ve malların teşhirine yönelik teknikler yoluyla malların orijinal kullanım değerleri değeri başka bir değişle malların anlamları istikrarsızlaştırılarak bunlara birbirleri ile bağdaştırılan bütün bir duygular ve arzular silsilesine davetiye çıkartılabilen yeni imge ve imajlar iliştirilmiştir. Bu sebepten ötürü postmodern tüketim toplumunda tüketilen mallardan öte bu mallara biçilen sembolik anlamlar öne çıkmaktadır. [29]

c. Postmodern Toplum Kuramı

Modern ile postmodern arasındaki kopuş ya da kırılmada neyin belirleyici olduğu konusu, ayrıca bu iki kavramın gerçekten iki farklı toplum aşamasına tekabül edip ettmediği sosyal bilimciler arasında tartışmalıdır. Fakat sanayi sonrası toplumu postmodern toplum* olarak niteleyenler, diğer nitelemelerden (tüketim toplumu, enformasyon toplumu vs.) epistemolojik açıdan farklılık arzederler. Postmodern toplum teorisyenleri genel olarak sanayi sonrası toplumu, modern sonrası olarak farklı bir paradigma temelinde yeniden şekillendiği yönünde ortak bir kanaati paylaşırlar. Onlara göre postmodern toplum, modernitenin temel referansı olan Aydınlanma düşüncesinden epistemolojik bir kopuş temelinde bir farlılığa tekabül eder.

Lyotard, Baudrillard, Jameson*, Foucault, Touraine ve Bell gibi modernliğin eleştiricileri, gelişmiş ileri Batı toplumlarındaki modernliğin dönüşüm eşiğinde olduğunu, modernlikten bir kopuşun yaşanmakta olduğunu, yeni bir dönemin ortaya çıktığını savunmaktadırlar. Buna karşın, Habermas, Giddens ve Gellner, iddia edildiği gibi yeni bir dönemden bahsedilemeyeceği, ancak içinde bulunduğumuz dönemin modernliğin ileri bir biçimi olduğu konusunda hemfikirdirler. Habermas modernliğin tamamlanmamış bir proje olarak olarak devam etteğini, fakat modernliğin totalleştirici araçsal akıl yerine eleştirel akıl temelinde yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunur.

Giddens ise, modernliğin sonu, postmodernizm gibi anlayış ve terimlerle uğraşmak yerine, toplumsal bilimlerde şimdiye kadar belirli ve özgül nedenlerden dolayı yetersiz şekilde anlaşılmış olan modernliğin kendi doğasına bakılmasını önermekte ve postmodernizme karşı radikal bir tavır sergilemektedir. [30]

Büyük ölçüde kültürel alandan kaynaklanıp gelişen postmodernizm kavramı, gittikçe yaygınlaşıp daha birçok alanı kapsar hale geldi. Yalnızca postmodern resim, mimari, edebiyat ve sinemadan değil, aynı zamanda postmodern felsefe, postmodern politika, postmodern ekonomi, postmodern aile hatta postmodern kişiden söz edildiği görülmektedir. Bu durum sanayi toplumlarının yeni bir nitelendirmeyi hak edecek kapsamlı bir dönüşümden geçtiklerini ima etmektedir. Böylece yalnız postmodern bir kültürden değil, gitgide postmodern olan bir toplumda yaşamakta olduğumuz sorusu ortaya çıkıyor. [31]

Endüstriyel toplumların siyasal-kültürel mantığına şekil veren modernite teorilerinin adeta kitle üretimi düşüncesine uygun olarak savundukları homojen toplum tezlerine, postmodern söylemle karşı çıkılmaktadır. Dolayısıyla modernizmin, her yerde geçerli olabileceği yöndeki büyük boy kuramlar (büyük anlatılar) geçerliliklerini kaybetmeye başlamıştır. Öte yandan modern/endüstriyel topmlumlarda homoeconomicusa indirgenen insanın diğer boyutları yeniden keşfedilmeye başlanmıştır. Üretim/yönetim sürecinde insan faktörünün önem kazanması yanısıra toplumsal sorumluluğu da artmıştır. [32]

Postmodernleşme iki düzlemde kendini ortaya koymaktadır. Gücün desantralizasyonu ve çatışmaların ekonomik zeminden kopması. Modernitede politik süreç esas olarak sınıfsal ve ulusal nitelikte iken; postmodernitede sınıfsal farklar çözülmekte; ulusüstü organlar ortaya çıkmakta; global kültürel geçişler önem kazanmaktadır. Bir yandan da üretimin fiziksel araçları birikim süreci içindeki önemlerini yitirmekte; mental aktivitenin göstergesi olan bilgi yeni üretici güç olarak öne çıkmaktadır. [33]

Bauman?a göre, postmodern durum, yanlış bilinçten kurtulmuş modernliktir. Billhassa entelektüeller, evrensel hakikat ve akıl konusundaki her hangi bir anlayıştan hareketle topluma mutlak kurallar ve standartlar biçmekten ibaret bir rol oynamayacaklarını artık kavramaya başlamışlardır. Böylesi ilkeler yoktur. Entelektüeller daha ılımlı bir rol oynamayı, toplulukların birbirini anlamalarına yardımcı olmak üzere bir gelenek ve görenek yorumcusu rolünü kabul etmeliler. Bu modernist yasa koyucuların yüksek konumundan bir düşüş gibi görününebilirse de, daha gerçekçi olmakla kalmayıp aynı zamanda bireylere ahlaki tercih ve sorumluluğu yeniden teslim etme avantajlarına sahiptir. Bireyler ve toplumlar kendi kaderlerine şekil verme bakımından, modernliğe ilişkin klasik toplum kuramının onlara izin verdiğinden çok daha fazla özgür olup çok daha az belerlenmişlerdir. Bu anlamada, bir perspektif olarak postmodernlik, modernliğin gizli kalmış potansiyellerini açığa çıkarır. [34]

Postmodernizm yalnızca yeni bir toplum ya da toplumsal gerçeklik hakkında değil, aynı zamanda bizim gerçekliğin kendisini anlama tarzımız hakkında iddialar ortaya atar. Tarih ve sosyolojiden hareket ederek hakikat ve bilgi konusunda felsefi sorulara uzanır. [35]

SONUÇ

Sanayi sonrası toplumların sosyo-ekonomik, sosyo-politik ve kültürel oluşumlarına ilişkin kuramlar, çağdaş toplumların bir parçalanma, çoğulculuk ve bireycilik sergilediği yönünde bir içeriğe sahiptir. Bu durum kısmen post-fordist kuramcıların iş örgütlenmesi ve teknolojideki değişimlerle ilgili değerlendirmeleriyle paralellik arzeder. Küresel düzeyde yaşanan gelişmeler ise sosyo-kültürel yapılar üzerinde, yerel olanın ve bölgesel kültürlerin önem kazanması yönünde belirleyici bir rol oynamaktadır.

Sanayi sonrası döneme yönelik değerlendirmeler iki farklı tartışma temelinde sürdürülmektedir. İlki, sanayi sonrasında toplumun farklı bir paradigma üzerinde yeniden inşa edildiği, diğeri ise teknolojik değişimlerin hızlı bir şekilde üretim ve tüketim olgusu üzerinde değişimi zorladığı fakat bunun bir paradigma değişimine yol açmadığıdır. Yani yeni enformasyon teknolojisinin toplumsal ve ekonomik hayat için taşıdığı önem konusunda kuşku olmamasına karşın yeni bir toplum inşasına ya da toplumsal evrimin yeni bir evresine yol açmadığına işaret edilmektedir. Örneğin Toffler, yeni enformasyon teknolojileriyle birlikte sanayi toplumunun (ikinci dalga) mekanik nedensellik düşüncesiyle oluşan paradigması yerini, sanayi sonrası toplumda röletivite temelinde yükselen yeni bir paradigmaya bırakmaşıtır. Buna mukabil Habermas ve Giddens gibi sosyal bilimciler yeni gelişmeleri modernitenin ileri bir aşaması olarak değerlendirmektedirler. Habermas söz konusu gelişmeleri modernlik projesinin, hala devam ettiği fakat, madernliğin temeli olan Aydınlanma düşüncesinin yeniden yorumlamak gerektiğini (araçsal aklın yerini eleştirel aklın alması) ileri sürmektedir. Giddens ise mevcut durumu ileri ya da yüksek modernlik kavramlarıyla açıklayarak kanaatini modernliğin devam ettiği yönünde kullanmakatıdır.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız kuramlar bağlamında şunları söyleyebiliriz: Sanayi dönemi toplum yapısıyla sonrası arasında ekonomik, politik ve sosyal alanlarda ileri sanayi toplumları önemli sayılabilecek bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu dönüşümler diğer toplumlar üzerinde küresel etkiler yaratmaktadır. Bu etkilere karşı gösterilen reflekslerle yerel değerler önem kazanmaya başlamıştır ki, bu da çeşitliliğin, farklılığın bir değer olarak dünya gündemine girerek bir yer edinmesiyle sonuçlanmıştır. Söz konusu değişimler eklektik yeni bir kavramla açıklanmakatadır: Küyerelleşme.

Bu bağlamda postmodern toplum kuramını sanayi sonrasının kültürel belirleyeni olarak değerlendirmek mümkündür. Söz konusu toplum kuramları, yaşanan değişimin farklı alanlarına vurgu yapmaları açısından formel bir farklılığa; farklı akıllara, kültürlere, tüketim eğilimlerine vurguları açısından da bir benzerliğe sahip olduklarını söyleyebiliriz.

KAYNAKÇA

Bauman, Zgmunt, Yasa Koycular İle Yorumcular, (Ç. K.Atakay), Metis Yayınları, İstanbul, 1996.

Bayhan, Vehbi, Goballeşle ve İnernet Örneği, I. Türkiye?de Internet Konferansı, 17-18 kasım 1995, Bilkent Üniversitesi, Ankara.

Belek, İlker, Postkapitalist Gelişmeler, Sorun Yay., İst., 1997.

Bozkurt, Veysel, Enformasyon Toplumu ve Türkiye, Sistem Yay., İst., 1996.

Callinicos, Alex, Postmodernizme Hayır, (Ç. Ş. Pala), Ayraç yayınları, Ankara, 2001.

Featherstone, Mike, Postmodernizm ve Tüketim Kültürü, (Ç. M. Küçük), Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 1996.

Horkheımer, Max, Akıl Tutulması, (Ç. O.Koçak), Metis Yayınları, İstanbul, 1990.

Horkheımer, Max ve Adorno, T. W., Aydınlanmanın Diyalektiği, (Ç. O. Koçak), Kabalcı Yayınları, İstanbul, 1996.

Jameson, Frederic, Marksizm ve Biçim, (Ç. M. H. Doğan), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1997.

Kızılçelik, Sezgin, Postmodernizm Dedikleri, Saray Kitabevi, İzmir,1996.

Kumar, Krishan, Sanayi Sonras? Toplumdan Postmodern Topluma, (Ç. M. Küçük), Dost Kitabevi Yay., Ankara, 1999.

Toffler, Alvin, Dünyayı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?, (Ç. M. Çiftkaya), İz Yay., İst. (Tarihsiz).

Tomlinson, John, Kültürel Emperyalizm, ( Ç. E. Zeybekoğlu), Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 1999.

Tourane, Alain, Modernliğin Eleştirisi, (Ç. H. Tufan), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1994.

Wagner, Peter, Modernliğin Sosyolojisi, (Ç. M. Küçük), Sarmal yayınları, İstanbul, 1996.

West, Davit, Kıta Avrupası Felsefesine Giriş, (Çev. Ahmet Cevizci), Pardigma Yayınları, İstanbul, 1998.

Yılmaz, Aytekin, Modernden Postmoderne Siyasal Arayışlar, Vadi Yay., Ankara, 1996.



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Gülten.Kazgan, ?Üçüncü Dalga Uygarlığı ve Türkiye?, Toffler, Alvin, Üçüncü Dalga, (Ç. A. Seden), Altın Kitaplar Yay., 1981, (içinde), s, I-II.

[2] Alvin Toffler, Üçüncü Dalga, (Ç. A. Seden), Altın Kitaplar Yay., 1981, (içinde), s, 161.

[3] A.g.e., 162.

* ?Bu yeni nedensellik anlayışı, yeni zaman, mekan ve madde anlayışlarıyla birleşerek insanlığı eski birtakım plavrların zulmünden kurtarmıştır. Bilimde, teknolojide büyük başarıların gerçekleşmesini mümkün kılmıştır. Düşünce ve uygulama düzeylerinde harikalar yaratmıştır. Otoriter davranışlara meydan okumuştur ve insan aklını binlerce yıldan beri süren hapis hayatından kurtarmıştır. Ama endüstri-realitebir yandan da kendisi yeni bir hapishane kurmuştur. Miktara dökemediği her şeyi küçümseyen ya da görmemezliğe gelen, çoğunlukla kurallara sıkı sıkı uymayı öven, hayal gücünü kullanmayı cezalandıran, insanları aşırı derece de basit, protoplazma birimlerine indirgeyen, her sorunu mühendis kafasıyla incelemeye çalışan sanayi kafasını yaratmıştır.?(A.g.e., 164)

[4] A.g.e., 163.

** ?Bir sosyal olay kendinden önce gelen bir başka sosyal olayın sonucudur.?

[5] Alvin Toffler, Dünyayı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?, (Ç. M. Çiftkaya), İz Yay., İst., s, 105-107.

[6] Aytekin Yılmaz, Modernden Postmoderne Siyasal Arayışlar, Vadi Yay., Ankara, 1996, s, 93.

[7] A.g.e., 93.

[8] İlker Belek, Postkapitalist Gelişmeler, Sorun Yay., İst., 1997, s, 154-55.

[9] Alex Cllinicos, Postmodernizme Hayır, (Ç. Ş. Pala), Ayraç Yay., Ankara, 2001, s, 188.

[10] Belek, a.g.e., 174.

[11] Yılmaz, a.g.e., 108-9.

[12] Krishan Kumar, Sanayi Sonras? Toplumdan Postmodern Topluma, (Ç. M. Küçük), Dost Kitabevi Yay., Ankara, 1999, 15-16.

[13] A.g.e., 26.

[14] Vehbi Bayhan, Goballeşle ve İnernet Örneği, I. Türkiye?de Internet Konferansı, 17-18 kasım 1995, Bilkent Üniversitesi, Ankara.

[15] Veysel Bozkurt, Enformasyon Toplumu ve Türkiye, Sistem Yay., İst., 1996, s, 83-84.

[16] Peter Wagner,.Modernliğin Sosyolojisi, (Ç. M. Küçük), Sarmal yayınları, İstanbul, 1996, s, 30.

[17] Alex Callinicos, Postmodernizme Hayır, (Ç. Ş. Pala), Ayraç yayınları, Ankara, 2001, s, 207.

[18] Zgmunt Bauman, Yasa Koycular İle Yorumcular, (Ç. K.Atakay), Metis Yayınları, İstanbul, 1996, s, 214.

[19] Alain Tourane, Modernliğin Eleştirisi, (Ç. H. Tufan), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1994, s, 163.

[20] John Tomlinson, Kültürel Emperyalizm, ( Ç. E. Zeybekoğlu), Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 1999, s, 183.

[21] Bauman Zgmunt, Yasa Koycular İle Yorumcular, (Ç. K. Atakay), Metis Yayınları, İstanbul, 1996, s, 44.

[22] Max Horkheımer, Akıl Tutulması, (Ç. O.Koçak), Metis Yayınları, İstanbul, 1990, s, 166.

[23] Max Horkheımer ve, T. W. Adorno, Aydınlanmanın Diyalektiği, (Ç. O. Koçak), Kabalcı Yayınları, İstanbul, 1996, s, 11-12.

[24] Frederic Jameson, Marksizm ve Biçim, (Ç. M. H. Doğan), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1997, s, 104.

[25] Davit West, Kıta Avrupası Felsefesine Giriş, (Çev. Ahmet Cevizci), Pardigma Yayınları, İstanbul, 1998, s, 97.

[26] Zgmunt Bauman, Yasa Koycular İle Yorumcular, (Ç. K. Atakay), Metis Yayınları, İstanbul, 1996, s, 229.

[27] Alain Tourane, Modernliğin Eleştirisi, (Ç. H. Tufan), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1994, s, 164.

[28] Mike Featherstone, Postmodernizm ve Tüketim Kültürü, (Ç. M. Küçük), Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 1996, s, 39.

[29] A.g.e., 188.

* Postmodernizm tartışmaları belli başlı üç yaklaşımdan kaynaklanmakatadır; İlki, içinde gelecek kestirimleri de bulunan yeni durum ya da aşama saptamalarıdır. İnsanı ve toplumu belli bir tairihsellik içinde açıklamak iddiasında olan kuramlar bir gelecek kestiriminde bulunurlar. Postmodernizm çözümlemelerine kaynaklık eden ikinci yaklaşım; kültür ve sanat sanatsal estetik alanında ortaya çıkmıştır. Postmodernizm söyleminin üçüncü kaynağı; bilime ve bilgiye yaklaşımın radikal bir kritiği ya da epistemolojinin sorgulanması olmuştur (Nesrin Kale, Modernizmden Postmodernist Söylemlere Doğru, Doğu-Batı Dergisi, yıl: 5, sayı: 19, 2002, sf, 33).

* ?Frederic Jameson ve Scott Lash daha muğlak bir model sunarlar. İkisi de yeni bir toplum, postmodern bir toplum düşüncesini biçimsel olarak reddeder. Kabullendikleri postmodern kültürü geç kapitalist mantığın kültürel eğemeni olarak görürler. İkisi de kültüre ekonomi ve toplumda merkezi bir yer vermekle kalmaz, aynı zamanda geç (ya da örgütsüz) kapitalizm konusunda yaptıkları açıklamaların bütünü, yeni bir durum içersinde olduğumuzu, kendisini geçmişteki toplumlardan belirleyici ölçüde ayıran bir durum içerisinde olduğumuzu önerir (Kumar, a.g.e., 161) .? Jameson, postmodernizmi kapitalizmin belli bir aşamasının, geç kapitalizmin kültürü olarak görür. Yeni sistemin sanayi sonrası toplum kuramında olduğu gibi ?bir kırılma, kopuş ve dönüşüm? oluşturmaktan ziyade kendisinden önce gelen sistem ile arasındaki temel sürekliliği göstermek istediği için sanayi sonrasından değil, geç kapitalizmden söz etmektedir (140-41).

[30] Sezgin Kızılçelik, Postmodernizm Dedikleri, Saray Kitabevi, İzmir,1996,162.

[31] Kumar, a.g.e., 172.

[32] Veysel Bozkurt, Enformasyon Toplumu ve Türkiye, Sistem Yay., İst., 1996, s, 60.

[33] Belek, a.g.e., 175.

[34] Bauman, Intimatınos of modernity?en aktaran Kumar, a.g.e., 169.

[35] Kumar, a.g.e., 149.

2000 Yılına Doğru Bilgi Toplumu Üzerine Genel Bir Değerlendirme ve Bilgi Ekonomisinin Özellikleri














2000 Yılına Doğru
Bilgi Toplumu Üzerine Genel Bir Değerlendirme ve Bilgi Ekonomisinin
Özellikleri

 


 
Miladi ikinci bin yılın
dönemecinde tüm dünyada etkisi gittikçe artan bir dönüşüm kendini bir
çok şekilde hissettirmektedir. Bazı gelecek bilimciler ve düşünürler
içinde bulunduğumuz ortamı tanımlayabilmek için Bilgi Çağı, Sanayi
Sonrası Toplum, Kapitalist Ötesi Toplum, Enformasyon Toplumu vs.
ifadelere başvurmakta, yaşanan dönüşümü teknik ve beşeri açılardan
inceleyerek geleceğe dönük trendleri belirlemeye çalışmaktadırlar.


İçinde bulunduğumuz yüzyılın ikinci yarısında bilgisayar ve iletişim
teknolojilerinin geliştirilip bütünleştirilmesi ile sonuçlarının 
kestirilmesi çok güç etkiler doğuran bir dönem de başlamış oldu.
Ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel hemen her alanda hüküm süren bu
dönüşümden  en fazla etkilenen kesim kuşkusuz iş dünyası olmuştur.
Çalışmanın bu bölümünde, süregelen değişim ve dönüşüm değişik açılardan
ele alınarak küresel rekabet ortamında iş dünyası ile teknolojik değişim
ilişkileri incelenmeye çalışılacaktır.


Yeni Dalga: Bilgi Toplumu ve Özellikleri


Sanayi sonrası toplumun özellikleri kırk yıla yakın bir zamandır her
görüşten düşünür ve araştırmacının ilgi alanında yer almaktadır. Bilgi
çağı ve bilgi toplumu ile ilgili çözümlemelerde genellikle tarihsel
süreç içinde belli özellikler taşıyan dönemleri dalgalar halinde
isimlendirmeden yararlanılmıştır. Bu bağlamda, Kontradiev?in iktisadi
genişleme, stagnasyon ve tekrar genişlemeye dayalı Uzun Dalga kuramı
bazı araştırmacılar tarafından kullanılmıştır. Kontradiev?in Uzun Dalga
kuramı sanayi devriminden günümüze kadar olan dönem dikkate alınarak
incelendiğinde, her biri yaklaşık 50 yıldan oluşan dört  dalga bulunduğu
görülecektir. Bunlar, 1770-1830 yılları arasındaki ?Erken Mekanizasyon?,
1830-1880 yılları arasındaki ?Buhar Gücü/ Demiryolları?, 1880-1940
yılları arasındaki ?Elektrik ve Ağır Sanayi? ve 1940-1980 yılları
arasındaki ?Kitle Üretimi? dönemleridir. Günümüzde ise, yeni bir
paradigma olarak ?Beşinci Dalga? hüküm sürmektedir. Yani, daha esnek
üretim modelleri ve dağınık talep türleri kitle üretimi döneminden çok
daha farklı özelliklere sahiptir. Katı örgüt yapıları ve klasik işbölümü
yeni döneme uygun düşmemektedir. Buna göre, ?Beşinci Dalga? 1980?lerde
mikroelektronik alanındaki gelişmelerle yükselmeye başlamış,
biyoteknoloji, yeni malzemeler ve uzay araştırmaları öne çıkmıştır. Bu
dönemin geleceği ise bilişim ve iletişim teknolojilerinde yatmaktadır.
[i]
[ii]


Bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi,Uzun Dalga kuramı, daha ziyade
sanayi devriminin incelenmesinde  ve geleceğe dönük tahminlerde
kullanılmıştır. Farklı şekilde tüm tarihsel süreci dikkate alarak analiz
yapan Barry Jones ve Alvin Toffler gibi düşünürler toplumları tarım,
sanayi ve sanayi sonrası şeklinde daha genel olarak
sınıflandırmaktadırlar. Günümüzde bilgi toplumu ya da sanayi toplumuyla
ilgili olarak dalga kuramından yararlanan ve öngörüleri büyük yankılar
uyandıran gelecek bilimci Alvin Toffler?dir. Bilgi toplumunun analizinde
bir ölüde kabul görmüş bu kuramdan yararlanılacaktır.


Ünlü gelecek bilimci Alvin Toffler, tarih boyunca görülen önemli
dönüm noktalarından bahsederken, ana hatlarıyla iki önemli dönüşümün
gerçekleştiğini ve üçüncü dönemin fiilen yaşanmakta olduğunu 
belirtmektedir. Bu yaklaşıma göre, toplumsal gelişmenin ilk dönüm
noktası tarımın ortaya çıkması, ikincisi ise sanayi devrimidir. Bunları
tarihin belli bir anında olup bitmiş iki ayrı olay olarak değil,
belirli  hıza sahip bir değişiklik dalgası  olarak görmek daha doğrudur.


İlk değişiklik dalgasından önce insanların çoğu küçük göçebe
topluluklar halinde yaşamakta ve avlanma, meyve toplama, hayvancılık
gibi faaliyetlerle geçinmekteydiler. On bin yıl kadar önce, Tarım
devrimi başlamış ve yavaş yavaş tüm yeryüzüne yayılarak köyleri, ekili
toprakları ve yeni bir yaşama biçimini oluşturmuştur. 


17.yüzyılın sonlarından itibaren ise, birinci dalga hızını henüz
kaybetmemişken Avrupa?da ikinci büyük değişiklikler dalgasına yol açan
Sanayi Devrimi başlamıştır. Sanayileşme adı verilen bu süreç ülkeden
ülkeye, kıtadan kıtaya çok daha çabuk yayılmıştır. Böylece, farklı
hızlara sahip iki büyük değişiklik süreci aynı anda dünyayı kuşatmaya
devam etmiştir. Birinci dalga, birkaç küçük topluluk dışında hemen hemen
durulmuştur. Son iki yüzyıldır Avrupa, Kuzey Amerika ve dünyanın birkaç
yerinde daha hayatta köklü değişiklikler yapan ikinci dalga yayılmaya
devam etmektedir. Bir çok tarım ülkesi süratle çelik üretme tesisleri,
otomobil fabrikası, dokuma fabrikaları, demiryolları kurma çabası
içindedirler. Dünyanın bir çok yerinde ikinci dalganın gücü devam
etmektedir.


Bu etki devam ederken, çok daha başka ve önemli bir süreç ortaya
çıkmış ve yayılmaya başlamıştır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı
sonrasındaki yıllarda sanayileşme dalgası en üst noktasına vardığında,
tam olarak ne olduğu anlaşılamayan, ancak her şeyi etkisi altına alan
bir Üçüncü Dalga başlamıştır.
[ii]
[iii] Üçüncü Dalga, 1950?li yılların ortalarında ABD?de güç
toplamaya başlamış, daha sonra farklı hızlarda diğer sanayileşmiş
ülkelerin bir çoğuna ulaşmıştır. Bugün, ileri teknoloji ülkeleri, üçüncü
dalga ile İkinci dalganın gereksizleşmiş, kabuk bağlamış ekonomileri ve
kurumları arasındaki çarpışmanın etkisi altında mücadelelerini
sürdürmektedirler. [iii] [iv]


Peter Drucker, İkinci Dünya Savaşından hemen sonra ortaya çıkmaya
başlayan bu gelişme sonucu oluşan toplumu Kapitalist Ötesi Toplum olarak
adlandırmaktadır. Buna göre, yeni toplumun temel ekonomik kaynağı, yani
iktisatçıların deyimiyle üretim araçları sermaye, emek  ya da doğal
kaynaklar değil bilgidir ve bilgi olacaktır.
[iv] [v] 


İkinci Dalga ile Üçüncü Dalga ekonomileri arasındaki farklar çeşitli
dinamikler göz önüne alındığında aşağıdaki tablodaki gibi ifade
edilebilir: [v] [vi]


Tablo-1.İkinci ve Üçüncü Dalga Ekonomilerinin Karşılaştırmalı
Analizi


























































DİNAMİKLER



İKİNCİ DALGA

ÜÇÜNCÜ DALGA

Üretim Unsurları

Toprak,emek, sermaye Özellikle bilgi (
veri, imaj, kültür, ideoloji, değer)
Varlıklar Maddi varlıklara
dayalı
Maddi olmayan
varlıklara dayalı
Üretim ve Ürün
Yapısı
Seri üretim, kitle
üretimi
Esnek teknoloji,
ürün esnekliği sonucunda bireyselleşme
Emek Yapısı Fiziksel (kol gücü)
emeği ile tekrarlanan, mekanik emek, tam zamanlı çalışma,
fabrikada çalışma
Bilgi işçiliği ile
yaratıcı emek, yarı zamanlı çalışma, evden çalışma
Yenilik Seyrek Sürekli
Ölçek Büyük ölçek (Ölçek
ekonomisi)
Küçük ölçek, uygun
ölçek
Organizasyon Dikey, bürokratik,
sert, uzun vadeli
Değişim
mühendisliği: faaliyet bazlı, ağ örgütler, esnek, anti
bürokratik
Altyapı Önem nakliyede.
Otobanlar, yollar, köprüler, liman tesisleri
Önem iletişimde.
Ağlara dayalı elektronik sistemler
Hız Vakit nakittir
kuralı ile sıralı ve adım adım mühendislik
Eşanlı mühendislik
ile gerçek zamana yaklaşım
Sosyopolitik yapıyla
ekonomik yapının ilişkileri
Evdışı iş, büyük ve
güçlü devlet, dev kentler, aşırı kentleşme, ekonomik
çatışmaların önemliliği, çoğunluk egemenliği, yapay demokrasi,
dolaylı demokrasi
Ev içi iş, küçük ve
etkin devlet, kent dışına çıkma ve yayılma, sosyopolitik
düzenlemelerin önemliliği, azınlığın önemsenmesi, koalisyonlar,
doğrudan demokrasi

Kaynak: İ.Melih Baş, ?Dalgalarla Gelen Gelecek Kurgubilimci Guru:
Alvin Tofler?,
AD Business Notebook, Mart 1998,s.28


1960?lı yıllardan itibaren bazı sosyal bilimciler ABD ve Japonya gibi
ileri düzeyde sanayileşmiş ülkelerde toplumun temel niteliklerinde köklü
değişim eğilimi gözlemlemişlerdir. Bir çok yönden sanayi toplumundan
farklılık gösteren bu yeni toplumu tanımlayabilmek için İkinci Dünya
Savaşı sonrasında yaygın olarak kullanılan Sanayi Toplumu yerine çok
sayıda kavram ortaya atılmıştır. Söz konusu dönem, farklı sosyal
bilimciler tarafından ?Postmodern Dönem?, ?Sanayi Sonrası Toplum?,
?Bilgi Toplumu?, ?Kapitalist Ötesi Toplum?, ?Teknokratik Çağ? veya
?Bilişim Toplumu? gibi oldukça fazla isimle anılmıştır. Bu kavramlardan
Daniel Bell tarafından 1970?lerde gelmekte olan toplumu tanımlamak için
kullanılan ?Sanayi Sonrası Toplum? ve Japon araştırmacılar ve özellikle
Y.Masuda tarafından kullanılan ?Enformasyon Toplumu? yeni oluşan
toplumun tanımlanmasında son zamanlarda daha fazla kabul görmüştür.
Kavramların çeşitliliğine karşın, içeriklerinin daha çok ayrıntıya dönük
olması, özde bu yaklaşımların büyük benzerliklere sahip olduklarını
göstermektedir. [vi] [vii]
Son yıllarda ise, özellikle bilişim ve iletişim teknolojilerindeki
çarpıcı ilerlemeler ve süratli yayılma eğilimi sonucunda günümüz
ekonomisi ?dijital ekonomi? olarak adlandırılmıştır.
[vii]
[viii] 


1941 yılında yapılan bir ekonomik analizde, herhangi bir ekonominin
üç ana bileşenden oluştuğu ifade edilmiştir. Buna göre birincil sektör
tarım, ikincil sektör imalat ve sanayi, üçüncül sektör ise hizmetlerdir.
Bir ekonomi, bu üç sektörün farklı oranlarda bileşiminden oluşmaktadır.
Eğer bir ülke sanayileşiyorsa, işgücünün büyük bölümünün imalatla ilgili
yerlerde istihdamı söz konusudur. Verimlilikteki sektörel farklılıklar
sebebiyle milli gelir artacağından hizmet ve bilgi ihtiyacı da
yükselecektir. Buradan hareketle, bir çok Avrupalı teorisyen bir
toplumun sanayi yapısının dönüşümünde bilim ve teknolojinin önemli bir
rol oynadığını vurgulamışlardır. Buna göre üstün nitelikli  çalışan
sınıf ile bilim ve teknoloji arasında önemli bir bütünleşme söz
konusudur.


Sanayi sonrası toplum üzerine çalışmalarıyla tanınan D.Bell ve Alain
Touraine, gelişmiş ülkelerde artık sanayi toplumunun yer almadığını
düşünmektedirler. Bell?e göre, sanayi sonrası toplum, profesyoneller,
mühendisler, teknisyenler ve bilim adamlarının oluşturduğu hakim bir
sınıf eşliğinde teorik bilginin merkezileşmesi ve ekonomide hizmetlerin
payının artması ile tanımlanmaktadır. Touraine ise yeni bürokratik ve
uzman sınıfların ortaya çıkması, bilgi ve organizasyona dayalı yeni iş
trendleri ve boş zaman faaliyetleri ile tanımlanan programlı bir
toplumdan söz etmektedir. [viii]
[ix]


Detaydaki farklılıklarına rağmen bu tanımlar hızlı bir sosyoekonomik
dönüşüm sürecinin yaşandığını ortaya koymaktadır. Bu süreç, daha önceki
tarım ve sanayi toplumlarından çok farklı özelliklere sahip bilgi
toplumunun ortaya çıkmasıdır. Bilgi toplumu, işgücünün önemli bölümünün
bilişimle ilgili işlerde çalıştığı ve ekonomide en etkili faktörün
bilginin kullanılması ve uygulanması olduğu toplumdur. Bir toplum içinde
söz konusu her üç toplum farklı ölçülerde bulunabilir. Ancak,
gelişmişlik düzeyi arttıkça toplumların yüzdeleri de belirgin ölçülerde
değişmektedir. Mesela, 1980 yılında ABD?de işgücünün sadece yüzde 3?ü
tarım kesiminde çalışırken, yüzde 76?sı hizmet ve bilişim
faaliyetleriyle meşguldü. Yine, yeni kurulan işlerin yüzde 80?den
fazlası bilişim ve hizmet sektörüyle ilgilidir. Bir çok Batı Avrupa
ülkesi, Kanada ve Japonya ABD gibi bilgi toplumu trendini
izlemektedirler.


Bilgi toplumu sosyoekonomik gelişme için bir çok değişikliğe neden
olmaktadır:


1.Mal üretiminden hizmet üretimine değişim. Profesyonel, teknik,
eğitim, sağlık ve fast-food gibi hizmet sektörlerindeki hızlı artış.


2.İş niteliklerinin ve karakterlerinin değişimi.


3.İşgücünde teknik eleman ve profesyonellerin, yani bilgi sınıfının
artması


4.Yüksek teknolojilere doğru teknolojik değişim. Mikroelektronik ve
yarı iletkenler aracılığıyla bilginin toplanıp yönetilmesine yarayan
küçük ve yetenekli makinaların yayılması.


5.Yeni bilişim teknolojilerinin yayılması ve bilgisayarların
gelişmesine  paralel olarak uzak noktalarla koordinasyon amacıyla
telekomünikasyonun ileri ölçülerde kullanılması.


Bilgi Çağının başlangıcı, genel olarak İkinci Dünya Savaşı
sonrasındaki yıllarda gösterilmektedir. Bu konuda kesin bir tarih vermek
mümkün olmamakla birlikte, 1957 yılında ABD?de ilk defa beyaz yakalı
işçilerin sayısının mavi yakalıları geçmiş olması bazı yazarlarca bu
tarihin bilgi çağı başlangıcı olarak kabulüne neden olmuştur.
[ix]
[x] Söz konusu bilgi toplumunu belirleyen temel
karakteristikleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
[x]
[xi]


1.Ekonomik Yapıdaki dönüşüm: Bilgi toplumundaki en büyük
özellik mal üretiminden hizmet üretimine doğru bir kaymanın
görülmesidir. Aslında hizmet sektörü zaten tüm ekonomilerde her zaman
mevcuttur, ancak sanayi toplumunda hizmetlerin niteliği daha yerel ve
mal üretimine yardımcı konumdadır. Sanayi sonrası toplumda ise eğitim,
sağlık, sosyal hizmetler gibi insani hizmetler ve bilgisayar, sistem
analizi, bilimsel AR-GE gibi mesleki hizmetler yoğunluk kazanmaktadır.
Bilgi toplumunun oluşmasında belli sektörlerin yükselişi önemli rol
oynamıştır. Bunlar: [xi]
[xii]


1.Televizyon yapımcıları, yayıncılar vb. bilgi sağlayan kişi ve
kurumlar,


2.Telefon ve kablolu yayın gibi elektronik bilgi iletişim kurumları


3.Mikroelektronik sanayi, yani televizyon, bilgisayar ve telefon gibi
elektronik bilgilerin insanlara iletilmesine imkan sağlayacak
platformların üreticileri


4.Bilgilerin toplanması, saklanması, iletilmesi ve kullanılması
amacıyla yazılım geliştiren sektörler.


2.Yükselen Yeni Sınıflar: Yeni toplumda insanların
çalıştıkları yer değil aynı zamanda yaptıkları işlerin türü de
değişmektedir. Sanayi toplumunda yarı vasıflı işçiler çalışan sınıf
içinde en kalabalık grubu oluşturmaktaydılar. Bilgi toplumunda ise,
teknik ve profesyonel sınıf, yani P.Drucker tarafından ?bilgi işçisi?
olarak nitelenen [xii]
[xiii] bilim adamları, teknisyenler, mühendisler, öğretmenler sayıca
artmış ve toplumun kalbi konumuna yerleşmişlerdir. Buna bağlı olarak
toplumda gücün yapısı da değişecektir. Tarım toplumunda toprak
sahipleri, sanayi toplumunda ise sermaye sahibi işverenler gücü
ellerinde bulundurmaktaydılar. Oluşan yeni toplumda ise güç bilgi
sınıfına ait olacaktır.


3.Bilginin Artan Rolü: Sanayi toplumu, malların üretimi için
makine ve insanların koordinasyonuna dayanmaktaydı. Yeni toplum ise
bilgi etrafında örgütlenmektedir. Sanayi uygarlığının öncü isimlerinden
Bacon?ın yüzyıllar önce söylediği gibi ?bilgi güçtür?, ancak, bilgi
toplumunda bilgi aynı zamanda toplumun temel eksenini de
oluşturmaktadır. Buna göre, tarım toplumunda toprak ve işgücü, sanayi
toplumunda sermaye merkezi bir öneme sahip iken, bilgi toplumunda bilgi
stratejik bir kaynak haline gelmiştir. Çünkü, yeni toplumda teorik
bilgiyi piyasada yeni ürün ve hizmetlere başarılı şekilde dönüştürenler
ile eğitim ve AR-GE harcamalarına en çok yatırım yapan işletmeler ve
toplumlar başarılı olacaktır. Eğer bir toplum bilgiyi üretir hale
gelemezse, büyük harcamalarla ürettiği mal ve hizmetler kısa sürede
demode olma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.


4.Bilişim Teknolojisi. Sanayi toplumunun ortaya çıkmasında en
önemli etkenin buhar makinası, elektrik, içten yanmalı motor gibi enerji
teknolojilerinin bulunmasıdır. Bilişim teknolojilerinin ortaya çıkıp
hızla gelişmesi de benzer bir etkiyi yeni oluşan toplumda oluşturmuştur.
İletişim ve bilgisayar teknolojileri daha yetenekli işgücüne gereksinim
doğurduğundan ve ulusal verimliliği arttırma ve rekabetçi üstünlük elde
etme yolunda daha yüksek değerlere sahip ürünler ortaya koyma yeteneğine
sahip olduklarından iktisadi gelişme açısından en fazla önem verilmesi
gereken alan bilişim teknolojileri olarak görülmektedir.
[xiii]
[xiv] Nitekim, ünlü strateji uzmanı M.Porter günümüzde bir
işletmenin yönetilmesinde en temel faktör olarak bilişim teknolojisine
işaret etmektedir. [xiv]
[xv] Zaten, bilgi toplumu kavramı da yeni teknolojilerin sebep olduğu
iktisadi ve sosyal değişimler anlamına gelmektedir.
[xv]
[xvi]


Bilgi Çağında işletmeler işlerini görebilmek için büyük ölçüde
bilişim teknolojisine muhtaçtırlar. Yani bilgi toplumunda bilgisayar
kullanımı son derece yaygındır. Bilgi Çağında, bir çok mal ve hizmet
bilişim teknolojisiyle iç içe geçmiş durumdadır. Mesela, Lexus marka bir
otomobil, klasik otomobil tanımının ötesindedir. Bilişim teknolojisi ile
bütünleşen bu otomobilde gelişmiş yol bulma ve navigasyon sistemleri ile
elektronik kameralar gibi yenilikler mevcuttur. Bunun yanında havayolu
rezervasyon sistemleri gibi hizmet alanları da artık bilişim teknolojisi
olmaksızın düşünülememektedir.
[xvi]
[xvii]


Geçen yüzyılda etkisini gösteren Sanayi
Devriminin arkasındaki itici güç üretim ve nakliye ekonomisindeki
gelişmelerdi. Bilişim teknolojileri bu süreçleri önemli ölçüde
etkilemekle birlikte, günümüzde gerçekleşmekte olan devrimin sürükleyici
gücü üretimdeki değişim değil koordinasyondaki değişimdir. Günümüzde
örgütlerde herhangi bir işle uğraşan herkes sürekli olarak birbiriyle
iletişim içinde olma zorunluluğundadır. Bu tür yoğun bilişim temelli
işlerde bilişim teknolojileri asıl önemlerini göstermekte, klasik  hesap
yapan makine anlamındaki bilgisayar yerine birbirlerine bağlanmış
koordinasyon amaçlı sistemler ağırlık kazanmaktadırlar. Koordinasyon
teknolojilerindeki  ilerlemeler, bir çok sektörde Sanayi Devrimi
öncesindeki küçük işletmeler dönemine dönüş anlamı taşıyabilecektir.
Sanayi toplumunda işletmeler kitle üretimi ve taşımacılık
teknolojilerinden avantaj sağlamak için örgütlenirken, bilgi toplumunda
işletmeler hem kendi içlerinde hem de dış çevreleriyle entegrasyon
amaçlı koordinasyon teknolojilerine göre yeniden yapılanmaktadırlar.

[xvii]
[xviii]


Bilgi Toplumu Üzerine Çeşitli Düşünceler


Sanayi toplumu ve sanayi sonrası toplum üzerine yapılan tartışmaların
oldukça eski bir tarihi vardır. Bu tartışmaların çalışmanın konusuyla
ilgili olan bölümüne kısmen değinilmesinde yarar bulunmaktadır.


Günümüzde bilgi toplumu kavramı tartışılırken hemen hemen tüm
kaynaklarda atıfta bulunulan bir eser George Orwell?in meşhur 1984
isimli kitabıdır. Bunun yanında Aldous Huxley?in ?Cesur Yeni Dünya? ve
Yevgeni Zamyatin?in ?Biz? adlı kitapları da 50-60 yıl önce geleceğe
dönük tahminleri içermeleri açısından değerlendirilmeye alınmaktadır.
Erich Fromm, George Orwell?in meşhur kitabına yazdığı sonsözde şunları
belirtmektedir:1984 ve Biz, Cesur Yeni Dünya?dan daha fazla ortak
noktaya sahiptir. Her iki eserde insanın kişiliğinden uzaklaştırıldığı
tamamen bürokratikleşmiş bir toplum ele alınmaktadır. Bu toplumlarda yer
yer fiziki baskıya da varan ideolojik ve psikolojik bir yönlendirme söz
konusudur. Huxley?in çalışmasında ise insanın bir tür makinaya
dönüştürülmeye çalışılması ele alınır. Genel kabule göre, Zamyatin ve
Orwell?in örnekleri daha ziyade Stalinist ve Nazist diktatörlükleri,
Huxley?in Cesur Yeni Dünyası ise sanayileşen Batı dünyasındaki
gelişmelerin sonucunu temsil etmektedir. Zamyatin, Biz?de insanların
insan doğası gereği olan taleplerini yok etmek için uygulanan beyin
operasyonlarından bahsederken, Cesur Yeni Dünya?da çeşitli ilaçlar ve
yapay biyolojik seçim yöntemleri uygulanmaktadır. Orwell ise 1984?te
sınırsız baskı ve beyin yıkamayı öne çıkarır.
[xviii]
[xix]


Söz konusu kitaplara yapılan atıfların çokluğu, bilgi toplumuna
yönelik iyimser tahminlerin yanında aslında hiç de küçümsenmemesi
gereken bazı endişelerin de bulunduğunu ortaya koymaktadır. Kitle
iletişim araçları ve teknoloji aracılığıyla yönlendirme olgusu,
özellikle bilgi çağının temelini oluşturan bilişim teknolojileri göz
önüne alındığında çeşitli düşünürler tarafından ihtiyatla
karşılanmıştır. [xix] [xx]
Orwell, devletin her şeyi denetim altında tuttuğu, en  küçük bir
aykırılığa ve bireyselliğe  izin vermediği, resmi ideolojinin bütün
tarih ve dili kendine göre kurguladığı bir toplum ütopyasından bahseder.
Romanda, insanları sürekli gözetleyip baskı ve denetim altında tutan
?Ağabey? adında bir merkezi güç bulunmaktadır.


Bu romanın günümüze yansıması, bilgisayarlar aracılığıyla toplumu
daha sıkı bir denetim altına almak isteyenler olabileceği endişesidir.
Nitekim, bilişim teknolojilerinin ve bilginin dev çokuluslu işletmeler
gibi kurumların kârlarını arttırmada ve bireyler üzerinde daha sıkı bir
kontrol sağlamada kullanılacağı endişesine sahip olanlar bulunmaktadır.
Bilişim teknolojisindeki gelişmeler özerk, özgün ve farklı kültürel
oluşumlara imkan vermemekte, aksine dünya çapında egemen, başat ve tek
bir kültürün  oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Bunun tipik örnekleri,
dünyanın hemen her ülkesinde görülebilecek olan televizyon ve video
setleri, standartlaştırılmış film ve programlar ile evrensel bir dil
kullanan bilgisayarlardır. Bilişim teknolojileri, kültür hizmetlerinin
niteliğini tanımlayan ve üreten tekelleşmiş ?tek merkezden
yönlendirilen- bir kültür ve eğlence pazarının doğmasına yol açmaktadır.
Bu olgu, insanların özgün kültürel çevreleriyle bağlantılarını sağlayan
ve kültürel gelişmelerin özünü teşkil eden mekanizmaların hızla yok
olması anlamına gelmektedir. Bu görüşe göre, bilgi toplumu ?efsanesi?
bilişim devrimini başlatan ve yönetenlerin çıkarlarına hizmet
etmektedir. Söz konusu kesimler yönetici elit, askerler ve uluslar arası
endüstri kuruluşlarındaki toplumun en güçlü kesimleridir. Geniş kitleler
için bilişim teknolojilerinin ve bilgi toplumunun önemli bir vaadi
bulunmamaktadır. Bu insanlar bilgi toplumunda ?bilgisayar kontrollü
kaybedenler? olarak kalmaya devam edeceklerdir.
[xx]
[xxi]


Bu tür kötümser yaklaşımlar yanında, çok daha yaygın olarak bilgi
çağıyla ilgili oldukça iyimser, ütopik görüşler de bulunmaktadır.
Geleceğin toplumu işlerini evden halledeceğinden dolayı kirlilik ve
trafik önemli ölçüde azalacaktır. Bilgisayarlar insanları rutin işlerden
kurtaracak ve daha yaratıcı hareket etmelerini sağlayacaktır. Bireylerin
kolaylıkla bol miktardaki bilgiye ulaşabilmesi katılımcı demokrasinin
yayılmasına neden olacak, daha uygun bir piyasa koşulu oluşturacaktır.
Böylece bireyler toplum ve ulusal gruplar arasında uyum kurulacaktır.
[xxi] [xxii]


İki grup arasındaki önemli farklılığa rağmen, günümüzdeki gelişmeler 
bu konuda net bir fikir ileri sürülmesini güçleştirmektedir. Ancak,
fiili durum, bilgi çağının değişik düzeylerde olmak koşuluyla bir çok
alanda hüküm sürdüğünü göstermektedir.  Özellikle küresel ağların
yaygınlaşması hem bireylere hem de kurumlara çok büyük fırsatlar
sunmaktadır. Bugün, dünyayı saran iletişim ağları sayesinde neredeyse
hiçbir bilginin saklanması mümkün değildir. Bireyler ve kurumlar arası
etkileşim günden güne hızla artmaktadır. Kurumlarda bilgi saklama yerine
mümkün olduğunca açık davranarak doğrudan karşı gruplarla iletişim kurma
olgusu yaygınlaşacaktır. [xxii]
[xxiii]


Elbette, yukarıda sözü edilen endişelerin tamamen yersiz olduğu iddia
edilemez, ancak, artık son derece yaygınlaşmış ve vazgeçilmez bir hal
almış olan bilişim teknolojilerinin ve özellikle internet gibi iletişim
ağlarının fiili gerçeklikler olduğu ortadadır. Bilinçli olarak yapılacak
düzenlemeler bilişim ve iletişim ağlarının sebep olabileceği olumsuz
durumları en aza çekebilecektir. Kaldı ki, bu konuda en fazla eleştiri
getiren Marksist görüş sahibi düşünürler dahi, yeni teknolojilerin
getirdiklerine gözlerini kapayamamaktadırlar.
[xxiii]
[xxiv]


Meşhur İktisatçı Lester Thurow da Orwell ve Huxley?de olduğu gibi
modern haberleşme teknolojilerinin düşünce üzerinde bir baskı uygulamaya
yol açacağı endişelerinin tam tersinin gerçekleştiğini vurgulamaktadır.
Modern elektronik teknolojileri radikal bir bireyciliği özendirirken,
ulusal liderler kitle kültürünü kontrol edeceğine, kitle kültürü ulusal
liderleri kontrol etmektedir. Elektronik medya değerleri değiştirirken,
değerler de toplumun doğasını değiştirmektedirler. Kablolu köyde, dünya
kaçınılmaz bir şekilde temsili demokrasiler yerine daha doğrudan bir
biçimde yönetilecektir. [xxiv]
[xxv]


Bu kısa tartışmadan sonra, bilgi çağında geçerli olan ekonomi
üzerinde durulacaktır.


Bilgi Ekonomisi ve Özellikleri


Bilgi toplumunun içinde bulunduğu ekonomik koşullar günümüzde bilgi
ekonomisi adıyla anılmaktadır. Emek yoğun işlerin düşük gelir grubundaki
ülkelere kaydırılmasıyla sanayileşmiş ülkelerde emek yoğun işlerden
ürünlere know-how ve yaratıcılık temeline dayalı değer ekleyen bilgi
yoğun faaliyetlere geçmişlerdir. Bunun sonucunda oluşan, bilgi ve
iletişim tabanlı  bilgi ekonomisi şu karakteristik özelliklere sahiptir:
[xxv]
[xxvi]


1.Sürekli hızlanan teknolojik gelişmeler


2.Artan bilişim ve bilgi yoğun faaliyetler


3.Kısalan pazara girme ve ürün/hizmet hayat dönüşüm süreleri


4.Pazarların küreselleşmesi


5.Sanayi kolları arasındaki farkların belirsizleşmesi


Buna göre, bilişim teknolojisi arz ve talep spiralinin doğurduğu
hızla artan teknolojik ilerlemeler bilgi ve bilişim yoğun işlerin
çoğalmasına, pazara girme sürecinin kısalmasına, ürün ve hizmet hayat
dönüşüm sürelerinin azalmasına neden olacaktır. İşletmeler bilişim
teknolojileri aracılığıyla rakiplerinden farklılaşabilecekleri fırsatlar
yakalama şansına sahip olacaklardır.


Bugün Batı dünyasında bilişim sanayileri refahın ana kaynağı haline
gelmiş durumdadır. Günden güne, yoğun rekabet ortamında başarılı olmak 
için bilişim teknolojilerini adapte eden  işletmeler in sayısı hızla
artmaktadır. Örgütler bir bütün olarak başarı için bilişime bel
bağlamaktadırlar. 1997 yılı itibariyle İngiltere?de dijital bilgi ve
iletişim teknolojileri piyasası değerinin 48 Milyar Sterlin düzeyinde
olduğu sanılmaktadır. [xxvi]
[xxvii]


Bilgi ekonomisinde, işletmeler sürekli devam eden bir verimlilik
arttırma, çevresel talebe tepki verebilme, örgütsel değişimi
gerçekleştirme mücadelesi içinde olacaklardır. Bilgi ekonomisinde
kuruluşların en önemli kaynakları klasik üretim faktörleri değil beyin
gücü olacaktır. Bilginin yaratılması ve paylaşılması görünmeyen
faaliyetlerdir. Bu sebeple insanlar zorlanarak ya da onlara talimatlar
verilerek bilgi yönetilemez. Bilgi ekonomisinde başarı ancak
çalışanların istekli katılımlarının sağlanmasıyla mümkündür. Bu şekilde 
insanlar güven ve katılım ortamında yaratıcı güçlerini kullanacak,
bilgilerini diğerleriyle paylaşacak ve dinamik bir örgüt ortaya
çıkacaktır. [xxvii]
[xxviii]


Öte yandan, küreselleşen pazarlarda artan rekabet ortamında
işletmeler giderek artan ölçülerde know-how?ın bulunduğu yerlerde ürün
geliştirme, en ucuz yerlerden malzeme ve hammadde satın alma, dağıtım ve
işgücü maliyetinin düşük olduğu yerlerde üretim yapma ve ürünleri
uluslararası arenada satabilme çabasına girmektedirler. Yine, küresel
işletmeler çok büyük yatırımlara ihtiyaç duydukları için dev boyutlarda
olsalar da,aynı zamanda  yerel piyasalara hızla cevap verebilecek ölçüde
küçülmek zorundadırlar.
[xxviii]
[xxix]


?Dijital Ekonomi? veya ?Tekonomi?
[xxix]
[xxx] olarak adlandırılan yeni ekonominin özellikleri Don
Tapscott tarafından 12 madde halinde sıralanmaktadır:
[xxx]
[xxxi]


1.Yeni ekonomi bilgi ekonomisidir.


Bilişim teknolojileri bir ekonominin bilgi temelli olmasına imkan
sağlamaktadır. Bilgi ekonomisinde bilginin yaratılması hem bilgi
işçilerine hem de bilgi tüketicilerine yani insanlara aittir. Mal ve
hizmetlerin içeriği müşteri fikirleri tarafından belirlenirken, bilişim
teknolojisi mal ve hizmetlerin bir parçası haline gelecektir. Bilgi
ekonomisinde kuruluşların en önemli kaynakları klasik üretim faktörleri
değil beyin gücü olacaktır. Mesela, bilgi çağının işletmelerinden olan
Microsoft ele alındığında, maddi kaynaklarının (arazi, bina , stoklar,
hammadde vs.) neredeyse yok denecek kadar olduğu ancak, kayda değer tek
varlığının işletme içindeki elemanlar olduğu görülecektir. Burada,
sermayenin önemsiz olduğu söylenmemektedir. Ancak, unutulmaması gerekir
ki, 15 yıl önce kayda değer bir sermayesi olmayan Microsoft?un  bugün
piyasa değeri General Motors ve IBM?den daha fazladır. Yeni ekonomide
sermaye ancak bilginin bir fonksiyonu haline gelmiştir.


Günümüz iş dünyasında kesin olan tek şey ?hiçbir şeyin kesin
olmadığıdır.? Belirsizliklerle dolu iş dünyasında rekabet avantajı
kazanmanın temel anahtarı bilgidir. Bugün zirvede bulunan işletmelerin
bilgiye yaklaşımları onların başarıları hakkında önemli ipuçları
vermektedir. Honda, Canon gibi Uzakdoğu?nun dev işletmeleri yeni
pazarlar oluşturma, yeni ürünler ve teknoloji  geliştirme gibi alanlarda
bilgiyi kullanmaktan öte, ?bilgi yaratma? sayesinde lider konumlarını
sürdürmektedirler. Bilgiyi yaratmak, varolan bilgiyi yorumlamaktan daha
öte bir anlayıştır. Varolan bilgiyi yorumlamak teknik bir boyut iken,
bilgiyi yaratmak için hayal gücü, sezgi ve içgüdüden yararlanmak
gerekmektedir. Bilgi yaratan işletmede bilgiyi keşfetme ve yenilik yapma
görevi belli bir departmana değil, yaşayan bir organizma olarak görülen
tüm işletmeye aittir. Yeni bilginin kaynağı ise bireydir. Bilgi yaratan
işletmenin temel yaklaşımı, bireysel bilgiyi örgütün tümüne mal
edebilecek bir sistem geliştirmektir.
[xxxi]
[xxxii]


2.Yeni ekonomi dijital bir ekonomidir.


Yeni ekonomide bilgiler tamamen 1 ve 0?dan oluşan veri formlarında
iletilmektedir. Günümüzde her tür bilgi, ses, yazı, görüntü, hareketli
obje vs. bilgisayar ağları tarafından iletilmektedir. Dolayısıyla, büyük
miktarlarda bilgi son derece hızlı, ucuz ve güvenilir bir şekilde
alıcılarına ulaşmaktadır. Seyahatlerde taşınabilir bilgisayarlar
aracılığıyla elektronik posta kullanımı ve postayla mesaj yanısıra video
dahil her türlü bilginin iletilebilmesi dijital ekonominin çarpıcı bir
örneğidir.


3.Yeni Ekonomide Sanallaşma Önemli Rol Oynamaktadır


Bilginin analogdan dijitale dönüşmesi, fiziki varlıkların sanal hale
gelmesine imkan vermektedir. Sanal, ingilizce ?virtual? kelimesinin
karşılığı olarak bir şeyin gerçeğe çok yakın olması ya da bir şeyin
fiilen olması anlamını taşımaktadır. Bir şeyin sanal olabilmesi için
başka bir şeyin gücünü ve yeteneğini içermesi gerekmektedir. 1950?lerin
sonunda bilim adamları sanal bilgisayar adını verdikleri, birkaç kişinin
aynı anda kullanabildiği ancak, kullanıcıların bilgisayarı tek başlarına
kullandıkları izlenimini verecek şekilde hızlı makineler
geliştirmişlerdir. Bu sırada, sanal terimine, etkileşim ve adapte
olabilme anlamları da eklenmiştir.
[xxxii]
[xxxiii] Söz konusu sanallaşma ekonominin metabolizmasını,
kurumların türlerini ve aralarındaki ilişkileri, dolayısıyla ekonomik
faaliyetin bizzat kendisini değiştirmektedir. Günümüzde bir çok kurumun
sanal olanı ortaya çıkmıştır. Mesela, Sanal Piyasa, internette
insanların alışveriş yaptığı herhangi bir yer anlamına gelmektedir.
Yine, sanal gerçeklik yazılım ve donanımı sayesinde ilaç şirketleri
araştırmalarında molekül yapıları ve atomlar arasındaki ilişkileri son
derece kolay ve gerçekçi bir şekilde inceleyebilmektedirler.
[xxxiii]
[xxxiv]


Sanallaşma bir gerçeklik olarak yükselmekle birlikte, bu konuda bir
çok pürüzün henüz aşılamamış olduğu ve yakın gelecekte bir takım
sorunların da ortaya çıkacağı gözardı edilmemelidir. Sanallaşma ilk
olarak büroların ortadan kalkması olarak kendini göstermiştir. Ancak,
yapılan araştırmalar, yüz yüze iletişim ile ağ üzerinden iletişimin bir
çok açıdan farklılıklar taşıdığını ve sanal ortamlarda iletişim
etkinliğinin istenen ölçüde başarılı olmadığını göstermektedir. Bu
nedenle, sanal gerçekliğin bir çok alanda yayılmaya devam edeceği, ancak
bunun beraberinde çözüm gerektiren bazı sorunlar bulunduracağı
söylenebilir. [xxxiv]
[xxxv]


4.Yeni ekonomi moleküler bir ekonomidir.


Eski büyük işletme yapıları ayrışmakta ve dinamik birey ve kurumların
oluşturduğu ekonomik faaliyet temelli gruplar halinde yeniden teşekkül
etmektedir. Örgütün ortadan kalkması, yani kaybolması  değil dönüşmesi
söz konusudur. Sosyal ve iktisadi hayatın tüm yönlerinde ?kitlesel?
yerini ?moleküler?e bırakmaktadır.


Sanayi ekonomisinde temel iktisadi birim işletmeydi. Komuta ve
kontrol hiyerarşisinin kökleri tarım toplumundaki kilise ve orduya ait
olmakla birlikte sanayi toplumunda genişletilerek sanayi işletmelerinde
yaygın uygulama alanları bulmuşlardır. Bu dönemde, üst düzey
yöneticilerin birincil görevi işletmenin hacim olarak büyüklüğünü,
hasılatını ve kârlarını arttırmaktı. Bilgi çağında işe şartlar önemli
ölçüde değişmiştir. Bilginin işletme içinde etkin bir şekilde iletimine
ve işletme dışıyla etkileşim halinde olmasına imkan sağlayan
teknolojiler örgütlerde yapısal dönüşümlere neden olmaktadır.


Yeni ekonominin moleküler bir ekonomi olması, fizikten ödünç alınan
?molekülerleşme? kavramının kısaca incelenmesiyle net bir şekilde
anlaşılabilir. Fizikte, molekül bir maddeyi oluşturan en temel
elemanlardan biridir. Molekül, bir cisim parçalandığında hâlâ aynı
kimyasal özelliklerini gösterebilen en küçük parçasıdır. Bir madde
içindeki moleküller elektrik gücü sayesinde birbirlerine yapışık halde
kalabilmektedirler. Katı maddelerde molekülleri bir arada tutan itme ve
çekme gücü dengelidir. Moleküllerin madde içinde bir başka yere hareket
etme imkanları yoktur. Sıvılarda ise, moleküller yine aralarında bir
çekme gücü olmakla birlikte kolayca hareket etme kabiliyetine
sahiptirler. Likit kristal adı verilen organik bileşenler hem katı hem
de sıvı madde özelliği taşımaktadırlar. Bu maddelerde moleküller gruplar
halinde hareket etmektedirler. Herhangi bir çevre koşulu değiştiğinde
moleküllerin tepkisi de değişmektedir.
[xxxv]
[xxxvi]


Bu analoji, yeni ekonominin anlaşılmasında yardımcı olabilecektir.
Yeni işletmeler de moleküler yapıdadırlar ve birey temeli üzerinde
kurulmuşlardır. Bilgi işçisi (molekül insan) kendi başına bir iş birimi
olarak faaliyet göstermektedir. Motive olmuş, kendi kendine öğrenebilen
girişimci çalışanlar yeni araçlar yardımıyla değer yaratmak üzere bilgi
ve yaratıcılıklarını kullanabilecekleri şekilde yetkilendirilmişlerdir.
Yine, bu işçilerin oluşturacağı dinamik ekipler likit kristal içindeki
hareketli moleküllerin hareketleri gibi serbest ve esnek bir yapıda
olacaklardır. Söz konusu ekipler arasındaki ilişkiler ve etkileşim yeni
bilişim altyapısı aracılığıyla arttırılabilecektir.


5.Yeni ekonomi bir ağ ekonomisidir.


Yeni ekonomi iletişim ağlarıyla bütünleşen bir ekonomidir. Analog
hatlar yerine dijital iletişim ağlarının oluşması ve klasik ana
bilgisayar sisteminden web tabanlı sisteme doğru gerçekleşen kayma iş
dünyasında önemli dönüşümler neden olmaktadır. İletişim ağlarının band
genişliğinin artması veri, metin, ses, görüntü ve video şeklindeki
multimedya kaynaklarına kolayca ulaşıma imkan vermekte ve buna bağlı
olarak yeni kurumsal yapıların hızla ortaya çıkmasına imkan vermektedir.


Yeni teknoloji iletişim ağları küçük ölçekli işletmelere büyük
ölçekli işletmelerin sahip olduğu ölçek ekonomileri ve kaynağa ulaşma
gibi ana avantajlara sahip olma imkanı sunmaktadır. Öte yandan, büyük
ölçekli işletmelerin belli dezavantajları (katı bürokrasi, hiyerarşik
yapı, ve değişim güçlüğü küçük işletmelerde bulunmamaktadır. Büyük
ölçekli işletmeler ancak küçük akışkan gruplar halinde örgütlenirlerse
çeviklik, özerklik ve esneklik kazanabileceklerdir.


Bilişim teknolojileri ancak kendisi ile mümkün olan bir çok yeni
sektörün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Mesela, internet ve benzeri
iletişim ağları üzerinde elektronik ticaret yapabilmek ancak bilişim
teknolojisinin mevcudiyetiyle mümkündür. Nitekim, önümüzdeki 2-3 yıl
içerisinde 8 Milyar Dolar civarında gerçekleşeği tahmin edilen
[xxxvi]
[xxxvii] elektronik ticaretin yayılması ve belki de
gelecekteki ticaretin önemli bir bölümünü  oluşturacak olmasının mümkün
kılan koşulları bilişim teknolojilerine bağlıdır.


21.Yüzyılın bir gereği olarak bütün ülkeler ulusal bilişim
altyapılarını oluşturmak zorundadırlar. Tüm işletmeler de kendi içinde
bir bilişim altyapısı kurmalıdırlar. Yeni altyapı ekonomik faaliyetler
üzerinde elektrik ölçüsünde önemli bir etkide bulunacaktır. Yeni
ekonominin bilişim gücü olmaksızın işlemesi imkansızdır. Nitekim, ABD?de
teknoloji politikaları oluşturulurken ilk olarak desteklenecek 
teknoloji alanı bilişim olarak belirlenmiştir. Bu amaçla, federal
fonlardan desteklenecek AR-GE programları; daha güçlü bilgisayarlar,
daha hızlı bilgisayar ağları, daha sofistike yazılım geliştirme ve
ulusal bilişim otobanını gerçekleştirmeyi kapsamaktadır. Böylece,
19.Yüzyılda demiryollarının oluşturduğu toplumsal ve ekonomik etkiye
eşdeğer bir etki ülke çapındaki bilişim otobanıyla sağlanmaya
çalışılacaktır. [xxxvii]
[xxxviii]


6.Yeni ekonomide aracılar büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.


Üretici ve tüketici arasındaki aracılar dijital iletişim ağları
sebebiyle ortadan kalkacaktır. Aracı işletmeler, fonksiyonları ve
kişiler yeni değerler yaratamazlarsa ortadan kaybolacaklardır. Özel ve
kamu sektöründe bir çok kurum tüketicileriyle ağlar aracılığıyla
doğrudan temas kuracaklar ve aracılarını büyük ölçüde elimine
edeceklerdir. Mesela, oteller, havayolları gibi kurumlar rezervasyonlar
için acentalarla iş yapmak yerine doğrudan müşterilerine ulaşacaklardır.
Dolayısıyla, aracı kurumlar gelecekte yok olmak istemiyorlarsa yaratıcı
yenilikler düşünmek zorundadırlar.


Nitekim, Intel şirketi başkanı Andy S.Grove, bir açıklamasında ?
İnternet işlerin yapılması ve yürütülmesinde ara noktalarda bulunan bir
çok kişiyi bir deniz dalgası gibi silip süpürecek. Ben bu kişilerin
yerinde olsam şimdiden yaptığım işi internet kullanarak nasıl yapacağımı
düşünmeye başlardım? diyerek yukarıdaki yargıyı teyit etmektedir.
[xxxviii]
[xxxix]


7.Yeni ekonominin hakim sektörü üçlü bir oluşumdur


Sanayi ekonomisinde otomotiv anahtar sektör konumundayken, yeni
ekonomide hakim ekonomik sektör diğer tüm sektörlerin refah yaratmasına
giden yolu teşkil eden bilgisayar, iletişim ve eğlence sanayilerinin
bütünleşmesiyle oluşan yeni medya sektörüdür. Bu bütünleşme tüm
sektörlerin temeli haline gelmeye başlamaktadır. Yeni medya tüm sanat
etkinliklerini, bilimsel araştırmaları, eğitimi ve işletmeleri
dönüştürmektedir. İnsanların iş yapma, çalışma, eğlenme, yaşama ve
düşünme yöntemleri değişmekte, en önemlisi bu yeni sektör tüketim ve
üretim faaliyetlerine ilişkin değerler üzerinde büyük bir etki
yapmaktadır. [xxxix] [xl]


8.Yeni ekonomi yenilik temelli bir ekonomidir.


Yeni ekonominin ilkesi ?kendi ürününün modasını kendin geçir?
olacaktır. Eğer yeni ve başarılı bir ürün geliştirilmiş ve piyasaya
sürülmüşse, hedefin bu ürünün daha gelişmişinin ortaya çıkarılması ve
ilk ürünün modasının geçirilmesi olması gerekir. Çünkü, eğer bu ürünü
üretici geliştirmezse, bir başkası, muhtemelen rakipler onu modası
geçmiş hale getireceklerdir. Mesela, Microsoft firmasında çalışan
teknoloji uzmanlarından birine göre, Microsoft Windows 95?i piyasaya
sürmekle gene kendi ürünü olan tüm zamanların en çok satan yazılımı olan
DOS?un modasının geçmesine neden olmuştur. Microsoft?un ürün ve
standartlarla rekabet içinde belirlediği ilkelerden biri şudur:
?Sürekli yeni ürün geliştir ve periyodik olarak eski ürünleri modası
geçmiş hale getir? [xl]
[xli]


Yenilik yapma günümüz rekabetinde başarılı olmanın belki de en önemli
faktörüdür. Aşağıdaki örnekler bu konuda çarpıcı gerçekler olarak
görülmektedir:


1.1960?ların başında fotoğraf makinası üreticisi Canon, Xerox?un tam
bir hakimiyet sağladığı fotokopi makinası piyasasına girdi. 1980?lerin
başlarında IBM ve Kodak aynı piyasaya girmek için başarısız bir çaba
içindeyken, Canon satış miktarında piyasa lideri olmuştu. 1997 yılı
itibariyle de Xerox?un hemen arkasından çok az bir farkla sektör
ikincisidir.


2.1972 yılında yarı iletken üreticisi Texas Instruments hesap
makinası piyasasına girmişti. O sıralarda piyasa Hewlett-Packard, Casio,
Commodore, Sanyo, Toshiba ve Rockwell  arasında paylaşılmış durumdaydı.
5 yıl içinde TI pazarda liderliği eline geçirmişti.


3.1982 yılında Gannet Inc. 1700 günlük gazetenin bulunduğu kalabalık
bir alana yeni bir günlük gazeteyle girdi. 1993 yılı itibariyle, USA
Today yaklaşık 5 milyon okuruyla en çok satan gazetelerden biri
olmuştur.


Aslında, bu örneklerde görüldüğü şekliyle sanayi liderine yapılan
hücumlar büyük ölçüde başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Başarılı olanlar
ise, piyasa paylarını önemli miktarlarda arttırmaktadırlar. Yapılan
incelemelerde bu işletmelerin başarılarının ardında sanayi kolunda
geçerli olan kuralı değiştirmiş olmaları görülmektedir. Başarılı
hücumların en temel faktörü ise stratejik yeniliktir. Yine, aynı
araştırmalara göre oturmuş bir sektörde lider yapılan hücumun başarılı
olmasında radikal teknolojik  yeniliğin rolü sanılandan daha düşüktür.
[xli] [xlii]


Yenilik yapmanın sağladığı başarıya verilebilecek örneklerden biri de
Hewlett-Packard firmasının kişisel kullanım için lazer ve daha sonra
ink-jet yazıcıları geliştirmesidir. 1984 yılında HP ilk LazerJet
yazıcısını piyasaya çıkardığında daha önce olmayan yeni bir piyasanın
oluşmasına sebep olmuştur. HP daha sonra sürekli olarak daha kullanışlı
ve daha ucuz yazıları piyasaya sürmeye devam etmiştir. LazerJet bugün
evrensel olarak tanınmış bir standart markadır ve HP?de yenilik
faaliyeti kesintisiz devam etmektedir.
[xlii]
[xliii]


9.Yeni ekonomide üretici ve tüketici  farkı belirsizleşmektedir


Kitle üretiminin yerini büyük miktarlarda müşteri isteklerine göre
üretimin almasıyla birlikte, üreticiler bireysel tüketicilerin zevk  ve
ihtiyaçlarına uygun özel mal ve hizmetler oluşturmak zorunda
kalmışlardır. Yeni ekonomide tüketiciler fiilen üretim sürecine katkıda
bulunabilmektedirler. Chrysler, özel müşteri siparişine bağlı olan bir
arabayı 16 günde imal edebilmektedir. Yeni bilişim teknolojileri
müşterilerin üreticiler ile daha fazla etkileşim içinde olmalarına imkan
sağlamaktadır.


10.Yeni ekonomi bir hız ekonomisidir. 


Dijital veriler üzerine kurulmuş bir ekonomide, işletme başarısı ve
iktisadi faaliyetler açısından hız anahtar bir değişkendir. Ürün hayat
çevrimleri süratle kısalmaktadır. 1990 yılında otomobillerin kavramdan
üretime dönüşmesi 6 yıl almaktaydı. Şu anda bu süre iki yıl
düzeyindedir. Hewlett-Packard?ın Bilgisayar Sistemleri Organizasyon
yöneticisi şu anda HP?ın gelirlerinin büyük bölümünün bir yıl önce var
olmayan ürünlerden elde edildiğini belirtmektedir. Eski ekonomide bir
ürünün belirli bir gelir düzeyine ulaşması onyıllar alabilmekteyken,
günümüzde tüketici elektroniği alanında tipik hayat çevrim süresi iki ay
kadardır.


Bugünün işletmesi çevresel bilişim akımına anında tepki verebilen
gerçek zamanlı bir işletmedir. Müşteri siparişleri elektronik yoldan
alınmakta ve eş zamanlı olarak işlenmekte ve ilgili fatura ve belgeler
elektronik yoldan geri yollanmakta ve veri tabanları sürekli
güncellenmektedir.


Elektronik veri değişimi (EDI) işletmenin dış çevresiyle eş zamanlı
bilgi alışverişinde bulunmasını sağlayan güçlü bir sistemdir. Ancak,
günümüzde web tabanlı etkileşimli ortamlar hızla EDI?nin yerini
almaktadır. Web teknolojisi yardımıyla işletmenin müşterileri ve yan
sanayisi ile eş zamanlı iletişim kurması extranet olarak
adlandırılmaktadır. Extranetlerin EDI?ye göre daha kullanıcı dostu ara
birimlere sahip olmaları ve daha fazla sorgulama imkanı vermeleri
gelecekte kullanımlarının artacağını göstermektedir.
[xliii]
[xliv]


11.Yeni ekonomi küresel bir ekonomidir


İki kutuplu dünyanın ayrışmasından sonra, iktisadi duvarların önemli
ölçüde ortadan kalktığı, dinamik, yeni ve değişken küresel bir çevre
ortaya çıkmıştır. Bu durum, yeni ekonominin yükselişiyle ilgilidir.
Peter Drucker?ın belirttiği gibi ?Bilgi sınır tanımaz?. Artık yerel veya
uluslararası bilgi diye bir şey bulunmamaktadır. Bilgi anahtar role
sahip olduğuna göre, bireysel örgütler ister ulusal, ister bölgesel
isterse yerel alanda faaliyet göstersin sadece bir tek dünya ekonomisi
bulunmaktadır.


12.Yeni ekonomi sosyal problemleri beraberinde getirmiştir


Yeni bir ekonominin eşiğinde, güç, güvenlik, eşitlik, kalite, iş
hayatı kalitesi ve demokratik sürecin geleceği gibi bir takım sorunları
beraberinde getiren yeni bir politik ekonominin başladığı da
görülmektedir. Çalışma hayatında bilgi işçilerinin gerektiği şekilde
yönetilememeleri, veya gereken bilgi, yetenek ya da motivasyona sahip
olmayan insanların hayat standartlarındaki azalmalar önemli problemler
olarak ortaya çıkacaktır. Hemen her sektörde teknolojinin hızlı bir
dönüşüm başlatması bir çok kurumda ciddi dirençlerin gösterilmesine
neden olacaktır. Gelişen teknolojilerin diktatör rejimler tarafından
kötüye kullanılması ve nükleer teknolojinin teröristlerce elde edilme
ihtimali, iletişim ağları ve bilişim teknolojisinin küçük devletlerce
yerel savaşlarda kullanılması ve benzeri bir çok sorun  yeni
ekonomilerde dikkate alınması gereken konulardır. 




 


[i] [ii] John Bessant,Managing
Advanced Manufacturing Technology,
Blackwell,
Manchester,1991,s.9-12


[ii] [iii] Alvin Toffler,Üçüncü
Dalga,
Çeviren:Ali Seden,Altın Kitaplar, İstanbul,1981,s.32-33


[iii] [iv] Alvin Toffler,
Heidi Toffler, Yeni Bir Uygarlık Yaratmak, Çeviren.Zülfü
Dicleli, İnkılap Kitabevi, İstanbul,1996,s.23


[iv] [v] Peter Drucker,Kapitalist
Ötesi Toplum,
Çeviren:Belkıs Çorakçı, İnkılap
Kitabevi,İstanbul,1994,s.16


[v] [vi] İ.Melih Baş,
?Dalgalarla Gelen Gelecek Kurgubilimci Guru: Alvin Tofler?,AD
Business Notebook, Mart 1998,s.28


[vi] [vii] Veysel
Bozkurt,Enformasyon Toplumu ve Türkiye,Sistem Yayıncılık,
İstanbul,1996, s.31-32


[vii] [viii] Don
Tapscott,The Digital Economy,Mc Graw Hill, New York,1996,s.43
vd.


[viii] [ix] Tarik
A.Fathy,Telecity:Information Technology and Its Impact on City
Form
,Praeger, New York,1991,s.25


[ix] [x] James A.Senn,Information
Technology in Business,
Prentice Hall Int, New Jersey,1995,s.9


[x] [xi] Veysel
Bozkurt,a.g.e,s.34-38


[xi] [xii] Stuart
Carruthers, Simon Smith, ?Challenge of The Information Society?Information
Services and Use,Vol.17,No.4,1997,s.226


[xii] [xiii] P.Drucker,
Kapitalist Ötesi Toplum,s.18


[xiii] [xiv] Herbert
S.Dordick, G. Wang,The Information Society, Sage
Publications, Newbury Park, 1993, s.28


[xiv] [xv] Richard
Pastore, ?Competing Interests? Interview with M.E.Porter, CIO
Magazine, October 1995,www.cio.com


[xv] [xvi] Stuart
Carruthers, Simon Smith, a.g.e,s.226


[xvi] [xvii] J.A.Senn,a.g.e,s.12


[xvii] [xviii]
T.W.Malone,J.F.Rockart, ?How Will Information Techology Reshape
Organizations? Computers As Coordination Technology?
S.P.Bradley
vd,a.g.e,s.37


[xviii] [xix] George
Orwell,1984,the New American Library,27.baskı,New
York,1962,s.260-261


[xix] [xx] Nabi Avcı,Enformatik
Cehalet,
Rehber Yayınları,İstanbul,1990,s.132-133


[xx] [xxi] Cees
J.Hamelink, ?Enformasyon Devriminden Sonra Yaşam Sürecek mi??Der.Yusuf
Kaplan, Enformasyon Devrimi Efsanesi,Rey Yayınları,
İstanbul,1991,s.21


[xxi] [xxii]
H.S.Dordick,G.Wang,a.g.e,s.15


[xxii] [xxiii] Esther
Dyson,? Looking Ahead:Implications Of The Present Mirror, Mirror
On The Wall?
, Harvard Business Review,September-October
1997,s.24


[xxiii] [xxiv] Boris
Frankel,Sanayi Sonrası Ütopyalar,Çev.Kamil Durand,Ayrıntı
Yayınları,İstanbul,s.16


[xxiv] [xxv] Lester C.Thurow,Kapitalizmin
Geleceği,
Çev.Serpil Demirtaş,Nebil İlseven,Sabah Kitapları,
İstanbul,1997,s.73


[xxv] [xxvi] Djoen
S.Tan, Aad A.Uijttenbroek, ?Information Infrastructure Management:
A new Role For IS Managers?
Information Systems Management, Fall
1997, s.34


[xxvi] [xxvii] Stuart
Carruthers, Simon Smith,a.g.e, s.225


[xxvii] [xxviii] W.Chan
Kim,Renee Mauborgne, ?Fair Process:Managing in The Knowledge
Economy?
Harvard Business Review, July-August 1997,s.71


[xxviii] [xxix]
D.S.Tan,A.A.Uijttenbroek,a.g.m,s.34


[xxix] [xxx] Doug
Aldrich,Patrick Mc Hugh, ?Content Crisis? Information
Strategy, September 1997,s.18


[xxx] [xxxi] Don
Tapscott,The Digital Economy,s.44 vd


[xxxi] [xxxii] Ikujiro
Nonaka, ?The Knowledge Creating Company? Harvard Business
Review,November-December 1991, s.96-97


[xxxii] [xxxiii] Halime
İnceler,Teknoloji Yönetimi,Alcatel,Desnet
Yayınları,İstanbul,1998,s.252


[xxxiii] [xxxiv] Tom
Peters,Liberation Management,Pan Books,London,1993,s.116


[xxxiv] [xxxv] Tom
Davenport, ?The Virtual and The Physical?CIO Magazine,
November 1995,www.cio.com


[xxxv] [xxxvi] Don
Tapscott,a.g.e,s.53


[xxxvi] [xxxvii] Luc
Van Aelst, ?Taxing Cyberspace?, Information Strategy, June
1997,s.53


[xxxvii] [xxxviii]
Aykut Göker,Bilim,Teknoloji,Sanayi Üçlemesi,Sarmal
Yayınları,İstanbul,1995,s.150-151


[xxxviii] [xxxix]
Yurdakul Ceyhun, M.Ufuk Çağlayan,Bilgi Teknolojileri Türkiye İçin
Nasıl Bir Gelecek Hazırlamakta,
Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları, Ankara, 1997,s.35


[xxxix] [xl] L.Thurow,a.g.e,s.73


[xl] [xli] Michael
A.Cusumano,Richard W.Selby,Microsoft Secrets,Free Press,New
York,1995,s.145


[xli] [xlii]
Constantinos Markides, ?Strategic Innovation? Sloan
Management Review, Spring 1997,s.9


[xlii] [xliii] David
Packard,The HP Way,Harper Business,New York,1995,s.115-118


[xliii] [xliv] Tom
Walgium, ?What are Extranets?? CIO Magazine,March
1998,www.cio.com

Not: (Bu yazı Verimlilik Dergisi,1999/I
sayısında yayınlanmıştır)